Merkantilist ekonomi tezleri der ki birilerinin zenginliği bir diğerlerinin yoksulluğu oranındadır.
Merkantilist iktisatçılar, dünyanın zenginliğinin sabit olduğunu ve değiştirilemeyeceğini iddia ederler ki bireyler ya da ulusların zenginliğini sahip olunan altın ve gümüşle ölçersek haklı sayılırlar.
Çünkü altın ve gümüş gibi madenler üretilemeyen ve dünya da sınırlı madenlerdir. Haliyle zenginleşmek bir diğerinden alıp onları yoksullaştırmak anlamına gelir.
Dolayısıyla zenginliğinize bedel başkasının yoksulluğudur.
Elbette altını zenginlik sanmaya ödenen bedel başkasının yoksulluğuyla sınırla kalmaz. Merkantilistlerin ıskaladığı; altının veya paranın zenginlik değil sadece bir değişim aracı olduğu gerçeğidir.
Altın veya parayı üretimde; yiyecek, giyecek, teknoloji, barınma, sağlık ve insanın refah ve konforuna ne denli kullanabildiğinizdir zenginliğinizi belirleyen.
Mitolojinin konusu Frigya Kralı Midas’ın hani şu eşek kulaklı Midas’ın, hikayesini az buçuk biliyorsunuzdur.
Şarap Tanrısı Dionysos’tan dokunduğu her şeyi altına dönüştürme kudretini isteyen Midas’ın dileği gerçek olunca, o dileğin ve zenginlik arzusunun nasıl bir lanete dönüştüğünü görürüz.
Midas, yemeğe oturup ağzına götürmek için eline aldığı her şey altına dönünce aç kalır. Özlemle kucakladığı kızı soğuk cansız bir altına dönünce Midas ben ne yaptım diye başına taşlara vurur ama o taşlarda altına döner.
Nihayetinde altınlarla bezeli bir yoksulluk ve yoksunluğa boğulan Midas, laneti kaldırsın diye Dionysos’a yalvarır ve Dionysos, ona Paktolos nehrinde yıkanarak lanetten kurtulabileceğini söyler. Midas yıkanır ve altının lanetinden kurtulur.
Merkantilistler ve Midas aynı yanılgıyı yaşamıştı ama maalesef o yanılgı günümüzde de devam ediyor. Öyle olmasa onca servetlerine rağmen hala altın ve para edinmek için türlü ahlaksızlığı meşru gören fon soruşturmasının doyumsuz açları olur muydu?
Olmazdı. Kimi zaman onların zenginliğine karşı yoksulluk içerisinde hastalık, işsizlik, şiddetle boğuşan onca insanın hikayesini onlarla dillendirmeye gerek var mı?
Ortada olan bir gerçek var. Üretmeden çaldılar emekçiden çaldılar, çiftçiden çaldılar, geleceğimizden çaldılar. Onlar alıp zenginleşti biz yoksullaştık.
Şimdi geri getirin diyorlar. Getirin ki yaptığınız yanınıza kar mı kalsın? Belli ki kalıyor.










