Mustafa Burak Aydın Yazıları

Mustafa Burak Aydın
Mustafa Burak Aydın
Yazarın Profili
24.09.2026 22:36

Bir tandır yolculuğu

Haber Detay Image

Yakın zamanda Almanya’da yaşayan bir dostum aradı, ilgimi çekebileceğini düşündüğü bir haberden bahsetti ve bir soru sordu: İnsan sılasından gurbetine ne taşımaz?

Elbette sorunun kapsamı çok genişti ve cevap vermesi güçtü. Bunun için birçok şey sayabilirdim ama aramızdaki samimiyete güvenip, beni uğraştırma sadede gel, dedim.

Bir tandır dedi. Ne var bunda dedim, gurbette yaşayan 10 doğu kökenli vatandaşımızın valizine bakın en az altısında tandır ekmeği vardır, dedim.

Yok öyle değil tandır ekmeğini değil, tandırın kendisini üşenmeyip 4 bin 500 kilometre pikabının bagajında götürenini duydun mu dedi ve sonra haberin linkini attı bana.

Almanya’da yaşayan Feyzullah Oktay isimli Batmanlı vatandaş, 9 yıl önce pikabının bagajına yüklediği tandır fırınını, üç gün boyunca 4 bin 500 kilometre yol kat edip, Bulgaristan, Sırbistan, Macaristan, Slovenya, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti’nin sınırlarını aşıp Almanya’da yaşadığı evinin bahçesine kurmuş.

Niçin mi? Sadece sıcak bir tanır ekmeği için değil elbette, sadece o tandırda odun ateşinde pişirip yiyeceği kelle paça ve benzeri et yemekleri için de değil.

Belki daha yakın ülkelerden de benzeri temin edebilirdi. Belki toprağını alıp Almanya’da birine o toprağın çamuruyla tandırını da yapabilirdi ama hiç biri onun özlemini gidermedi, gidermeyecekti.

O büyüdüğü güneşiyle kavrulup toprağına bulandığı o topraklarda o taprakların kendiyle yoğrulmuş bir tandırın ekmeğini ve ateşini istiyordu.

19. Yüzyılda yaşamış Alman bir filozof “Der Mensch ist, was er isst” demişti bundan haberi yoktu belki ama iliklerine kadar yaşamış ve biliyordu “İnsan her ne yiyorsa odur.” Demişti Ludwig Feuerbach 1850 yılında yazdığı Doğa Bilimleri ve Devrim adlı kitabında.

Belki de o Feuerbach’ın kastettiği devrimin devrimcisi de Feyzullah Oktay’dı. Arkadaşıma sordum, tanıyor musun bu devrimciyi dedim, evet dedi.

Türkiye’den, Batman’dan Almanya’ya tandır götüren ilk ve tek kişiydi. Neden diye sordurdum, onca zahmete değer miydi diye merak ediyordum.

Tek bir cümlesi bütün o çabayı özetliyordu: “Biz toprağını tanıdık ama bu toprak bizi tanımadı, tanımıyor.”

Yazarın Yazıları