Bir çoğumuzun, hayatının bir evresinde düş ve gerçeklik temelinde düşünmeye ve düşündüklerini hayatı temelinde anlamlandırmaya çalıştığı zamanların en bildik paradokslarından biridir: Rüyalarımız gerçeğimiz gerçekliğimiz ise rüyalarımız olabilir mi?
Bunu, elbette bilimsel çerçevede tartışmak yerine abukluk ve
subukluk temelinde konuşmuş ve keyifli gevezelikler etmişizdir hepimiz.
Bir basamak yukarı çıkanlarımız Descartes’in “Düşünüyorum
öyleyse varım” deyip varlığının düşten fazlası olduğuna inanmışızdır. Ama bu
önceki soruya cevap sayılamaz ki varım ama hangisiyim düşteki ben mi gerçeklik diye
yaşadığımız ben mi?
Solipsizm derki “Bir tek ben varım” Benim dışımdaki herşey,
insanlar ve diğer varlıklar yani benim dışımdaki hayatın tamamı benim kurgum
olabilir.
Bencilliğin Nirvana’ya varmış boyutu gibi görünüyor değil
mi?
Bu bakış açısına göre, kişi kendi dışındaki dünyayı, bütün
unsurları ile bütün bir dünyayı, duyuları aracılığıyla algılıyor ise ve
duyularımızın da yanıltıcı olma olasılığı varsa insan bir tek kendi varlığından
emin olabilir denilebilir mi?
Bu düşünce insanı, sadece kendi varlığını kutsamaya ve geri
kalan bütün bir varlık evrenini, kendi hayal gücünün yansıması olarak görmeye
götürür ki bu kaosa ve ahlaki bir çürümeye kaynaklık eder.
Sizin dışınızda, bütün bireyleriyle koca bir toplumun hayalinizin
ürünü olduğunu düşünmeye başladığınızda, sizi öldürmekten, çalmaktan ve tüm
diğer günahlardan caydıracak bağlayıcı hiçbir ahlaki değer kalmaz.
Varoluş ve yabancılaşma konulu okuduğum birçok eserde,
kişinin içe dönük tutsaklığı bu solipsist bencilliğin ürünüdür.
Gerek edebiyat ve felsefede bilhassa Albert Camus ve Jean-Paul
Sartre’da yerel ölçekte de Oğuz Atay’da okuyabileceğiniz solipsist bencilliği, başta
Matrix olmak üzere çeşitli film örneklerinde de görebiliriz.
Tüm bunlarla birlikte siyasette de üstü örtük bir solipsist
ahlaksız bencilliğin daha görünür olmaya başladığını düşünüyorum.
ABD ve İsrail’in sadece kendi varlıklarını kutsayıp tüm
dünyayı kaosa ve cinnete kurban edebilecek denli ileri gitmesi başka nasıl
tanımlanabilir ki?









