Belki de son yılların en sönük 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı geçirdik. Okullarda önü alınamayan şiddet olayları öyle bir boyuta vardı ki en son kurban verdiğimiz masum çocuklarımızı görmezden gelerek coşku dolu bir bayram yaşamak ve yaşatmak kimsenin içinden gelemezdi elbette.
Malumunuz zaten birçok ve okulda bayram kutlamalarında planlanan
eğlence törenleri iptal edildi. En fazla birkaç şiir okunarak ve kısa metinler
okunarak geçiştirildi.
İzmir’in Çiğli ilçesinde yaşanansa ibretlik bir olaydı. Ama
biz yine de ibret almaktan uzağız her zaman ki gibi. 9 masum canı kurban
vermekten ibret alamamış bir toplum olarak birkaç velinin 23 Nisan
kutlamalarında birbirine bıçakla saldırmasından mı ibret alacağız?
Yok parodi skeç değil. Alıp başını hepimizi sarıp sarmalayan
şiddet olaylarının canlandırıldığı bir tiyatro hiç değil ki şiddetin ne lanet
bir şey olduğunu anlatalım çocuklara.
Yer İzmir’in Çiğli ilçesi. Bir okulda düzenlenen 23 Nisan
kutlamalarında, veliler arasında kavga döğüş hatta iddia o ki sözüm ona
çocuklarını şiddetten korumaya çalışan veliler onca çocuğun karşısında
birbirilerine girdi ve hatta birbirlerine bıçaklarla saldırdı.
Bir de olay sonrası ortaya çıkan görüntülerde veliler
yetersiz güvenlik tedbirlerinden yakınmıyor mu? Sorarım size: Hangi düzeyde,
nasıl bir güvenlik tedbiri bu toplum kılcal damarlarına kadar inmiş bu şiddeti
önleyebilir?
Özellikle Kahramanmaraş’ta bir çocuk eliyle yaşanan
katliamda en çok neyi konuştuk konuşuyoruz? Katliamı gerçekleştiren çocuğu ve
ailesini, yok çocuk şöyleymiş de böyleymiş de, annesi babası şuymuş da buymuş.
Ne zaman ki biz şiddeti failin ve ailesinin kimliğine
sıkıştırmaktan vazgeçebilirsek o zaman; el birliğiyle yarattığımız şiddet
kültürünün sebep ve kaynaklarını anlayabiliriz. Anladıktan sonra, insanı,
hayvanı, doğası, kadını, erkeği, çocuğu her bir canlı türünü kurban verdiğimiz
bu şiddetin kaynağını kurutabilir sebeplerini ortadan kaldırabiliriz.
Aksi halde her olaydan sonra yaşadığımız yüksek ölçekte
kaygı ve tedirginliklerle, ete kemiğe bürünmeyen göstermelik tedbirlerle, şiddetin
dejavusunu yaşamaktan kurtulamayız.









