Mutfak sadece karın doyurulan bir alan değildir. Mutfak bir şifa merkezidir. Kullandığımız her malzeme, her ekipman, her pişirme yöntemi sağlığımıza doğrudan etki eder. İşte bu noktada kadim bir madenle yeniden tanışma zamanı: bakır.
Tarih boyunca Anadolu ve Mezopotamya topraklarında bakır kaplar yalnızca yemek pişirmek için değil, sağlığı korumak için de kullanılmıştır. Osmanlı saray mutfağında bakır tencerelerin tercih edilmesi tesadüf değildir; bu seçim hem lezzet hem sağlık temellidir.
Bugün Batı dünyasında ve gastronomi trendlerini yakından takip eden ülkelerde bakır yeniden yükselişte. Yıllardır bizim kültürümüzde olan bu değer, şimdi dünyada yeniden keşfediliyor.
Bakırın Vücudumuza Katkısı
Bakır, insan vücudunda eser miktarda bulunur; ancak etkisi büyüktür.
Bağışıklık sistemini destekler.
Demirin emilimini artırarak kansızlık riskinin azaltılmasına katkı sağlar.
Kolajen üretiminde rol oynar; cilt, kemik ve eklem sağlığını destekler.
Antioksidan etkisiyle hücreleri korur.
Sinir sistemi fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur.
Eskiden sabahları bakır kapta bekletilmiş su içme geleneği vardı. Bu gelenek bugün yeniden hatırlanmalı; ancak bilinçli ve doğru ekipmanla uygulanmalıdır.
Lezzette Fark Yaratan Maden
Bakır tencereler ısıyı eşit ve hızlı dağıtır. Bu özellik özellikle şerbet, reçel, sos ve yavaş pişen et yemeklerinde büyük avantaj sağlar.
Çelik, alüminyum, döküm ve çinko ekipmanlara kıyasla bakır; ısı iletim performansı sayesinde pişirme kontrolünü artırır ve lezzeti belirgin şekilde yükseltir. Bu farkı profesyonel şefler çok net hisseder.
Geçtiğimiz günlerde gastronomi dünyasının önemli isimlerinin katılımıyla bakır temalı özel bir buluşma gerçekleştirildi. Yemek araştırmacısının ev sahipliğinde düzenlenen gecede bakır tencerelerde hazırlanan buğday çorbası, altüst böreği, kuzu incik yahnisi ve nar şerbeti misafirlere sunuldu.
Gecede gastronomi sektöründe isim yapan birçok değerli şef yer aldı:
Mehmet Kudat, Fırat Kaptan, Kayhan Tarhan, Reşat Aydın, Recep İncecik, Murat Alan, Ayvaz Akbacak, Mehmet Fatih Kalaycıoğlu, Ümit Özdemir, Erdal Türksoy, Turgut Gülen, Gülay Sarı, Naim Bilginoğlu, Hayrettin Türkoğlu, Betül Tokpunar, Erkan Güneş ve Serdar Balta.
Üç kuşaktır bakır geleneğini sürdüren Chef Recep İncecik ve bakır kültürünün yaygınlaşmasına katkı sunan Gülay Sarı da bu buluşmada bakırın hem sağlık hem gastronomi açısından önemine dikkat çekti. Geleneksel üretimi yaşatan Bakır Sepeti, bakırı yeniden mutfakların merkezine taşıma konusunda önemli bir rol üstleniyor.
Bakır mı, Bakır Görünümlü Mü?
Burada kritik bir uyarı yapmak gerekir.
Günümüzde "bakır soslu" ya da bakır görünümlü çelik gereçler yaygınlaşmıştır. Bu ürünler çoğu zaman yalnızca kaplamadır ve gerçek bakırın performansını sunmaz.
İç yüzeyi kalaylanmış gerçek bakır kaplar güvenlidir.
Kalay aşındığında mutlaka yenilenmelidir.
Asidik yiyecekler kaplanmamış bakırda uzun süre bekletilmemelidir.
Sağlık söz konusuysa estetik değil, kalite öncelikli olmalıdır.
Bakır bizim yüzlerce yıllık geleneğimizdir. Dün bizim soframızdaydı; bugün dünya onu yeniden keşfediyor.
Sağlığına ve lezzete önem veren herkes bakır ile tanışmalı; ancak doğru bilgi ve doğru üreticiyle hareket etmelidir.
Unutmayalım:
Doğru tencere, doğru pişirme, doğru sağlık…
Mutfak şifanın başladığı yerdir.
Gastronomi Yazarı
Chef Mehmet Kudat









