Hitit'ten Bugüne: Bir Medeniyetin Mutfak ve Tarih Yolculuğu
Binlerce yıl önce Anadolu'nun kalbinde yükselen Hitit uygarlığı, yalnızca siyasal ve askeri gücüyle değil, aynı zamanda günlük yaşam pratikleri, inanç ritüelleri ve —belki de en insani yönüyle— yemek kültürüyle de insanlık tarihine damgasını vurdu. Bu medeniyetin sofralarından günümüze kadar uzanan izleri takip ettiğimizde, geçmişin zengin mirasıyla bugünün kültürel yemek alışkanlıkları arasında çarpıcı köprüler kurarız.
Hititler, M.Ö. 17. yüzyıldan M.Ö. 12. yüzyıla kadar Anadolu'nun geniş bir coğrafyasına hükmetmiş ve bölgede gelişmiş bir tarımsal üretimle birlikte zengin bir mutfak kültürü oluşturmuşlardır. Arkeolojik ve tarihsel veriler, Hitit mutfağının et, süt ürünleri, tahıl ve doğal ürünlerin temelini oluşturduğunu; özellikle ekmeğin ve tahılların günlük yaşamda çok önemli bir yeri olduğunu gösterir. Hititlerin ekmek çeşitliliği şaşırtıcıdır; tarihte bile farklı şekillerde pişirilen yüzlerce ekmek çeşidine dair ifadeler bulunmuştur. Ayrıca, şarap gibi fermente içeceklerin, bal, soğan ve aromatik baharatların da dönemin yemek kültüründe önemli olduğu anlaşılmaktadır.?
Bu erken dönem beslenme kültürü, Anadolu'nun karakteristik yerel ürünleri ve yöntemleriyle harmanlanarak bugünkü Türk mutfağının temel taşlarından birini oluşturur. Bugün İstanbul'da bazı şeflerin Hittite temalı menüler hazırlayarak bu eski tatları yeniden sunduğu projeler, binlerce yıl önceki lezzetleri çağdaş sofralara taşıma çabasını yansıtır.?
Ancak Hitit uygarlığını anlamak yalnızca mutfağıyla sınırlı kalmaz; bu kültürün yazılı belgeleri, geçmişe ışık tutan eşsiz kaynaklardır. Hititler, ticaret anlaşmalarını, dini ritüelleri, günlük bürokrasi kayıtlarını ve hatta yiyecek dağılımını kaydetmek için çivi yazılı tabletleri kullandılar. Bu tabletler çoğunlukla kil üzerine yazılmıştır ve Anadolu'da Hattuşa (günümüz Boğazkale) merkezli büyük bir arşiv oluşturmaktadır. Bu çivi yazılı tablet arşivi, Hittite uygarlığının en temel kaynaklarından biridir ve on binlerce belge Hattuşa arşivinden elde edilmiştir.?
Türkiye'de Anadolu'da yapılan kazılarda tablet kırıntılarına rastlanmış olsa da, çok sayıda orijinal tablet günümüzde yurtdışındaki koleksiyonlarda muhafaza edilmektedir. Özellikle İngiltere'deki British Museum gibi kurumlarda Hittit dönemine ait tabletler görülebilir; örneğin bir Barış Antlaşması'na dair çivi yazılı tablet Britanya Müzesi koleksiyonundadır.?
Çorum Arkeoloji Müzesi gibi yerlerde de dolaylı izler ve ilgili eserler görülebilir; bu müzelerde dönemin malzemeleri ve objeleri ziyaretçilere tarihin derinliklerini anlatır.? Öte yandan Türkiye'de yazılı tablet koleksiyonları üzerinde sürdürülen projelerde, tabletlerin 3 boyutlu taraması ve yapay zeka ile okunması gibi modern yöntemlerle çözümler artırılmaktadır.?
Hitit tarihinin büyük bir kısmı, çivi yazılı belgeler aracılığıyla biliniyor: kraliyet kayıtları, ticaret yazışmaları, hukuki metinler ve ritüel listeleri binlerce belge olarak günümüze ulaşmıştır.? Bu metinler sayesinde Hititlerin yalnızca politikalarını değil, günlük yaşamlarını ve beslenme biçimlerini de düşünme imkânı buluyoruz.
Hitit uygarlığından sonraki binyıllarda coğrafyamızda varlık gösteren diğer büyük medeniyetler —Babil, Asur ve sonrasında Antik Roma— da yemek kültürü açısından zengin gelenekler geliştirdi. Babil toplumunda, bilinen en eski tarifler arasında yer alan çivi yazılı yemek tabletleri Babil mutfağını betimler; örneğin Yale Üniversitesi koleksiyonunda bulunan tabletler, binlerce yıl öncesine ait etli yahni tariflerini içerir.?
Antik Roma'da ise Akdeniz'in "üçlü temel ürünü" olarak adlandırılan buğday, üzüm ve zeytin hattı, Roma yemek kültürünün eksenini oluşturdu; zengin soslar, balık ve et çeşitleri ile gastronomik çeşitlilik ortaya çıktı.? Roma mutfağı, yalnızca yemek pişirme teknikleriyle değil, yemek sunum ve ritüelleriyle de kültürel bir etki yarattı: ziyafetler, ritüel toplanmalar ve hatta yemeklerde karşılıklı saygı gösterileri, kimi kaynaklarda "yemeğin kutsallığı" olarak yorumlanabilecek davranışların izlerini taşır. Bu, geçmişte yemek etrafında oluşan sosyal davranışların kökenine dair bize ipuçları verir.
Bugün, Anadolu topraklarında Hittite'den Osmanlı'ya, Roma'dan Bizans'a uzanan çok katmanlı rezervuarlarda yemek kültürü insanı günlük yaşamdan ritüellere, savaş ve barış tanımlarından toplumsal ilişkilere kadar etkileyen bir kültürel süreklilik oluşturmuştur









