Emre Sağıroğlu Yazıları

Emre Sağıroğlu
Emre Sağıroğlu
Yazarın Profili
17.10.2026 21:07

EDREMİT’TEN TÜRKİYE’YE BİR GASTRONOMİ MESAJI: 3. FESTOLIVE

Haber Detay Image


Zeytinyağının başkentinde yalnızca bir festival değil, bölgenin geleceğine yapılan önemli bir yatırım vardı.

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen FestOlive Edremit Zeytinyağı ve Tadım Festivali’nde, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da bulunma fırsatı yakaladım. Dört gün boyunca hem zeytinyağının eşsiz dünyasını deneyimledik hem de Edremit’in misafirperverliğine, gastronomi potansiyeline ve bölge insanının bu organizasyona duyduğu heyecana yakından tanıklık ettik.

Bir restoran işletme danışmanı, gastronomi yazarı ve yıllardır Türkiye’nin farklı bölgelerindeki organizasyonları takip eden bir sektör profesyoneli olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: FestOlive, doğru planlandığında gastronomi festivallerinin bir şehir için ne kadar büyük bir değer yaratabileceğini gösteren başarılı bir örnek oldu.

Zeytinyağının hikayesini yerinde yaşamak

Edremit, zeytin ve zeytinyağı kültürüyle ülkemizin en kıymetli bölgelerinden biri. Burada zeytinyağı yalnızca sofraya gelen bir ürün değil; toprağın, emeğin, geleneğin ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültürün karşılığı.

Festival kapsamında zeytin topladık, topladığımız zeytinlerin soğuk sıkım sürecini yerinde deneyimledik. Ardından elde edilen zeytinyağını tadarak aromalarını, kokusunu ve lezzetini keşfettik.

Bir ürünü yalnızca tüketmekle onu meydana getiren süreci yaşayarak öğrenmek arasında büyük fark var. Zeytinin dalından sofraya uzanan yolculuğunu görmek, zeytinyağına bakışınızı değiştiriyor.

Bence bu tür etkinliklerin en kıymetli tarafı da tam olarak bu. Gastronomiyi yalnızca yemek yemekten ibaret görmeyen, üreticiyi, toprağı, emeği ve ürünü bir araya getiren bir anlayış ortaya koyuyor.

Özellikle Edremit dışında yaşayan, zeytin ve zeytinyağının üretim sürecini yakından tanımayan herkese bu tür festivalleri ziyaret etmelerini tavsiye ediyorum.

Başarılı bir festival, şehrin tamamına değer katar

FestOlive’ı benim açımdan özel kılan konulardan biri de organizasyonun kapsamı ve profesyonelliğiydi.

Festivalde gastronomi uzmanları, mutfak şefleri, gazeteciler, gurmeler ve influencerlar bir araya geldi. Ancak bu buluşmanın etkisi yalnızca festival alanıyla sınırlı kalmadı.

Bölgedeki restoran işletmeleri, butik oteller, termal oteller ve diğer işletmelerle yaptığım sohbetlerde organizasyona yönelik memnuniyeti görmek beni ayrıca mutlu etti.

Çünkü bir gastronomi festivalinin başarısını yalnızca katılımcı sayısıyla veya sahnedeki etkinliklerle ölçemezsiniz. Asıl başarı, o organizasyonun bölge ekonomisine, esnafına, üreticisine, konaklama sektörüne ve şehrin tanıtımına ne kadar katkı sağladığıyla ortaya çıkar.

Türkiye’nin farklı şehirlerinde pek çok festival ve gastronomi organizasyonuna katılıyorum. FestOlive’ın planlamasını, katılımcı profilini ve bölgeyle kurduğu bağı değerlendirdiğimde ülkemizdeki başarılı organizasyonlar arasında ilk sıralarda yer alabilecek bir çalışma olduğunu düşünüyorum.

Elbette her organizasyonun gelişmeye açık yönleri vardır. Önemli olan, mevcut başarıyla yetinmemek ve bir sonraki yıl için daha iyisini hedeflemektir. Edremit’te gördüğüm yaklaşım da tam olarak buydu.

Ahmet Çetin Başkan’a özel teşekkür

Bu organizasyonun arkasındaki emeği ve planlamayı özellikle vurgulamak istiyorum.

Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin’in festivale verdiği emek, ortaya konulan organizasyon anlayışı ve bölgenin değerlerini tanıtma konusundaki çabası takdiri hak ediyor.

Kendisine, Edremit’in zeytinyağı kültürünü daha geniş kitlelere ulaştırmak ve bölge ekonomisine katkı sağlamak adına gösterdiği gayret için teşekkür ediyorum.

Festivallerin sürdürülebilir olması, her yıl üzerine yeni değerler koyarak büyümesi büyük önem taşıyor. Edremit’te görüştüğüm yerel işletmelerin ve sektör temsilcilerinin şimdiden gelecek yılın daha iyi olması için fikir üretmesi, bu organizasyonun bölgede karşılık bulduğunun önemli bir göstergesi.

Dileğim, FestOlive’ın önümüzdeki yıllarda ulusal ve uluslararası ölçekte daha fazla ses getiren, Edremit’i zeytinyağı turizmiyle özdeşleştiren bir organizasyona dönüşmesi.

Edremit’in misafirperverliği unutulmazdı

Bu güzel organizasyon vesilesiyle bizleri ağırlayan, destek veren ve misafirperverliklerini esirgemeyen herkese teşekkür etmek istiyorum.

Olvida's zeytinyağlarının sahibi Emre Akdoğan’a, Şık Süt Genel Müdürü Nurdan Hanım’a, Bigmammas Güre şubesinin sahibi Furkan Bey’e ve Abdullah Bey’e teşekkür ediyorum.

Ramada Resort Kazdağları’nın sahibi, değerli üstadım Avukat Mehmet Öngen’e de ayrıca teşekkürlerimi iletiyorum.

Ancak dört gün boyunca bizi otellerinde ağırlayan Astyra Sunset Home ailesine özel bir parantez açmak istiyorum.

Mehmet Can Özgergin ve Fatma Özgergin’e içten misafirperverlikleri, samimi yaklaşımları ve misafir memnuniyetini merkeze alan işletme anlayışları için gönülden teşekkür ediyorum. Bir işletmenin başarısında fiziksel imkanlar kadar insan ilişkilerinin ve samimiyetin de ne kadar belirleyici olduğunu burada bir kez daha gördüm.

Bazen bir işletmeyi unutulmaz kılan yalnızca sunduğu hizmet değil, size kendinizi nasıl hissettirdiğidir. Astyra Sunset Home’da yaşadığımız deneyim bunun güzel örneklerinden biriydi.

Gastronomi turizmi, şehirlerin geleceğidir

Bugün Türkiye’de gastronomi turizmi üzerine daha fazla konuşmamız, yerel ürünlerimizi uluslararası standartlarda tanıtmamız ve üreticilerimizi desteklememiz gerekiyor.

Bir şehrin kendine özgü ürünü varsa bu, yalnızca ekonomik bir değer değil, aynı zamanda güçlü bir turizm potansiyelidir. Zeytin ve zeytinyağı da Edremit için tam olarak böyle bir değer taşıyor.

Doğru organizasyon, güçlü tanıtım, nitelikli konaklama, iyi restoranlar ve yerel üreticilerin iş birliğiyle Edremit yalnızca zeytin hasadı döneminde ziyaret edilen bir bölge olmaktan çıkabilir. Yılın farklı dönemlerinde gastronomi meraklılarını, yerli ve yabancı turistleri ağırlayan önemli bir destinasyona dönüşebilir.

FestOlive’ın bu hedefe katkı sağlayabilecek güçlü bir başlangıç ve gelişen bir organizasyon olduğunu düşünüyorum.

Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, festivalin önümüzdeki yıllarda daha da büyümesini diliyorum.

Çünkü bir şehrin değerlerini tanıtmak, yalnızca o şehri değil, Türkiye’nin gastronomi mirasını da dünyaya anlatmaktır.

Yazarın Yazıları