Emre Sağıroğlu Yazıları

Emre Sağıroğlu
Emre Sağıroğlu
Yazarın Profili
19.07.2026 10:36

Restoran Sektöründe Kriz Kontrolden Çıktı: Freni Patlamış Kamyon Gibi İlerliyor

Haber Detay Image

Restoran Sektöründe Kriz Kontrolden Çıktı: Freni Patlamış Kamyon Gibi İlerliyor

Her yıl olduğu gibi bu yıl da nisan ayında başlayan yaz sezonu hareketliliği, ne yazık ki 2026’da büyük bir hayal kırıklığına dönüştü. Türkiye’nin dört bir yanından Ege ve Akdeniz’e çalışmaya giden mutfak ve salon personellerinin önemli bir kısmı, daha sezonun başında umduklarını bulamadı. İşletmeler peş peşe küçülmeye gitti, sözleşmeler iptal edildi ve birçok çalışan sezon bitmeden evlerine geri dönmek zorunda kaldı.

Pandemi döneminde sektörümüz binlerce nitelikli çalışanını kaybetti. O insanları yeniden restoran sektörüne kazandırabilmek için yıllardır büyük mücadele veriyoruz. Ancak bugün geldiğimiz noktada yaşanan tablo, pandemi dönemini bile aratacak kadar ağır bir krize işaret ediyor. Artık bu gidişatı durduracak somut adımların atılması gerekiyor.

Ne yazık ki büyük bir “başarıya” imza attık. Hem yerli turisti hem de yabancı turisti turizm bölgelerinden uzaklaştırmayı başardık. Daha turist ülkeye adımını atar atmaz başlayan fahiş fiyat uygulamaları; takside, otelde, restoranda, çarşıda ve pazarda devam ediyor. “Bire bir kazanayım” anlayışı yerini “bire on kazanayım” hırsına bıraktı. İşte bugün yaşadığımız tablonun en önemli nedenlerinden biri de bu.

Türkiye’nin göz bebeği olan Kapalıçarşı’da, Eminönü Meydanı’nda artık elinde simit ve ayranla dolaşan turistleri görüyoruz. Marketten aldığı suyu matarasına doldurarak gezen insanlar görüyoruz. Çünkü biliyorlar ki bir büfeden alacakları yarım litrelik suya 50 TL, orta seviyedeki bir restoranda yiyecekleri bir yemeğe ise kişi başı yaklaşık 2.000 TL ödemek zorunda kalacaklar.

Evet; kira pahalı, enerji pahalı, personel maliyetleri yüksek, KDV yükü ağır. Paket servis komisyonları, kurye maliyetleri ve birçok farklı gider işletmeleri ciddi şekilde zorluyor. Ancak bütün bu maliyetleri topladığınızda bile 100 TL’ye mal edilen bir ürünün 1.000 TL’ye satılmasını açıklamak mümkün değil.

Restoran sektöründeki krizden her bahsettiğimde, “Hiç mi iyi bir şey yok, neden hep olumsuz konuşuyorsun?” eleştirileriyle karşılaşıyorum. Ben hayal satmıyorum. İçinde bulunduğumuz gerçekleri anlatıyorum.

Evet, iş yapan işletmeler var. Ancak asıl sorulması gereken soru şu: Kaç işletme ayakta kalabiliyor, kaç işletme zarar ediyor ve kaç tanesi 2027 yılını göremeyecek?

Kredi faizleri düşmeden, piyasa rahatlamadan ve insanların alım gücü artmadan bu tablonun değişmesi çok zor görünüyor. Bugün işletmeler ayakta kalmaya çalışırken, tüketiciler de hayatlarını sürdürebilmenin hesabını yapıyor.

Eskiden insanlar bütçelerini koruyabilmek için bir hafta, belki on gün dışarı çıkmaz, ardından yeniden sosyalleşmek için restoranlara ve kafelere giderdi. Bugün ise bu süre bir ayı geçmiş durumda. Orta gelirli bir aile ayda sadece bir kez dışarıda yemek yiyebiliyorsa, bu artık sosyalleşme değil, lüks haline gelmiştir.

Aslında çözümün ne olduğunu herkes biliyor. Sektör temsilcileri biliyor, yatırımcı biliyor, kamu biliyor, tüketici biliyor.

Benim anlayamadığım tek şey ise şu:

Bu kadar açık bir tablo ortadayken, harekete geçmek için daha ne bekleniyor?

Yazarın Yazıları