Ortadoğu'da ABD, İsrail ve İran hattında yaşananlar çoğu zaman "savaş" kelimesiyle açıklansa da, aslında ortada tek bir savaş yok. Daha doğru ifadeyle, sürekli dalgalanan, zaman zaman çatışmaya dönen bir güç mücadelesi var. Bu mücadele artık sadece bölgesel aktörleri değil, küresel devleri de içine çekmiş durumda.
Peki ne oldu? Neden oldu? Ve en önemlisi, farklı bir yol mümkün müydü?
Ne oldu? Sessiz ama sürekli bir çatışma
Son yıllarda bölgede yaşanan tablo, klasik cephe savaşlarından çok farklı.
• Bir yanda ABD ile İran arasında nükleer program üzerinden yürüyen yaptırım ve diplomasi krizi…
• Diğer yanda İsrail ile İran arasında Suriye, Lübnan ve bölgesel nüfuz alanlarında süren gölge çatışmalar…
• Ve tüm bunların arkasında, ABD ile Çin arasındaki küresel rekabetin enerji boyutu…
Açık savaş ilanları yok ama:
• Füze saldırıları
• Hava operasyonları
• Vekil güçler üzerinden karşı hamleler gibi unsurlar, sürekli bir gerilim hattı oluşturmuş durumda.
Yani ortada bir "büyük savaş" değil, kontrollü ama sürekli tırmanma potansiyeli taşıyan bir kriz düzeni var.
Neden oldu? Gücün çarpışması (dört ana dinamik)
Birincisi, bölgesel güç rekabeti. ABD ve İsrail, İran'ın bölgedeki etkisini sınırlamaya çalışırken İran da, kendi etki alanını genişletmeye ve korumaya çalışıyor.
İkincisi, nükleer program meselesi. İran'ın nükleer kapasite geliştirme süreci, özellikle İsrail ve ABD tarafından stratejik bir tehdit olarak görülüyor.
Üçüncüsü, vekâlet savaşları sistemi. Devletler doğrudan savaşmak yerine, farklı ülkelerdeki gruplar üzerinden çatışmayı sürdürüyor. Bu ise krizi bitmeyen bir döngüye sokuyor.
Dördüncüsü ve çoğu zaman göz ardı edileni. ABD-Çin rekabeti ve Çin'in enerji ihtiyacı.
Çin, dünyanın en büyük petrol ithalatçısıdır ve ihtiyacının yaklaşık yarısını Ortadoğu'dan karşılar. ABD, bu gerçeği kullanarak:
• Ortadoğu'daki askeri varlığıyla (Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi) Çin'in enerji arzını tehdit edebilecek bir konumda kalmak ister.
• İran üzerindeki yaptırımlar ve gerilim, petrol fiyatlarını yükselterek Çin ekonomisine dolaylı baskı oluşturur.
• Dolayısıyla Ortadoğu'daki istikrarsızlık, ABD için Çin'in enerji güvenliğini kontrol altında tutmanın bir aracı haline gelebilir. Buise gerilimi besleyen küresel bir boyuttur.
Tüm bunlara bir de karşılıklı güvensizlik eklenince tablo netleşiyor. Her aktör, diğerinin hamlesini "varoluşsal tehdit" olarak okuyor.
Ne olabilirdi? Kaçırılan ihtimaller
Bu süreç aslında kaçınılmaz bir büyük savaş olmak zorunda değildi.
Eğer:
• Nükleer anlaşmalar sürdürülebilseydi
• Diplomatik kanallar kopmasaydı
• Vekil çatışmalar sınırlandırılsaydı
• ABD ve Çin, enerji güvenliğini bir rekabet değil ortak bir yönetişim meselesi olarak görebilseydi
Ortadoğu, "kontrollü rekabet" içinde kalabilirdi. Yani tarafların birbirini dengelediği ama doğrudan çatışmaya girmediği bir soğuk denge sistemi mümkün olabilirdi. Çin'in enerji ihtiyacı, bir tehdit unsuru olarak değil, bölgesel istikrarın garantörü haline de getirilebilirdi (örneğin Çin'in Suudi-İran normalleşmesinde oynadığı rol gibi).
Daha ileri bir senaryoda ise ekonomik işbirlikleri (Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi dahil) ve bölgesel güvenlik mekanizmaları ile çok daha istikrarlı bir yapı kurulabilirdi. Ancak bu, derin güvensizlik ve küresel rekabet nedeniyle hiç tam anlamıyla gerçekleşmedi.
En kötü senaryo ise açık bir bölgesel savaştı ki bu senaryo zaman zaman kritik eşiklere yaklaştı ama tam anlamıyla gerçekleşmeden kontrol altında tutuldu.
Sonuç: Güç var, denge yok – ve küresel bir boyut eklendi
Ortaya çıkan tablo aslında basit bir gerçeği gösteriyor:
Güç tek başına düzen kuramaz. Ama yanlış yönetilirse sürekli kriz üretir.
Bugün ABD, İsrail ve İran hattında yaşanan da tam olarak bunu açıklıyor. Ancak bu üçgene artık Çin'in enerji bağımlılığı da dolaylı bir aktör olarak eklenmiştir. Ortadoğu gerilimini, sadece bölgesel bir güç dengesizliği olarak değil, aynı zamanda küresel enerji rekabetinin en sıcak cephesi olarak görmek lazım.
Bu yeni denklemin özeti şu: Taraflar kazanmak istiyor ama ne bölgesel aktörler ne de küresel güçler kalıcı bir dengeyi öncelikli hale getirmiyor.









