Bazı yapılar vardır; sadece faaliyet üretmez, aynı zamanda bir ruh inşa eder. İşte TÜDİP (Türk Dünya İş Kadınları Platformu) tam da böyle bir ruhun adı.
Kadının sadece görünür değil, belirleyici olduğu; dayanışmanın bir söylem değil, bir eylem biçimine dönüştüğü; iyiliğin ise organizasyonlardan taşarak kalplere sirayet ettiği bir yapıdan söz ediyorum. Başkan Sayın Gülnur Kamaşak ’ın öncülüğünde, Onursal Başkan 24. Dönem Ak Parti İstanbul Milletvekili Sayın Gülay Dalyan ve yönetim kurulu nda yer alan Sayın Kadriye Elif Yüksel ile Şule Ekmekçi ’nin yoğun emekleriyle şekillenen bu yolculuk; sıradan bir sivil toplum hikâyesi değil, aynı zamanda bir medeniyet tasavvurunun günümüzdeki izdüşümüdür.
Zira kadının güçlenmesi meselesi, yalnızca bireysel kazanımlar üzerinden değil; birlikte hareket edebilme, omuz omuza verebilme ve ortak bir iyilik dilinde buluşabilme kabiliyeti üzerinden anlam kazanır. Tüdip’in Türk Dünyası’yla kurduğu köprüler, bu bakımdan sadece işbirliği değil; kültürel bir hafızanın yeniden hatırlanmasıdır.
Ramazan ayının başında dile getirilen o sade ama derin cümle—“Kızılay hepimizin Kızılay’ı ve Kızılay için biz de taşın altına elimizi koyalım”—aslında bu yapının özünü anlatmaya yeter. TÜDİP’in Taşyapı’nın ev sahipliğinde KIZILAY İstanbul için gerçekleştirdiği hayır iftarı, rakamlarla ifade edildiğinde 250 bağışçı ve 600’ü aşkın haneye ulaşan bir destek olarak kayda geçebilir. Ancak hakikatte olan, bundan çok daha fazlasıydı: Bir sofranın etrafında toplanan niyetlerin, başka sofralara bereket olarak ulaşmasıydı asıl olan.
İyilik, gerçekten de önce yürekte başlar. Ama orada kalmaz. Yürekten yüreğe yol bulur, çoğalır, görünür olur. Ve en önemlisi, başkalarına “ben de yapabilirim” cesareti verir. Bu anlamda Tüdip, iyiliğin bulaşıcı olduğunun kanıtı olmuştur.
Bugün geriye dönüp baktığımda, gecikmiş bir teşekkürün zihnimde yer ettiğini fark ediyorum. Ama belki de bazı teşekkürler, zamanını bekler; daha anlamlı bir bağlamda dile gelsin diye. İşte bu satırlar, o teşekkürün ifadesidir.
Kadının kadını beklentisizce desteklediği, iyiliğin bir kimlik değil bir karakter meselesi olarak yaşandığı bu yapıların çoğalması; sadece bir temenni değil, aynı zamanda toplumsal bir ihtiyaçtır. Çünkü biz, ancak birlikte iyileşebiliriz.
Tüdip’in ortaya koyduğu bu örnek, yalnızca bir sosyal sorumluluk faaliyeti değildir; aynı zamanda bir zihniyetin, bir duruşun ifadesidir. Çünkü iyilik, rastgele yapılan bir eylem değil; bilinçli bir tercihtir.
Alev Alatlı’nın dediği gibi:
“İyilik, zayıfların sığındığı bir liman değil; güçlülerin tercih ettiği bir yoldur.”
Bugün burada gördüğümüz şey tam olarak budur. Gücünü gösterişten değil, samimiyetten alan; iddiasını sözle değil, eylemle ortaya koyan bir irade…
Ve yine onun başka bir ifadesiyle:
“Meseleniz varsa, derdiniz varsa varsınız.”
Tüdip’in bir meselesi var.
Bu mesele; kadının kadını yükseltmesi, iyiliğin yayılması ve bu coğrafyanın ortak vicdanının diri tutulmasıdır.
İşte bu yüzden bu yapılanlar bir “etkinlik” değil, bir istikamettir.
Ve istikamet sahibi olanlar…
Günün değil, zamanın ruhuna hitap ederler.









