Türkiye’de ilk gazete hangisi derseniz, tartışılır. Kimi der ki 1 Kasım 1831’de yayınlanan Takvim-i Vakayi der. Kimi de Takvim-i Vakayi’nin resmi bir gazete olması münasebetiyle bağımsız basını temsil etmediğini söyler.
Bunun iddia edenler, 1861’de basılmaya başlanan ve 1921’e kadar yayın hayatına devam eden Tercüman-ı Hakikatı ilk gazete kabul ederler.
Bağımsız basın ve tarihçesi için bir gün seçmek ve o gün geldiğinde kutlama ve anmalar yapmak gerekince, hangisinin ilk gazete kabul edileceğinde mütabık kalınamaz.
O zaman gazeteci ve edebiyatçı Refik Halit Karay çıkar ve 2. Meşrütiyet’in ilan edildiği 23 Temmuz 1908 gününü esas alıp 24 Temmuz’u Basın Bayramı olarak önerir. Meşrutiyet ve basın ne alaka diye soran olursa; alaka şu ki
İkinci Meşrutiyetin ilan edildiği 23 Temmuz 1908 tarihinde İstanbul’da basılan gazeteler, sansür memurlarınca kontrol edilir sansür memurlarınca onay mührü basılmadıkça gazteler matbaalarda basılmazdı.
İstibdat dönemi denilen o dönemde gazetelerde hürriyet, ihtilal ve benzeri onarca kelimenin kullanılması yasaktı.
23 Temmuz’da ilan edilen İkinci Meşrituyetin bir sonraki gecesi 24 Temmuz’da İstanbul’da yayınlanan gazeteler Osmanlı Matbuat Cemiyeti adıyla örgütlenip sansüre başkaldırır ve bu bağımsız basın mücadelesi tarihinde ilk örgütlü basın eylemi olur. Sansür memurları gazete binalarına alınmaz ve gazete baskıları matbaalara gönderilir.
O dönemin en büyük gazetelerinden ikisinin sahiplerinin ki bunlardan biri Ahmet Cevdet’tir şu sözü tarihe geçecektir: "Gazeteler hürdür, sansür yasaktır."
25 Temmuz sabahı halk ilk denetimsiz ve sansürsüz gazeteleri eline alıp okuduğunda gazetelerin satışı iki, üç katına çıkacaktır.
Bu da yetmeyecek zincirini kıran basın camiasına 200’den fazla yen gazete ve dergi yayın hayatına başlayacaktı.
Ve o günden sonra 1948 yılına gelindiğinde 24 Temmuz, Basın Bayramı olarak kutlanmaya başlar. Sonrasında günün adı 2022 yılında Basın Özgürlüğü Mücadele Günü olarak anılmaya ve kutlanmaya başlar.










