Malumunuz on gün önce 20-21 Haziran tarihlerinde Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı yapıldı. 2 Milyon 425 bin 560 adayın başvurduğu sınava talebin bariz bir şekilde azaldığı belirtiliyor.
Sınava başvuran ve girenlerin sayısı Son altı yılın en düşük seviyesinde. Nasıl oluyor da 2023 yılında bu sayı 3 buçuk milyonken bu yıl yaklaşık 2 buçuk milyona kadar düştü.
Sanırım insanların okumaya dönük bakış açıları değişiyor. Çünkü gençlere sorduğunuzda, okumanın artık gelecek ve geçim kaygısını gidermeye yetmediğini, üniversiteli olmanın öyle eskisi gibi güçlü ya da havalı bir imaj yaratmadığını söylerler.
Sınavla ilgili bir diğer ilginç veri de şu ki; Başvuranların 1 milyon 324 bin 487'sini kadınlar, 1 milyon 101 bin 73'ünü erkek adaylar oluşturdu.
Kadınların erkeklerden daha çok sınava başvurup girmesi belki de kadınların hala dezavantajlı konumundan, erkek egemen bir kültürün içerisinde, baba ya da eşe bağımlı ve onların gölgelerinde yaşamaktan kurtulmanın kurtulabilmenin bir umudu olarak baktıkları anlamına geliyor.
Peki okumak ve üniversitesi gençlerin nazarında popülerliğini kaybederken onun yerini ne aldı dersiniz? Hiçbir şey. Hadi varsayalım ki eskisi gibi “eti senin kemiği benim” yaklaşımı yeniden revaçta dediniz o da yok. Gençlerin ne eti para ediyor ne de kemiği.
Acaba diyorum, son dönemlerde yapay zekanın birçok mesleği sileceği ön görüsüyle gençleri fazla mı zehirledik. Doğrudur haklı bir öngörü ile yapay zeka bir çok işi elimizden alacak. Ama onun yerine yenilerini koymayacak mı sanıyorsunuz.
Daha şimdiden YÖK, önümüzdeki eğitim yılında yedisi lisans dokuzu ön lisans olmak üzere 16 yeni programın başlayacağını ilan etti.
En az beşinin başlığında doğrudan yapay zeka ifadesi yer alıyor; Tarih ve Yapay Zeka, Felsefe ve Yapay Zeka, İşletme ve Yapay Zeka, Yapay Zeka Destekli Web Tasarımı ve Kodlama, Yapay Zeka Destekli Tasarım ve Animasyon gibi örnekler var.
Kendi elimizle ve yaklaşımlarımızla kuruttuğumuz o gençlerin, şimdi en ufak esintide amaçsız ve hedefsiz savruluyor olmasından şikayet etmeye hakkımız yok.
Gençlerden şikayet ve sitemlerle bırakın onları kurtarmayı daha derin çaresizliklere sürüklediğimizin farkına varmalı.
Bir an evvel o savruk zihinlerine, üretmenin, başarmanın ve mutlu bir birey olmanın kodlarını işlemeliyiz.









