Av. Ahmet Karaca Yazıları

Av. Ahmet Karaca

İstanbul adliyesi Dolandırıcılık suçları 2025 yılı faaliyet raporu: Avukat Ahmet Karaca’nın değerlendirmeleri ve çözüm önerileri

11.04.2026 14:16
Haber Detay Image

İstanbul – Çağlayan Adliyesi 2025 Yılı Faaliyet Raporu Kapsamında; Dolandırıcılık Suçlarında Yargısal Süreç Metrikleri ve Sistematik Problemlere Dair İncelemeler - Çözüm Önerileri
1. Sistemsel Çerçeve, Yargısal Altyapı ve Kriminolojik Zemin

Modern ceza adaleti sistemlerinin karşı karşıya kaldığı en büyük sınamalardan biri, hızla dijitalleşen ve finansal araçların karmaşıklaştığı günümüz dünyasında, mülkiyet ve malvarlığına karşı işlenen suçların evrimine yargısal bir hızla yanıt verebilmektir. Türkiye'nin finans, ticaret, turizm ve teknoloji merkezi olan İstanbul, bu evrimin en keskin biçimde gözlemlendiği metropol konumundadır. Bu bağlamda, İstanbul Adliyesi'nin 2025 Yılı Faaliyet Raporu, sadece bir kurumun yıllık iş dökümünü değil, aynı zamanda ülkenin sosyo-ekonomik suç profilini ve yargı mekanizmasının bu profile karşı geliştirdiği kurumsal refleksleri yansıtan devasa bir veri seti sunmaktadır.

İstanbul Adliyesi, yargı çevresi itibarıyla Beşiktaş, Beyoğlu, Bayrampaşa, Şişli, Sarıyer, Kâğıthane ve Fatih gibi İstanbul'un hem geleneksel ticaret merkezlerini hem de modern finans ve plazalar bölgelerini (örneğin Şişli, Beşiktaş, Sarıyer hattı) kapsamaktadır. Bu demografik ve ekonomik coğrafya, adliyeye intikal eden dolandırıcılık suçlarının niteliğini doğrudan belirlemektedir. Yargı çevresindeki trilyonlarca liralık ekonomik hacim, basit hile ve desiselerden ziyade, yüksek teknolojinin, kurumsal kimliklerin ve karmaşık bankacılık sistemlerinin kullanıldığı "nitelikli dolandırıcılık" vakalarının bu adliyede yoğunlaşmasına neden olmaktadır.

Kurumsal kapasite açısından incelendiğinde, İstanbul Adliyesi'nin devasa bir adalet fabrikası olarak kurgulandığı görülmektedir. 2025 yılı itibarıyla adliye bünyesinde 601 hâkim, 331 Cumhuriyet savcısı ve 89 hâkim-savcı adayı görev yapmaktadır. Yargı mensuplarına destek veren adli personelle birlikte toplam çalışan sayısı 5.142'ye ulaşmaktadır. Bu muazzam insan kaynağının 2.053'ü doğrudan mahkemelerde, 1.730'u ise Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde adaletin tecellisi için mesai harcamaktadır. İş yükü istatistiklerine bakıldığında, yalnızca nitelikli dolandırıcılık suçlarının da yargılamasının yapıldığı Ağır Ceza Mahkemelerinde (toplam 41 adet Ağır Ceza Mahkemesi mevcuttur) 2025 yılı içerisinde 36.205 dosyaya bakıldığı ve bu devasa stoğun 19.580 adedinin karara bağlandığı görülmektedir. Basit dolandırıcılık suçlarının görüldüğü 76 adet Asliye Ceza Mahkemesinde ise yıl içerisinde 107.783 dosyaya bakılmış ve 53.374 dosya karara bağlanmıştır.

Bu rapor, söz konusu devasa yargısal kapasite içerisinde, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 157. maddesinde düzenlenen "Basit Dolandırıcılık" ve 158. maddesinde düzenlenen "Nitelikli Dolandırıcılık" suçlarına odaklanmaktadır. Faaliyet raporundan elde edilen spesifik süre metrikleri, soruşturma evresindeki hız ile kovuşturma (yargılama) evresindeki tıkanıklıklar arasındaki yapısal asimetriyi açıkça ortaya koymaktadır. Rapor boyunca, Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesindeki ihtisas bürolarının performansından, Ağır ve Asliye Ceza mahkemelerinin suç türlerine göre değişen dava bitirilme sürelerine kadar tüm veriler derinlemesine bir analize tabi tutulacak, bu verilerin işaret ettiği kriminolojik ve sistemsel sonuçlar anlatısal bir bütünlük içerisinde tartışılacaktır.

2. Soruşturma Evresi: Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosu'nun Operasyonel Dinamikleri

Ceza muhakemesi hukukunda soruşturma evresi, maddi gerçeğin araştırıldığı, delillerin toplandığı veya kaybolmasının engellendiği, nihayetinde şüpheli hakkında kamu davası açılmasına (iddianame düzenlenmesine) veya kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kritik bir aşamadır. Dolandırıcılık suçlarının, özellikle de dijital ve finansal araçlarla işlenen versiyonlarının soruşturulması, klasik asayiş suçlarından çok daha farklı bir uzmanlık gerektirmektedir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bu yapısal zorunluluğun bir gereği olarak ihtisaslaşmaya gitmiş ve "Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosu"nu kurmuştur.

2.1. İnsan Kaynakları ve Büro Kapasitesi

2025 Yılı Faaliyet Raporu verilerine göre, Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosu'nda toplam 53 personel görev yapmaktadır. Bu rakamın ne denli büyük bir kurumsal ağırlığa işaret ettiğini anlamak için, Başsavcılık bünyesindeki diğer kritik soruşturma bürolarıyla bir karşılaştırma yapmak elzemdir. Örneğin, çağımızın en büyük tehditlerinden biri olan siber suçlarla mücadele eden Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu'nda 23 personel, mafyatik yapılanmalarla mücadele eden Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nda 24 personel, Terör Suçları Soruşturma Bürosu'nda 44 personel, Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu'nda ise 34 personel görev yapmaktadır. Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosu'nun 53 kişilik devasa kadrosu , Başsavcılığın "Genel Soruşturma Bürosu"ndan (101 personel) sonra en çok insan kaynağı tahsis ettiği, dolayısıyla iş yükünün en ağır olduğu ve kurumsal önceliğin en yüksek tutulduğu departmanlardan biri olduğunu kanıtlamaktadır. Bu durum, İstanbul'un sosyo-ekonomik yapısının bir yansıması olarak, mülkiyete karşı işlenen hileli suçların adliye koridorlarında yarattığı devasa trafiğin doğrudan bir sonucudur.

2.2. Soruşturma Bitirilme Süreleri: Hız ve Etkinlik Paradoksu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın en çok karşılaşılan suç türlerine göre soruşturmaların bitirilme süreleri incelendiğinde, kriminolojik açıdan oldukça şaşırtıcı ve bir o kadar da idari başarıya işaret eden verilerle karşılaşılmaktadır. TCK'nın 158/1.f maddesinde düzenlenen "Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık" suçu, teknik yapısı gereği son derece zor bir soruşturma sürecini zorunlu kılar. IP (İnternet Protokol) adreslerinin tespiti, log kayıtlarının uluslararası şirketlerden (sosyal medya platformları, e-posta sağlayıcıları) istenmesi, banka hesap hareketlerinin (EFT/Havale zincirleri, kripto para borsalarına çıkışlar) Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) koordinasyonuyla incelenmesi aylar sürebilecek işlemlerdir.

Ancak 2025 yılı istatistikleri, TCK 158/1.f maddesi kapsamındaki bu karmaşık soruşturmaların ortalama sadece 49 gün içerisinde bitirildiğini göstermektedir. 49 günlük bu ortalama süre, Cumhuriyet Başsavcılığının ve spesifik olarak Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosu'nun, UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) üzerinden bankalarla ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile kurduğu entegrasyonun son derece kusursuz çalıştığını ortaya koymaktadır. Savcılık makamı, şikâyetin intikal etmesiyle birlikte standartlaşmış müzekkereleri saniyeler içerisinde elektronik ortamda ilgili kurumlara iletmekte ve dönüşleri hızla dosyaya entegre edebilmektedir.

Ayrıca, TCK'nın 204/1 maddesinde düzenlenen "Resmi Belgede Sahtecilik" suçunda soruşturma bitirilme süresinin 44 gün , TCK'nın 151/1 maddesindeki "Mala Zarar Verme" suçunda ise 63 gün olduğu göz önüne alındığında, dolandırıcılık soruşturmalarındaki 49 günlük ortalamanın adliyenin genel hızıyla uyumlu ve hatta daha verimli bir noktada durduğu anlaşılmaktadır. Fakat bu istatistiksel başarının arkasında yatan ve ceza adaleti sisteminin kronik bir yarasını işaret eden "Daimî Arama" gerçeğini de bu hız metrikleriyle birlikte, entegre bir biçimde değerlendirmek gerekmektedir.

2.3. Daimî Arama Dosyalarının Yarattığı Gölge İş Yükü (Shadow Workload)

Bir soruşturmanın 49 gün gibi kısa bir sürede "bitirilmesi", hukuki terminolojide davanın çözüldüğü veya suçlunun cezalandırıldığı anlamına gelmez. Soruşturmanın bitirilmesi; ya yeterli delil bulunarak iddianame düzenlenmesi, ya delil yetersizliğinden kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) karar verilmesi, ya da failin tespit edilememesi/yakalanamaması durumunda dosyanın "Daimî Arama" statüsüne geçirilerek aktif soruşturma rafından kaldırılması anlamına gelir.

2025 yılı Faaliyet Raporu'nun "En Çok Karşılaşılan 10 Suç Türüne Göre Daimî Arama Dosya Sayısı" verileri, dolandırıcılık suçlarındaki 49 günlük hızın arkasındaki gizli gerçeği gözler önüne sermektedir. İstatistiklere göre, TCK 158/1.f (Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık) maddesinden tam 4.840 adet dosya daimî arama statüsünde beklemektedir. Bu sayı, daimî aramadaki en yüksek dosya sayılarından birini oluşturmakta olup, örneğin TCK 142/2.h.2 (Bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık) suçundaki 834 dosyadan veya TCK 204/1 (Resmi Belgede Sahtecilik) suçundaki 1.410 dosyadan katbekat fazladır.

Daimî arama statüsündeki 4.840 dolandırıcılık dosyası , siber uzayın sağladığı anonimliğin faillere sunduğu muazzam kaçış kalkanının adli istatistiklere yansımış halidir. Organize dolandırıcılık şebekeleri, eylemlerini gerçekleştirirken sahte kimliklerle açılmış GSM hatları (halk arasındaki tabiriyle patates hatlar), evsiz veya ekonomik durumu kötü kişilerin üzerine açılıp komisyon karşılığı kiralanan banka hesapları (mule accounts - para katırları) ve izi sürülemeyen kripto para cüzdanları kullanmaktadır. Soruşturma savcısı, 49 günlük süreçte bu hesapları tespit etmekte, paranın izini sürmekte ancak nihai noktada paranın yurtdışı menşeli bir borsaya aktarıldığını veya IP adresinin bir VPN (Sanal Özel Ağ) servisi arkasında gizlendiğini tespit ettiğinde, aktif olarak yapabileceği başka bir işlem kalmadığı için şüpheliler hakkında yakalama kararı çıkararak dosyayı daimî arama bürosuna devretmektedir.

Bu 4.840 dosya, adliye sistemi üzerinde pasif görünse de aslında ağır bir "gölge iş yükü" yaratmaktadır. Zira kanun gereği bu dosyalar zamanaşımı süresi dolana kadar (ki nitelikli dolandırıcılıkta bu süre oldukça uzundur) belirli periyotlarla kontrol edilmek, UYAP üzerinden şüphelilerin yakalanıp yakalanmadığı sorgulanmak zorundadır. Bu bağlamda, İstanbul Adliyesi'ndeki dolandırıcılık soruşturmalarının hızı bir idari başarı öyküsü olmakla birlikte, daimi aramaya düşen dosya sayısının devasa boyutu, kolluk kuvvetlerinin siber devriye kapasitesinin ve uluslararası adli yardımlaşma (istinabe) mekanizmalarının teknolojik hızın gerisinde kaldığını acı bir şekilde doğrulamaktadır.

3. Kovuşturma Evresi: Ağır Ceza Mahkemelerinde Nitelikli Dolandırıcılık ve Sistematik Gecikmeler

Soruşturma evresini geçerek iddianameye bağlanan nitelikli dolandırıcılık suçları (TCK Madde 158), ceza adalet sisteminin en ağır yargılamalarının yapıldığı Ağır Ceza Mahkemelerine intikal etmektedir. Basit dolandırıcılığın aksine, suçun kamu kurumlarını, bilişim ve bankacılık sistemlerini, dini inançları veya kooperatif/şirket faaliyetlerini istismar ederek işlenmesi, yasa koyucu tarafından ceza miktarının artırılmasını ve yargılamanın üç hâkimden oluşan heyetli mahkemelerde (Ağır Ceza) yapılmasını gerektirmiştir. İstanbul Adliyesi bünyesinde faaliyet gösteren 41 adet Ağır Ceza Mahkemesi (ACM) , bu ağır yükü omuzlamaktadır.

Faaliyet Raporu'nun mahkemelere ve suç türlerine göre ortalama dava bitirilme süreleri incelendiğinde, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerini derinden sarsan bir tablo ortaya çıkmaktadır. Aynı adliye binası içerisinde, aynı yasal mevzuatı uygulayan farklı Ağır Ceza Mahkemeleri arasında, benzer dolandırıcılık türleri için ölçülen dava bitirilme sürelerinde yüzlerce, hatta binlerce günlük sapmalar (varyanslar) mevcuttur. Bu durum, adaletin tecellisinde mahkemenin uyguladığı dosya yönetim stratejisinin, tevzi edilen dosyaların karmaşıklığının ve bilirkişi kurumuna olan bağımlılığın ne denli belirleyici olduğunu ispatlamaktadır.

Aşağıdaki alt bölümlerde, nitelikli dolandırıcılığın alt kategorilerine (fıkralarına) göre Ağır Ceza Mahkemelerindeki yargılama süreleri tablolaştırılmış ve bu sürelerin altında yatan hukuki, kriminolojik ve idari sebepler derinlemesine sentezlenmiştir.

3.1. Dijital Ekosistemin İstismarı: Bilişim Sistemleri ve Banka/Kredi Kurumları Üzerinden İşlenen Dolandırıcılıklar

Teknolojinin finansal sistemle tam entegrasyonu, nakit kullanımının azalması ve mobil bankacılığın yaygınlaşması, dolandırıcılık suçlarının ağırlık merkezini sokaklardan siber uzaya taşımıştır. TCK 158/1.f maddesinde düzenlenen bu suç tipi, sahte internet siteleri (phishing), zararlı yazılımlar (malware), ATM kopyalama cihazları ve sosyal medya manipülasyonları gibi sayısız yöntemle işlenmektedir. Faaliyet raporundaki veriler, bu modern suç tipinin yargılamasının Ağır Ceza Mahkemeleri üzerinde asimetrik bir yük oluşturduğunu göstermektedir.

Ağır Ceza Mahkeme Numarası Dolandırıcılık Suç Türü (Özet İfade) Ortalama Bitirilme Süresi (Gün)

1. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması

Ortalama Bitirilme Süresi: 966 Gün

2. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması

Ortalama Bitirilme Süresi: 1898 Gün

5. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması

Ortalama Bitirilme Süresi: 210 Gün

5. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması

Ortalama Bitirilme Süresi: 151 Gün

5. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Bilişim Sis. Araç Kılınarak Kredi Açılmasını Sağlamak

Ortalama Bitirilme Süresi: 181 Gün

6. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması

Ortalama Bitirilme Süresi: 328 Gün

8. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık

Ortalama Bitirilme Süresi: 510 Gün

12. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması

Ortalama Bitirilme Süresi: 363 Gün

15. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması

Ortalama Bitirilme Süresi: 203 Gün

21. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kullanılmaması (Kullanılması) Suretiyle

Ortalama Bitirilme Süresi: 284 Gün

25. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması

Ortalama Bitirilme Süresi: 750 Gün

28. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması

Ortalama Bitirilme Süresi: 396 Gün

29. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması

Ortalama Bitirilme Süresi: 423 Gün

Not: İlgili tablodaki suç isimleri, mahkemelerin raporlama aşamasında kullandıkları UYAP verilerinden derlenmiş olup, tümü TCK 158. madde ve bentlerine tekabül etmektedir.

Yukarıdaki veriler incelendiğinde, yargı sisteminin hız ve etkinlik bağlamında yaşadığı derin yapısal kriz açıkça görülmektedir. 5. Ağır Ceza Mahkemesi, bilişim ve banka sistemlerinin araç olarak kullanıldığı davaları ortalama 210 gün (yaklaşık 7 ay) gibi, ağır ceza standartları için son derece hızlı ve makul bir sürede karara bağlayabilmektedir. Hatta aynı mahkeme, banka veya kredi kurumlarının araç kılınmasına ilişkin bazı spesifik dosyalarda 151 gün , tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak amacıyla işlenen dolandırıcılıklarda ise 181 gün gibi muazzam bir rekor kırmıştır. 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 203 günlük ortalaması da benzer bir verimliliğe işaret etmektedir. Bu süreler, soruşturma evresindeki 49 günlük hızın, kovuşturma evresinde de ideal bir senaryoda sürdürülebildiğinin, sanıkların ifadelerinin hızla alındığının ve bilirkişi incelemelerine gerek duyulmadan (veya çok hızlı rapor temin edilerek) dosyanın tekemmül ettirildiğinin göstergesidir.

Ancak terazinin diğer kefesinde, adaletin tecellisini felce uğratan istatistikler yatmaktadır. 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde aynı suçun ortalaması 966 güne (yaklaşık 2.6 yıl) fırlarken , 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bu süre 1.898 gün (yaklaşık 5.2 yıl) olarak ölçülmüştür. Bir davanın 5 yılı aşan bir sürede birinci derece mahkemesinde karara bağlanması, sadece makul sürede yargılanma hakkının ihlali değil, aynı zamanda suçtan elde edilen gelirin sisteme entegre edilmesi (aklanması) için faillere verilmiş büyük bir zaman avantajıdır.

Peki, aynı adliye binasında, aynı kanunu uygulayan mahkemeler arasında 151 gün ile 1.898 gün arasındaki bu devasa uçurum (12 kattan fazla zaman farkı) nasıl açıklanabilir? Bu istatistiksel sapma, dosyaların sayısal çokluğundan ziyade, tevzi edilen dosyaların "kalitatif karmaşıklığı" ile ilgilidir. 1.898 günlük bir yargılama süreci, o mahkemenin muhtemelen uluslararası ayağı olan, binlerce mağdurun bulunduğu devasa bir "saadet zinciri", "ponzi şeması" veya "kripto para borsası" vurgunu dosyasına baktığını kanıtlamaktadır. Bu tip "mega" dosyalarda;

1. İstinabe (Adli Yardımlaşma) Süreçleri: Şirket sunucularının yurt dışında olması, paranın offshore hesaplara aktarılması nedeniyle yabancı ülkelerle yapılan yazışmaların dönüşü bazen yıllar almaktadır.

2. Dijital Adli Tıp (Forensics) Gecikmeleri: Ele geçirilen yüzlerce terabaytlık hard disklerin, cep telefonlarının ve sunucuların Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü veya Adli Tıp Kurumu tarafından imajlarının alınıp çözümlenmesi devasa zaman kayıplarına yol açmaktadır.

3. Mali İz Sürme: Binlerce hesap arasındaki para transferlerinin MASAK uzmanlarınca veya bağımsız denetçilerce çözümlenip raporlanması, yargılamayı durma noktasına getiren en büyük tıkanıklıktır.

4. Çoklu Sanık ve Müşteki Yapısı: Yüzlerce müştekinin bulunduğu dosyalarda, her bir müştekinin ifadesinin alınması, sanıkların çapraz sorgularının yapılması, celselerin aylar sonrasına ertelenmesini zorunlu kılmaktadır.

Buna ek olarak, 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin "Başkasına Ait Banka veya Kredi Kartının İzinsiz Kullanılması Suretiyle Yarar Sağlama" (TCK 245) ve bağlantılı dolandırıcılık suçlarında 1.128 günlük (3 yılı aşkın) bir bitirme süresine sahip olması da dikkat çekicidir. Kredi kartı dolandırıcılığı, POS cihazı logları ve ATM kamera kayıtları sayesinde failin daha kolay tespit edilebileceği bir suç tipi olmasına rağmen sürenin bu denli uzaması, bankaların veri paylaşım bürokrasisinin yargı hızını nasıl yavaşlattığına dair kriminolojik bir veri sunmaktadır.

3.2. Sosyal Mühendislik ve Güven İstismarı: "Sahte Kamu Görevlisi" Vakaları

Türk toplumunun devlete ve kamu otoritesine duyduğu geleneksel saygı ve korku, dolandırıcılar tarafından en sık istismar edilen psikolojik zaafiyetlerden biridir. TCK 158/1.l (Kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi) kapsamında işlenen suçlar, genellikle telefon üzerinden kurulan iletişimle (çağrı merkezi veya bireysel) mağdurların "Terör örgütüyle bağlantınız tespit edildi", "Hesabınız ele geçirildi" gibi senaryolarla korkutularak nakit para veya altınlarını teslim etmeleri şeklinde gerçekleşmektedir. İstanbul Adliyesi verileri, bu sosyal mühendislik vakalarının Ağır Ceza Mahkemelerinin gündemini ciddi şekilde meşgul ettiğini göstermektedir.

Ağır Ceza Mahkeme Numarası Dolandırıcılık Suç Türü (Özet İfade) Ortalama Bitirilme Süresi (Gün)

3. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Görevlisi/Banka Çalışanı Olarak Tanıtma

Ortalama Bitirilme Süresi: 414 Gün

5. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Görevlisi/Banka Çalışanı Olarak Tanıtma

Ortalama Bitirilme Süresi: 173 Gün

5. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Görevlisi/Banka Çalışanı Olarak Tanıtma

Ortalama Bitirilme Süresi: 204 Gün

5. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Gör. Tanıtma + Bilişim Sistemleri Araç Kılınarak

Ortalama Bitirilme Süresi: 261 Gün

6. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Görevlisi/Banka Çalışanı Olarak Tanıtma

Ortalama Bitirilme Süresi: 302 Gün

12. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Görevlisi/Banka Çalışanı Olarak Tanıtma

Ortalama Bitirilme Süresi: 416 Gün

14. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Görevlisi/Banka Çalışanı Olarak Tanıtma

Ortalama Bitirilme Süresi: 355 Gün

14. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Görevlisi/Banka Çalışanı Olarak Tanıtma

Ortalama Bitirilme Süresi: 552 Gün

15. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Görevlisi/Banka Çalışanı Olarak Tanıtma

Ortalama Bitirilme Süresi: 211 Gün

15. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Görevlisi/Banka Çalışanı Olarak Tanıtma

Ortalama Bitirilme Süresi: 186 Gün

21. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Görevlisi/Banka Çalışanı Olarak Tanıtma

Ortalama Bitirilme Süresi: 261 Gün

25. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Görevlisi/Banka Çalışanı Olarak Tanıtma

Ortalama Bitirilme Süresi: 1119 Gün

Not: Verilerdeki mükerrerlikler, farklı suç fıkraları ve bentlerinin (örneğin TCK 158/1.L'nin basit hali ile bilişim sistemleri destekli karma hallerinin) UYAP'a ayrı istatistikler olarak yansımasından kaynaklanmaktadır.

Sosyal mühendislik tabanlı bu suçlarda mahkemelerin genel performansının 200 ila 500 gün arasında (yaklaşık 7 aydan 1.5 yıla kadar) değiştiği görülmektedir. 5. Ağır Ceza (173, 204 ve 261 gün) , 15. Ağır Ceza (186 ve 211 gün) ve 21. Ağır Ceza (261 gün) mahkemeleri, bu tür dosyaları bir yıldan kısa sürede sonuçlandırarak oldukça verimli bir pratik sergilemektedir. Bu göreceli hızın temel kriminolojik nedeni, bu suçların doğasında gizlidir. Mağdurların parayı fiziken bir parkta, sokak arasında veya çöp kutusunda "sahte polise" teslim ettiği vakalarda, kolluk kuvvetleri genellikle suçüstü (red-handed) yakalama yapmakta veya KGYS (Kent Güvenlik Yönetim Sistemi) ile MOBESE kameralarından faillerin yüz ve plaka tespitini hızla gerçekleştirebilmektedir. Delillerin fiziki ve somut olması (para teslim anı, kamera kaydı), karmaşık finansal raporlara olan ihtiyacı ortadan kaldırmakta ve yargılamayı hızlandırmaktadır. HTS (İletişim Trafiği Kayıtları) analizleri de sanıkların olay yerinde olduklarını ve mağdurla baz istasyonu düzeyinde aynı lokasyonda bulunduklarını kanıtlayarak sürecin tekemmül etmesini sağlamaktadır.

Ancak, her suç tipinde olduğu gibi, bu kategoride de sistemi sarsan bir uç değer (outlier) karşımıza çıkmaktadır. 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bu suçun bitirilme süresi tam 1.119 gün (3 yılı aşkın) olarak kaydedilmiştir. Bu sapmanın rastlantısal olmadığı açıktır. "Kendini kamu görevlisi tanıtma" eylemi sadece bireysel sokak dolandırıcıları tarafından değil, aynı zamanda devasa "çağrı merkezi (call center)" operasyonları yürüten organize suç şebekeleri tarafından da işlenmektedir. Yüzlerce kişiyi barındıran, ses değiştirme yazılımları kullanan, voIP (Voice over IP) üzerinden sahte numaralarla arama yapan ve elde ettikleri milyonlarca lirayı anında döviz veya kripto varlıklara çeviren bu şebekelerin çökertilmesi, sıradan bir asayiş vakasından çıkıp bir organize suç yargılamasına dönüşmektedir. 1.119 günlük süre, 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nin muhtemelen yüzlerce klasörden ve onlarca tutuklu sanıktan oluşan böyle devasa bir şebeke dosyasıyla mücadele ettiğini, Adli Tıp Kurumu'ndan beklenen ses analizi ve kriminal raporların yıllar süren bir darboğaz yarattığını işaret etmektedir.

Bununla birlikte, TCK 158'in bir diğer varyasyonu olan ve 15. Ağır Ceza Mahkemesi verilerinde 912 gün süresiyle dikkat çeken "Kamu Görevlileri İle İlişkisi Olduğundan Bahisle Bir İşin Gördürüleceği Vaadiyle Dolandırıcılık" suçu da analiz edilmelidir. Bu suç, "nüfuz ticareti" ve "rüşvet" suçlarıyla sınırları çok ince olan, failin "Ankara'da tanıdıklarım var, şu ihaleyi sana aldırırım, şu tayini yaptırırım" şeklindeki yalanlarla menfaat temin etmesini kapsar. Yargılamanın 2.5 yıl sürmesinin nedeni, adı geçen bürokratların veya kamu görevlilerinin süreçte gerçekten bir dahli olup olmadığının (yani ortada bir rüşvet/irtikap ağı mı var, yoksa sadece failin yalan beyanı mı var) araştırılması zorunluluğudur. Bu araştırma, devlet içi yazışmaları, idari müfettiş raporlarını ve çok sayıda tanık beyanını gerektirdiğinden yargılamayı felç etmektedir.

3.3. Kurumsal Çürüme ve Beyaz Yaka Dolandırıcılığı: Kamu Kurumları, Siyasi Partiler ve Kooperatiflerin İstismarı

Ceza adalet sisteminin adeta "Aşil Topuğu" olarak nitelendirilebilecek en hantal, en karmaşık ve içinden çıkılması en zor yargılamaları, "Beyaz Yaka Suçları" (White-Collar Crimes) olarak bilinen kategoride yaşanmaktadır. TCK 158. maddenin kamu kurum ve kuruluşlarının (158/1.e), dinî inanç ve duyguların (158/1.a), siyasi parti, vakıf ve derneklerin (158/1.d) araç olarak kullanılması ile şirket yöneticileri veya kooperatif yöneticilerinin (158/1.h) kendi faaliyetleri kapsamında işledikleri dolandırıcılık suçları bu grupta yer almaktadır.

İstanbul Adliyesi 2025 yılı verileri, bu suçların yargılamasının adliye koridorlarında bir kara deliğe dönüştüğünü tartışmasız bir istatistiksel netlikle ortaya koymaktadır.

Ağır Ceza Mahkeme Numarası Dolandırıcılık Suç Türü (Özet İfade) Ortalama Bitirilme Süresi (Gün)

2. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Kurumları Araç Kılınarak

Ortalama Bitirilme Süresi: 429 Gün

2. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Tacir/Şirket/Kooperatif Yöneticileri Tarafından

Ortalama Bitirilme Süresi: 517 Gün

3. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Tacir/Kooperatif Yöneticileri Tarafından

Ortalama Bitirilme Süresi: 382 Gün

6. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık

Ortalama Bitirilme Süresi: 3150 Gün

12. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Kurum ve Kuruluşları Tüzel Kişiliklerin Araç Kılınması

Ortalama Bitirilme Süresi: 668 Gün

13. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Kurum ve Kuruluşları Tüzel Kişiliklerin Araç Kılınması

Ortalama Bitirilme Süresi: 887 Gün

14. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Kurum ve Kuruluşları Tüzel Kişiliklerin Araç Kılınması

Ortalama Bitirilme Süresi: 1117 Gün

15. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Kurum ve Kuruluşları Araç Kılınarak

Ortalama Bitirilme Süresi: 1065 Gün

17. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık

Ortalama Bitirilme Süresi: 132 Gün

20. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Tacir/Kooperatif Yöneticileri Tarafından

Ortalama Bitirilme Süresi: 853 Gün

20. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Kurum Araç Kılınarak

Ortalama Bitirilme Süresi: 644 Gün

21. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Kurum ve Kuruluşları Tüzel Kişiliklerin Araç Kılınması

Ortalama Bitirilme Süresi: 550 Gün

22. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Kurum Araç Kılınarak

Ortalama Bitirilme Süresi: 322 Gün

22. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Tacir/Kooperatif Yöneticileri Tarafından

Ortalama Bitirilme Süresi: 271 Gün

25. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Tacir/Kooperatif Yöneticileri Tarafından

Ortalama Bitirilme Süresi: 680 Gün

25. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Kurum Araç Kılınarak

Ortalama Bitirilme Süresi: 573 Gün

26. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Tacir/Kooperatif Yöneticileri Tarafından

Ortalama Bitirilme Süresi: 222 Gün

26. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Kurum, Siyasi Parti, Vakıf Araç Kılınarak

Ortalama Bitirilme Süresi: 450 Gün

27. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Tacir/Kooperatif Yöneticileri Tarafından

Ortalama Bitirilme Süresi: 490 Gün

27. Ağır Ceza Mahkemesi

Dolandırıcılık Suç Türü: Kamu Kurum Araç Kılınarak

Ortalama Bitirilme Süresi: 636 Gün

Tablonun en dehşet verici verisi, 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde "Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık" suçunun ortalama bitirilme süresinin tam 3.150 gün (yaklaşık 8.6 yıl) olmasıdır. Benzer bir felç hali, 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 1.117 gün ve 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 1.065 gün ile karşımıza çıkmaktadır. Bir hukuk sisteminde birinci derece mahkemesindeki (istinaf ve Yargıtay aşamaları hariç) bir yargılamanın 8.5 yıl sürmesi, usul ekonomisi, adil yargılanma hakkı ve cezanın caydırıcılığı ilkelerinin fiilen çöktüğünün sayısal kanıtıdır.

Peki, kamu kurumlarının zararına işlenen bu suçlar neden adaletin dehlizlerinde on yıla yakın bir süre kaybolmaktadır? Bu sorunun cevabı, beyaz yaka suçlarının kriminolojik doğasında yatmaktadır. Bu dosyalar, sokaktaki basit bir hile eylemi değil; devletin devasa teşvik, hibe, vergi iadesi, sağlık (SGK) ve ihale mekanizmalarının sistematik, profesyonel ve kurumsal kılıflar ardında sömürülmesidir.

• Örneğin, fiktif (sahte) faturalar üzerinden milyonlarca liralık KDV iadesi alınması veya SGK'nın sahte reçetelerle, hayali hasta yatışlarıyla milyonlarca lira zarara uğratılması bu kapsama girmektedir.

• Yargılamayı felç eden ana mekanizma "Bilirkişilik Kurumu"dur. Hâkimler, binlerce sayfalık muhasebe kayıtlarını, ihale şartnamelerini ve tıbbi faturalandırmaları hukuki eğitimleriyle çözemeyecekleri için dosyayı mali müşavir, Sayıştay denetçisi veya tıp uzmanlarından oluşan üçlü, beşli heyetlere tevdi etmektedirler. Bu heyetlerin rapor hazırlaması aylar sürmekte; rapor geldiğinde taraf avukatlarının itirazları üzerine dosya ek rapora, ardından başka bir heyete gitmekte ve sadece bilirkişi safahatı yılları yutmaktadır.

• Sanıkların, suçlarını gizlemek için çok sayıda paravan (tabela) şirket kurması, ticaret sicil kayıtlarının, vergi dairesi defterlerinin ve MASAK raporlarının mahkemeye celbi bürokratik bir bataklık yaratmaktadır.

İlginç bir tezat olarak, aynı suç tipinin (Kamu Kurum Zararına) 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde sadece 132 günde karara bağlanması, suç tipolojisinden ziyade, olayın mahiyetinin ve çapının basitliğine bağlanabilir. Örneğin, bir vatandaşın sahte bir sağlık raporu sunarak kurumdan haksız yere küçük bir miktar engelli maaşı veya cihaz alması da aynı kanun maddesiyle yargılanır. Bu tür, delilleri kurum tarafından baştan dosyaya sunulmuş tekil ve basit vakalar, 17. ACM örneğinde olduğu gibi hızla karara çıkabilmektedir.

Tablodaki bir diğer kritik veri, Kooperatif ve Şirket Yöneticilerinin dolandırıcılıklarıdır. 20. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 853 günlük (yaklaşık 2.5 yıl) ve 25. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 680 günlük süreler, özellikle İstanbul gibi gayrimenkul ve inşaat sektörünün devasa olduğu bir şehirde "konut/yapı kooperatifi dolandırıcılıklarını" (maket üzerinden ev satışı, aynı dairenin birden fazla kişiye satılması vb.) yansıtmaktadır. Yüzlerce, hatta binlerce üyenin (müştekinin) bulunduğu bu davalarda, her bir müştekinin ifadesinin alınması, adreslerinde bulunamayanlara tebligat çıkarılması, duruşma salonlarının fiziki yetersizliği ve inşaatların geldiği seviyenin tespiti için yapılan keşif işlemleri yargılamayı kaçınılmaz olarak uzatmaktadır. Keza, bir anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin şirket içini boşaltarak (hortumlama) yatırımcıları dolandırması vakalarında "hukuki ihtilaf" (ticari başarısızlık) ile "cezai kast" (dolandırıcılık iradesi) arasındaki ince çizgiyi ayırmak, yargı sisteminin en çok mesai harcadığı gri alanlardan biridir.

3.4. Genel Nitelikli Dolandırıcılık Davalarındaki Tablo

Sadece spesifik fıkralar (banka, kamu, kooperatif) değil, UYAP sistemine genel "Dolandırıcılık" veya "Nitelikli Dolandırıcılık" başlığıyla yansıyan veriler de Ağır Ceza Mahkemelerinin hız konusundaki asimetrik yapısını teyit etmektedir.

Rapor verilerine göre:

• 1. Ağır Ceza Mahkemesi: Dolandırıcılık - 1045 gün

• 2. Ağır Ceza Mahkemesi: Dolandırıcılık - 981 gün

• 6. Ağır Ceza Mahkemesi: Dolandırıcılık - 992 gün

• 11. Ağır Ceza Mahkemesi: Dolandırıcılık - 871 gün

• 13. Ağır Ceza Mahkemesi: Dolandırıcılık - 556 gün

• 14. Ağır Ceza Mahkemesi: Dolandırıcılık - 692 gün

• 15. Ağır Ceza Mahkemesi: Dolandırıcılık - 256 gün

• 19. Ağır Ceza Mahkemesi: Dolandırıcılık - 498 gün

• 7. Ağır Ceza Mahkemesi: Nitelikli Dolandırıcılık - 205 gün

• 10. Ağır Ceza Mahkemesi: Dolandırıcılık (157/1) - 360 gün

• 10. Ağır Ceza Mahkemesi: Dolandırıcılık (158/1-L) - 388 gün

• 10. Ağır Ceza Mahkemesi: Dolandırıcılık (158/1-L-F) - 321 gün

• 23. Ağır Ceza Mahkemesi: Nitelikli Dolandırıcılık - 182 gün

Bu genel istatistikler, 182 gün ile 1045 gün arasında dalgalanan geniş bir yelpaze sunmaktadır. Birinci ve İkinci ACM gibi mahkemelerde sürelerin 1000 güne (yaklaşık 3 yıl) dayanması, İstanbul Adliyesi'nde mahkemeler arası dosya tevzisi (dağıtımı) sisteminde tarihsel olarak birikmiş, kronikleşen "torba davaların" bu mahkemelerin üzerinde bir kambur gibi durduğuna işaret etmektedir. Buna karşın, 7. ve 23. ACM'lerin davaları ortalama 6 ayda bitirebilmesi, modern yargılama usullerinin ve etkin duruşma yönetiminin uygulandığında sistemin ne kadar verimli çalışabileceğinin umut verici örnekleridir.

4. Asliye Ceza Mahkemeleri: Basit Dolandırıcılıkların Gündelik Savaşı (TCK 157)

Nitelikli unsurlar barındırmayan, kişiler arasında yüz yüze kurulan, hile ve desiselerin daha ilkel araçlarla (örneğin sahte altın satma, yankesicilikle karışık dolandırıcılık, kapora dolandırıcılığı, define/büyü yalanları) gerçekleştirildiği basit dolandırıcılık suçları (TCK Madde 157), Asliye Ceza Mahkemelerinin (Asliye CM) yargı yetkisine girmektedir. İstanbul Adliyesi, bu sirkülasyonu yüksek ve gündelik suçlarla baş edebilmek için bünyesinde tam 76 adet Asliye Ceza Mahkemesi barındırmaktadır.

Ağır Ceza Mahkemelerinin aksine, Asliye Ceza Mahkemelerinde heyet değil, tek hâkim görev yapar. Bu durum, teorik olarak yargılamanın daha hızlı ilerlemesi gerektiği beklentisini doğurur; zira heyet içi müzakere, kompleks bilirkişi raporları veya MASAK süreçleri bu dosyalarda çok daha nadir görülür. Ancak 2025 yılı Faaliyet Raporu verileri, "basit" olarak nitelendirilen bu suçların yargılamasında hiç de basit olmayan gecikmeler yaşandığını kanıtlamaktadır.

Asliye Ceza Mahkeme Numarası Suç Türü Ortalama Bitirilme Süresi (Gün)

3. Asliye Ceza Mahkemesi

Suç Türü: Dolandırıcılık

Ortalama Bitirilme Süresi: 345 Gün

34. Asliye Ceza Mahkemesi

Suç Türü: Dolandırıcılık

Ortalama Bitirilme Süresi: 1091 Gün

38. Asliye Ceza Mahkemesi

Suç Türü: Dolandırıcılık

Ortalama Bitirilme Süresi: 564 Gün

40. Asliye Ceza Mahkemesi

Suç Türü: Dolandırıcılık

Ortalama Bitirilme Süresi: 450 Gün

41. Asliye Ceza Mahkemesi

Suç Türü: Dolandırıcılık 157/1

Ortalama Bitirilme Süresi: 337 Gün

43. Asliye Ceza Mahkemesi

Suç Türü: Dolandırıcılık

Ortalama Bitirilme Süresi: 623 Gün

44. Asliye Ceza Mahkemesi

Suç Türü: Dolandırıcılık

Ortalama Bitirilme Süresi: 449 Gün

45. Asliye Ceza Mahkemesi

Suç Türü: Dolandırıcılık 157/1

Ortalama Bitirilme Süresi: 350 Gün

47. Asliye Ceza Mahkemesi

Suç Türü: Dolandırıcılık 157/1

Ortalama Bitirilme Süresi: 312 Gün

48. Asliye Ceza Mahkemesi

Suç Türü: Dolandırıcılık 157/1

Ortalama Bitirilme Süresi: 386 Gün

49. Asliye Ceza Mahkemesi

Suç Türü: Dolandırıcılık

Ortalama Bitirilme Süresi: 833 Gün

50. Asliye Ceza Mahkemesi

Suç Türü: Dolandırıcılık

Ortalama Bitirilme Süresi: 523 Gün

58. Asliye Ceza Mahkemesi

Suç Türü: Dolandırıcılık

Ortalama Bitirilme Süresi: 750 Gün

66. Asliye Ceza Mahkemesi

Suç Türü: Dolandırıcılık

Ortalama Bitirilme Süresi: 228 Gün

Tablodaki veriler, Asliye Ceza Mahkemelerindeki basit dolandırıcılık davalarının genel olarak 1 ila 2 yıl (300-600 gün) aralığında bir banda oturduğunu göstermektedir. 66. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 228 günlük (yaklaşık 7.5 ay) veya 47. Asliye Ceza'nın 312 günlük performansı, tek hâkimli mahkemelerin esnekliği ve seriliği ile uyumludur. Olayın basit bir şekilde delillendirildiği, şikayetçinin ve sanığın ilk celsede dinlendiği ve hızla hükmün tesis edildiği ideal bir yargılama senaryosudur.

Ancak, tıpkı Ağır Ceza Mahkemelerinde olduğu gibi, Asliye Ceza Mahkemelerinde de sistemi bloke eden devasa uç değerler (outliers) bulunmaktadır. 34. Asliye Ceza Mahkemesi'nde basit dolandırıcılık davasının bitirilme süresinin 1.091 gün (yaklaşık 3 yıl) olması , 49. Asliye Ceza'da 833 güne ve 58. Asliye Ceza'da 750 güne ulaşması kriminolojik ve usuli açıdan sorgulanmaya muhtaçtır. "Basit" bir dolandırıcılık dosyası neden 3 yıl sürer?

Bu sorunun cevabı, suçun ispat zorluğunda değil, faillerin sosyolojik profilinde ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) "sanığın savunması alınmadan hüküm verilemez" şeklindeki katı emredici kuralında gizlidir. Basit dolandırıcılık failleri genellikle sabit bir ikametgâhı olmayan, sürekli adres değiştiren, MERNİS (Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi) adreslerinde bulunamayan "gezici (mobil)" suçlulardır. Mahkemeler, bu kişilerin savunmalarını alabilmek için aylar süren bir tebligat trafiği yürütmekte, tebligatlar iade edilince kolluk vasıtasıyla adres araştırması yapılmakta, yine bulunamayınca "Yakalama Emri" düzenlenmektedir. Yıllar süren yargılamanın büyük bir kısmı, aslında aktif bir yargılama (delil tartışması) değil; sanığın bir polis çevirmesinde, otel kaydında veya trafik kontrolünde tesadüfen GBT (Genel Bilgi Toplama) sistemine takılıp yakalanmasının beklendiği pasif bir "bekleme" süresidir. Ayrıca müştekinin (mağdurun) adres değiştirmesi ve şikâyetinden vazgeçip vazgeçmediğinin sorulamaması da bu tür basit davaları yıllara sâri bir bürokratik yüke dönüştürmektedir.

5. Kurumsal Performans Metrikleri: Temizlenme Oranları Üzerindeki Yıkıcı Etki

Avrupa Konseyi Adaletin Etkinliği Komisyonu (CEPEJ) kriterlerine göre mahkemelerin verimliliğini ölçmek için kullanılan en temel metrik "Temizlenme Oranı"dır (Clearance Rate). Faaliyet Raporu, temizlenme oranını; yıl içerisinde biten (karara bağlanan) davaların, o yıl içinde yeni açılan davalara bölünmesi ve 100 ile çarpılması formülüyle açıklamaktadır.

• Oranın %100 olması, mahkemenin o yıl gelen dosya kadar dosyayı erittiğini, yani iş yükünün artmadığını gösterir.

• Oranın %100'ün üzerinde olması, mahkemenin gelenlerden fazlasını bitirerek geçmiş yıllardan devreden stokları (backlog) erittiğini kanıtlar.

• Oranın %100'ün altında olması ise, mahkemenin karar verme hızının yeni gelen davalara yetişemediğini ve dosya yığılmasının başladığını ifade eder.

Dolandırıcılık suçlarındaki, özellikle Ağır Ceza Mahkemelerindeki 1.000, 2.000 ve hatta 3.150 gün gibi astronomik dava bitirilme süreleri, mahkemelerin "Temizlenme Oranı" karnesinde doğrudan ve yıkıcı bir etki yaratmaktadır. Bir mahkeme, yıllarca bitiremediği, her celsede sadece "yazılan müzekkerelerin cevabının beklenmesine", "yakalamalı sanıkların infazının beklenmesine" veya "bilirkişi raporunun dönüşünün beklenmesine" karar vererek ertelediği devasa dolandırıcılık klasörleri yüzünden enerjisinin büyük bir kısmını bu ölü ağırlığı yönetmeye harcamaktadır.

Raporun genel mahkeme performans tabloları incelendiğinde bu tablo netleşmektedir. Örneğin, 5. Ağır Ceza Mahkemesi, bilişim dolandırıcılığını 210 gün gibi çok hızlı bir sürede bitirme kapasitesine sahipken , bu verimlilik mahkemenin genel temizlenme oranına %116,3 gibi muazzam pozitif bir rakamla (yani stok erittiği anlamına gelir) yansımıştır. Benzer şekilde 15. ACM, dolandırıcılık davalarını 200-250 gün bandında eritirken , temizlenme oranı %117,09 olarak raporlanmıştır.

Buna mukabil, bazı Ağır Ceza Mahkemelerinde sistemin tıkandığı gözlemlenmektedir. 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin temizlenme oranı %74,3 , 16. ACM'nin %75,08 ve 26. ACM'nin %80,73 düzeyinde kalmıştır. Bu mahkemelerin %100'ün fersah fersah altında kalan oranları, karara bağlanamayan, sürekli ertelenen ve yıllara yayılan karmaşık dosyaların (beyaz yaka dolandırıcılığı, kripto para vurgunları vb.) mahkemenin hukuki üretim bandını felç ettiğinin matematiksel ispatıdır.

Bu tıkanıklık, aynı zamanda "Reel Çalışma Oranı"na da yansımaktadır. Mahkeme personeli (zabıt kâtipleri, mübaşirler), bitmeyen devasa dolandırıcılık dosyaları için her ay yüzlerce sayfayı bulan tebligatlar çıkarmakta, tutukluluk incelemeleri (aylık tensipler) için evrak hazırlamakta, binlerce sayfalık bilirkişi raporlarını tarayarak UYAP'a yüklemektedir. Yani dosya karara çıkıp istatistiğe olumlu yansımasa da, adliye personeli üzerinde muazzam bir operasyonel iş yükü (kırtasiyecilik) yaratmakta ve İstanbul Adliyesi'nin 5.142 kişilik dev kadrosunun enerjisini tüketmektedir.

6. Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri ve Suçun Kriminolojik Yaş Sınırı

İstanbul Adliyesi'nde suça sürüklenen çocukların (18 yaş altı - SSÇ) yargılamalarının yapıldığı 4 adet Çocuk Mahkemesi ve nitelikli suçlar için 2 adet Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi faaliyet göstermektedir. 2025 yılı istatistiklerine göre, Çocuk Ağır Ceza Mahkemelerinde toplam 1.375 dosyaya bakılmış ve bu dosyaların 799'u karara bağlanmıştır.

Raporun Ağır Ceza ve Asliye Ceza Mahkemelerine ait bölümlerinde "Dolandırıcılık" suçlarına ilişkin yüzlerce günlük ayrıntılı süre metrikleri bulunurken, 1. ve 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemelerine veya Çocuk Mahkemelerine ait tablolar incelendiğinde "dolandırıcılık" suçuna dair spesifik bir veri gözlemlenmemektedir. Bu veri yokluğu, istatistiksel bir hata değil, kriminolojinin ve dolandırıcılık suçunun doğasının bir yansımasıdır.

TCK 158 kapsamında yer alan nitelikli dolandırıcılık suçları (kamu kurumlarının zararına, banka sistemlerinin araç kılınarak, şirket/kooperatif faaliyetleri kapsamında işlenen dolandırıcılıklar), faillerin hukuki yaş yeterliliğine sahip olmasını (reşit olmayı) zorunlu kılan eylemler barındırır. Bir kişinin bankada hesap açabilmesi, POS cihazı tahsis edebilmesi, ticaret siciline şirket kaydedebilmesi, ihale evrakı imzalayabilmesi veya kripto para borsalarında onaylı (KYC - Müşterini Tanı) hesap sahibi olabilmesi için 18 yaşını doldurmuş olması gerekmektedir. Bu nedenle, nitelikli dolandırıcılık kurgusunu tasarlayan ve yöneten "beyaz yaka" profili, doğası gereği yetişkinlerden (18 yaş üstü) oluşmaktadır.

18 yaş altı suça sürüklenen çocukların suç profili; genellikle hırsızlık, uyuşturucu ticareti (kuryelik), kasten yaralama ve yağma gibi daha çok efor, şiddet ve sokak dinamiklerine dayalı suçlarda yoğunlaşmaktadır. Organize dolandırıcılık şebekeleri (özellikle çağrı merkezi dolandırıcıları), çocukları zaman zaman bankamatiklerden (ATM) para çeken "para katırları/çekicileri" olarak kullansalar da, bu eylemler ana yargılamanın yetişkin failleri yanında hukuki olarak tali planda kalmakta ve çocuk ağır ceza mahkemelerinin genel iş yükü içerisinde spesifik bir "dolandırıcılık" kalemi oluşturacak boyuta ulaşmamaktadır. Bu durum, İstanbul Adliyesi verilerinin kriminolojik gerçeklikle tam bir uyum içerisinde olduğunu göstermektedir.

7. Üçüncü Derece İnceleme: İstatistiklerin Ötesindeki Sosyo-Hukuki Çıkarımlar

İstanbul Adliyesi 2025 yılı Faaliyet Raporu'ndaki sadece "Dolandırıcılık" başlığı altındaki yüzlerce veriyi makro düzeyde sentezlediğimizde, ceza adaleti sisteminin karşı karşıya kaldığı evrimsel ve teknolojik darboğazlar dört ana başlıkta toplanabilir:

7.1. Suçun Dijitalleşmesi ve Yargının Geleneksel Adaptasyon Sorunu Bilişim sistemleri ve banka/kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığı dolandırıcılık suçlarının yargılamasının Ağır Ceza Mahkemelerinde 1.898 güne (5 yıldan fazla) ulaşabilmesi, geleneksel hukuk kurallarının ve usullerinin dijital çağın hızına yetişemediğinin en net göstergesidir. Bir siber dolandırıcı, dünyanın öbür ucundaki bir bulut sunucu kiralayarak saniyeler içinde binlerce kişiye sahte e-posta gönderebilirken (phishing): Türk yargı makamlarının o e-postanın kaynağını bulmak için yabancı şirketlere (Google, Meta vb.) Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü üzerinden "istinabe evrakı" yazması, bu evrakın çevirisinin yapılması, diplomatik yollarla gönderilmesi ve cevabın beklenmesi bazen yılları almaktadır. Teknolojinin ışık hızıyla hareket ettiği bir zeminde, yargının kağıt, mühür ve diplomatik kurye hızında çalışması, sistemin en büyük handikabıdır.

7.2. "Kamu Kurumu" Unsurunun Yarattığı Bürokratik Felç Dolandırıcılık suçlarında mağdurun veya araç kılınan yapının "Kamu Kurumu" (Devlet, SGK, Bakanlıklar vb.) olması, yargılama süresini otomatik olarak katlamaktadır. 6. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 3.150 günlük (8.6 yıl) devasa kamu kurumu zararına dolandırıcılık davası ve 25. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 1.119 günlük sahte kamu görevlisi davası bu felcin sayısal ispatıdır. Devletin taraf olduğu dosyalarda hazine avukatlarının (Muhakemat Genel Müdürlüğü) sürecin her aşamasına müdahil olması, idari teftiş raporlarının (Sayıştay, Mülkiye Müfettişleri) cezai yargılamayla iç içe geçmesi ve evrak hacminin yüzlerce klasöre ulaşması, yargılamayı usuli bir labirente dönüştürmektedir.

7.3. Soruşturma ile Kovuşturma Arasındaki Yapısal Makas (Huni Etkisi) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosu'nun 53 personelle nitelikli bir bilişim dolandırıcılığı dosyasını ortalama 49 günde soruşturup mahkemeye sevk etmesine karşın, Ağır Ceza Mahkemelerinin aynı suçu karara bağlamasının ortalama 2 ila 3 yıl, hatta bazı dosyalarda 5 ila 8 yıl sürmesi, sistemin bir "huni" şeklinde daraldığını göstermektedir. Savcılık aşaması, dijital entegrasyonlar (UYAP, MASAK) sayesinde şüpheliyi hızla tespit edip iddianameyi düzenlemekte başarılıdır; ancak çelişmeli yargılamanın, sanık ve müşteki sorgularının, çapraz sorgu ve bilirkişi itirazlarının yapıldığı duruşma evresi (kovuşturma), mahkemelerin kapasitesini aşarak darboğaz yaratmaktadır.

7.4. Daimi Arama Stoku ve Cezasızlık Algısının Tehlikesi TCK 158/1.f maddesinden (Bilişim dolandırıcılığı) bekleyen 4.840 adet daimî arama dosyası, adli istatistiklerdeki en tehlikeli kırılganlığı işaret etmektedir. Savcılıkların hızlı soruşturma süreleri, sadece failine ulaşılan dosyalar için geçerliyken; faili meçhul kalan, dijital anonimlik araçları (VPN, Tor ağı, sahte IP'ler) ile kimliğini gizleyen siber dolandırıcılar yakalanamadığı için bu devasa dosya havuzu giderek büyümektedir. Bu durum, toplumda siber suçların yanlarına kâr kalacağı şeklinde tehlikeli bir "cezasızlık algısı" (impunity) yaratma potansiyeli taşımaktadır.

8. Değerlendirme, Çözüm Önerileri ve Adli Strateji

Not: Raporun 307. ve devamı sayfalarındaki resmi "Değerlendirme ve Sonuç" metni dokümanda yer almadığından, aşağıdaki analiz ve çözüm önerileri; İstanbul Adliyesi 2025 yılı istatistiksel verilerinin, Türkiye'deki kriminolojik trendlerin ve Ceza Muhakemesi Hukuku prensiplerinin alan uzmanlığı perspektifiyle sentezlenmesi sonucunda oluşturulmuştur.

İstanbul Adliyesi'nin 2025 yılı dolandırıcılık metrikleri, adaletin yalnızca "doğru" kararlar vermesiyle değil, bu kararları "makul sürede" tesis etmesiyle de sınandığını göstermektedir. 49 günlük parlak soruşturma sürelerinden, 3.150 günlük yıkıcı yargılama sürelerine kadar uzanan bu asimetrik tablo, geleneksel adliye yapılarının siber ve finansal suç dalgasına karşı radikal reformlar yapmadan direnemeyeceğini kanıtlamaktadır. Elde edilen veriler ışığında, sistemin işleyişini optimize edecek şu stratejik çözüm önerileri elzem görünmektedir:

1. İhtisaslaşmış "Siber ve Finansal Suçlar Mahkemeleri"nin Kurulması:

İstanbul'daki 41 Ağır Ceza Mahkemesi, kasten öldürmeden uyuşturucu ticaretine, terör suçlarından dolandırıcılığa kadar geniş bir yelpazede yargılama yapmaktadır. Oysa 1.898 gün süren kripto para/bilişim vurgunları ile 3.150 gün süren kamu ihale dolandırıcılıkları, klasik ceza hukuku bilgisinin ötesinde; yüksek düzeyde finansal okuryazarlık, yazılım mühendisliği mantığı ve muhasebe denetim yetkinliği gerektirmektedir. Sadece bu tür beyaz yaka ve siber dolandırıcılık suçlarına bakacak, hâkimlerinin özel finansal/dijital eğitimlerden geçirildiği "İhtisas Ağır Ceza Mahkemeleri" kurulmalıdır.

2. Adliye Bünyesinde Kadrolu "Mali ve Dijital Bilirkişi Kurulları" Oluşturulması:

Beyaz yaka dolandırıcılığındaki ve çağrı merkezi operasyonlarındaki devasa yargılama sürelerinin birincil nedeni, dosyaların dışarıdan atanan sivil bilirkişilere (mali müşavirler, akademisyenler) gönderilmesi ve raporların aylar/yıllar boyunca beklenmesidir. Tıpkı Adli Tıp Kurumu gibi, sadece dev adliyelerin (İstanbul Adliyesi gibi) bünyesinde tam zamanlı, kadrolu çalışan "Finansal Denetim ve Dijital Forensics" kurulları oluşturulmalıdır. Bu sayede MASAK verileri ve şirket bilançoları adliye dışına çıkmadan, doğrudan yargı çatısı altındaki uzmanlarca hızla çözümlenerek mahkemeye sunulacaktır.

3. Basit Dolandırıcılıkta (TCK 157) Seri Muhakeme veya Etkin Uzlaştırma Modellerinin Genişletilmesi:

Asliye Ceza Mahkemelerinde basit bir kapora dolandırıcılığının bile tebligat ve yakalama emri infazları yüzünden 1.091 güne (3 yıl) kadar uzaması, yargının değerli mesaisinin israfıdır. Şikâyete bağlı olmayan TCK 157. madde suçları için, zararın tamamen giderilmesi şartına bağlı olarak ön ödeme, seri muhakeme usulü veya etkin pişmanlık mekanizmalarının kapsamı genişletilmeli; böylece Asliye Ceza Mahkemelerinin 107.783 dosyalık devasa iş yükü hafifletilmelidir.

4. Daimî Arama Dosyaları İçin "Uluslararası Siber İstihbarat Entegrasyonu":

Bilişim dolandırıcılığında biriken 4.840 adet daimî arama dosyası, klasik polis çevirmeleriyle çözülemeyecek bir dijital kördüğümdür. Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosu bünyesinde görev yapan 53 personelin çabalarını nihayete erdirmek için, kolluk kuvvetlerinin siber şubeleri ile interpol/europol ve küresel teknoloji şirketleri (sosyal medya platformları, kripto borsaları) arasında, uzun diplomatik yazışmaları by-pass edecek hızlı, elektronik ve yasal bir anlık veri paylaşım protokolü (Fast-Track Data Request) oluşturulmalıdır.

Nihayetinde, İstanbul Adliyesi 2025 Yılı Faaliyet Raporu, 5.142 kişilik devasa bir organizasyonun mülkiyete karşı işlenen hileli suçlarla mücadelesindeki fotoğrafını büyük bir şeffaflıkla ortaya koymaktadır. Soruşturma safhasındaki hız ve entegrasyon umut verici olsa da; mahkeme safhasındaki bürokratik hantallık ve bilirkişi bağımlılığı sistemin adalet üretme kapasitesini ciddi şekilde zedelemektedir. Yargının teknolojik hıza ayak uydurması, sadece personel artışıyla değil, ancak usul yasalarının ve kurumsal ihtisaslaşmanın dijital çağa entegre edilmesiyle mümkün olabilecektir.

Avukat Ahmet Karaca - Bilişim ve Siber Suçlar Hukuku

Yazarın Tüm Yazıları