Adnan Ateş Yazıları

Adnan Ateş
Adnan Ateş
Yazarın Profili
04.10.2026 23:25

Sabah mağdur, akşam şüpheli, gece ekonomi uzmanı (1)

Haber Detay Image

Mesleğim gereği gündemi takip etmek zorundayım. Sabah gözümü açtığım andan gece telefonu bir kenara bıraktığım saate kadar haberlerin içindeyim. Ama son zamanlarda kendime sık sık aynı soruyu soruyorum: Türkiye’de gerçekten bu kadar çok şey mi oluyor, yoksa biz artık her şeyi ‘haber’ diye mi tüketiyoruz?

Çünkü gündeme yetişemiyorum.

Üstelik sorun yalnızca benim gibi mesleği gereği haber takip edenlerde değil. Sokaktaki insan da yetişemiyor. Bir olayın ne olduğunu anlamadan yenisi geliyor. Sabah ülkenin en önemli meselesi gibi sunulan bir konu, akşam olduğunda çoktan unutulmuş oluyor.

Bence asıl sorun gündemin hızlı akması değil, medyanın neyin gerçekten haber olduğuna ilişkin terazisinin bozulması.

Bir apartman boşluğuna sıkışan kediden mahallede çıkan kavgaya, aile içi tartışmadan sıradan bir asayiş olayına kadar neredeyse her şey ulusal gündeme taşınıyor. Oysa her yaşanan olay, milyonlarca insanın önüne getirilmek zorunda değil.

Batı medyasının tamamını idealize etmiyorum. Orada da sansasyon, suç ve reyting kaygısı var. Ancak ciddi yayıncılık geleneğine sahip mecralarda hâlâ temel bir soru soruluyor: ‘Bu olayın kamusal bir değeri var mı?’

Bizde ise soru giderek şuna dönüştü:

‘İzlenir mi?’

Haber yalnızca bilgi vermez; insanların yaşadığı ülkeyi ve dünyayı nasıl algıladığını da etkiler. Her gün cinayet, kavga, dolandırıcılık, şiddet ve felaket görüntülerine maruz kalan insan, bir süre sonra hayatın tamamını bunlardan ibaret görmeye başlayabilir.

Belki de Türkiye’de yaşadığımız şey bir haber kıtlığı değil, tam tersine bir ‘haber obezitesi’.

Nasıl vücudun ihtiyacından fazla kalori obeziteye yol açıyorsa, zihnin ihtiyacından fazla ve değeri süzülmemiş enformasyon da haber obezitesine yol açıyor. Çünkü her kalori aynı besin değerine sahip olmadığı gibi, her bilgi de aynı haber değerine sahip değildir.

Günde yüzlerce başlığın arasından geçiyoruz. Ama akşam kendimize ‘Bugün gerçekten ne öğrendim?’ diye sorduğumuzda cevap giderek kısalıyor.

Çünkü çok haber tüketmek, çok şey bilmek değildir.

Merkez Bankası’nın aldığı karar ile mahallede çıkan kavga aynı ekranda ve neredeyse aynı ağırlıkta önümüze geliyor. Küresel ekonomiyi etkileyebilecek gelişmenin altında bir fenomen tartışması, onun altında trafik kazası, hemen ardından cinayet haberi...

Hepsi ‘son dakika’.

Ama her şey son dakikaysa hiçbir şey son dakika değildir.

İnsan bir süre sonra okumuyor, bakıyor. Dinlemiyor, duyuyor. Öğrenmiyor, yalnızca maruz kalıyor.

Oysa gazetecilik biraz da neyi yayımlayacağını değil, neyi yayımlamayacağını bilmektir. Editörlük, ‘Bu haber izlenir mi?’ sorusundan önce ‘İnsanların bunu bilmesi gerekiyor mu?’ diye sorabilmektir.

Bugün ise korku, öfke, merak ve şaşkınlık tıklamaya; tıklama trafiğe, trafik de paraya dönüşüyor.

Ortaya da her şeyden haberdar ama neyin önemli olduğunu giderek daha az bilen, gündemi takip etmekten zihinsel olarak yorulmuş bir toplum çıkıyor.

Bir de ekranlarda her konuda söyleyecek sözü olanlar var. Sabah başka bir meselenin uzmanı, akşam başka bir tartışmanın yorumcusu olarak karşımıza çıkan bu isimlerin yarattığı kafa karışıklığını da bir sonraki yazıya bırakalım.

…

(Devam edecek)

Adnan Ateş

Yazarın Yazıları