Para basmak devletlerin işidir. Ama teknoloji, finans dünyasında alıştığımız bazı kuralları değiştirmeye başladı. Özellikle blockchain artık sadece Bitcoin veya kripto para demek değil. Şirketlerin para bulma yöntemlerini bile değiştirebilecek yeni bir sistemden söz ediyoruz.
Basit bir örnek verelim.
Diyelim ki Ekovizyon Dergisi büyümek ve yeni yatırımlar yapmak istiyor. Bunun için bankadan kredi almak veya bir yatırımcı bulmak yerine ‘Ekovizyon Coin’ adında dijital bir varlık çıkardığını düşünelim.
İnsanlar bu dijital varlığı satın alıyor, Ekovizyon da buradan yatırım için kaynak sağlıyor.
Elbette bugün bir şirketin kafasına göre coin çıkarıp bunu hisse veya tahvil gibi yatırım aracına dönüştürmesi mümkün değil. İşin ciddi bir hukuk ve denetim tarafı var. Ama dünyanın gittiği yön bize önemli bir şey söylüyor: Şirketlerin para bulma yöntemleri değişiyor.
Blockchain aslında nedir?
Blockchain'i anlamak için Bitcoin'i bir kenara bırakalım.
En basit anlatımla blockchain, yapılan işlemlerin kaydedildiği ve sonradan değiştirilmesinin oldukça zor olduğu ‘dijital bir kayıt defteri’ gibi düşünülebilir.
Örneğin bir şirket sizden borç aldı.
Bugün bunun için banka, aracı kurum, saklama kuruluşu ve farklı finans kuruluşları devreye girebiliyor. Blockchain ise bazı işlemlerin tek bir dijital sistem üzerinden kayıt altına alınmasını mümkün kılıyor. Üstelik yapılan işlemin izi kalıyor.
Kim aldı?
Kim sattı?
Ne zaman sattı?
Para ne zaman ödendi?
Borç ne zaman kapanacak?
Bütün bunlar sistem üzerinde kayıt altına alınabiliyor.
Tahvil bile blockchain'e taşındı
Bu anlattıklarımız artık sadece gelecek tahmini değil. Alman teknoloji devi Siemens, 2023 yılında blockchain üzerinden ‘60 milyon euroluk dijital tahvil’ çıkardı. Yani şirket borçlandı ama bunu geleneksel yöntemlerden farklı olarak blockchain teknolojisini kullanarak yaptı. Bugün Avrupa'da ve ABD'de finans otoriteleri de bu alanı yakından takip ediyor. Buradaki temel yaklaşım oldukça basit: Bir tahvil blockchain üzerinde tutuluyor diye tahvil olmaktan çıkmıyor. Sadece tahvilin tutulduğu teknoloji değişiyor. Tıpkı yıllar önce banka hesap cüzdanlarının yerini internet bankacılığının alması gibi.
Türkiye için asıl fırsat burada
Türkiye'nin de bu gelişmeyi yalnızca ‘kripto para’ olarak görmemesi gerekiyor. Ben daha büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum. SPK, Borsa İstanbul, MKK, Takasbank ve bankaların içinde bulunduğu, devletin denetleyebildiği bir ‘finansal blockchain sistemi’ neden kurulmasın?
Sorabilirsiniz: Neden kurulsun? Neden kurulmalı? Cevabım oldukça basit:
Örneğin bir şirket 1 milyar liralık tahvil çıkararak yatırımcılardan borçlanmak istiyor. Bu tahvil, SPK'nın denetlediği bir blockchain sistemi üzerinden çıkarılabilir. Kim aldı, kim sattı, tahvil hangi hesaba geçti, ödeme ne zaman yapıldı; bütün hareketler kayıt altında tutulabilir.
Bunun faydası sadece hız değil. İşlemlerin izini sürmek kolaylaşır, kayıtların sonradan değiştirilmesi zorlaşır ve denetleyici kurumlar şüpheli hareketleri daha erken görebilir. Aradaki bazı işlemler otomatikleştiği için maliyetler de düşebilir.
Daha basit söyleyelim: Bugün bir paranın izini bulmak için farklı kurumların kayıtlarına bakmak gerekebilir. Blockchain sisteminde ise aynı işlemin geçmişi ortak bir dijital kayıt zincirinde görülebilir.
Burada Bitcoin'den söz etmiyorum. Tam tersine, kimin işlem yaptığının bilindiği ve devletin gerektiğinde denetleyebildiği bir sistemden bahsediyorum.
Bir şirket tahvil çıkaracaksa kayıt burada tutulabilir.
Bir yatırımcı tahvili aldığında bu işlem görülebilir.
Sattığında da görülebilir.
Para hareketinin izi takip edilebilir.
Belki de blockchain'in finans dünyasına sağlayacağı en önemli katkı hızdan önce ‘şeffaflık’ olacak.
Ama blockchain'i mucize gibi görmek de yanlış.
Kötü bir şirket blockchain kullanınca iyi şirket olmaz. Batık bir borç blockchain'e yazılınca sağlam borca dönüşmez. Dolandırıcılık da teknoloji kullanıldığı için kendiliğinden ortadan kalkmaz.
Blockchain yalnızca daha güçlü bir kayıt ve takip sistemi sağlayabilir.
Asıl mesele teknoloji ile hukuku ve devlet denetimini doğru biçimde bir araya getirmek.
Çünkü dünya finans sistemi yavaş yavaş değişiyor.
Belki birkaç yıl sonra şirketlerin blockchain üzerinden tahvil çıkarmasını, yatırım toplamasını veya bazı varlıklarını dijital parçalara bölerek yatırımcılara sunmasını bugün internet bankacılığını kullandığımız kadar normal karşılayacağız.
O nedenle benim için asıl soru blockchain'in finans dünyasına girip girmeyeceği değil.
Dünya yeni finans sistemini kurarken Türkiye sadece seyredenlerden mi olacak, yoksa masaya oturup kendi sistemini kuranlardan mı?
Adnan Ateş










