Adnan Ateş Yazıları

Adnan Ateş
Adnan Ateş
Yazarın Profili
02.10.2026 09:52

GastroAfyon lezzetten ekonomiye

Haber Detay Image

Afyonkarahisar’dayım. Bu şehre geldiğinizde önce kalesini görüyorsunuz. Sonra termalin sıcaklığı, mermerin ağırlığı, sucuğun kokusu, kaymağın tadı çıkıyor karşınıza. Bir süre sonra anlıyorsunuz ki Afyon’u tek bir kelimeyle tarif etmek kolay değil.

Ama bugünlerde şehrin kendisini anlatmak için seçtiği çok güçlü bir kelime var: Gastronomi.

8. Uluslararası GastroAfyon Turizm ve Lezzet Festivali’ni yerinde takip etmek üzere Afyonkarahisar’dayım. Festival alanında dolaşırken meseleye yalnızca 'Ne pişiyor' diye bakmıyorum. Benim merak ettiğim başka:

Bu mutfak Afyon’a ne kazandırıyor?

Çünkü gastronomi artık yalnızca iyi yemek meselesi değil. Oteli, restoranı, çiftçisi, kasabı, üreticisi, esnafı, ulaşımı, perakendesi ve ihracatıyla başlı başına bir ekonomi.

Sucuk yalnızca sucuk değildir

Afyon sucuğunu düşünelim.

O sucuğun arkasında hayvancılık var. Et işleme sanayisi var. Baharat var. ambalaj var. lojistik var. soğuk zincir var. market rafı var. restoran var. Kaymakta süt üreticisi, manda yetiştiricisi ve mandıra; lokumda şeker, üretim, paketleme ve perakende devreye giriyor. Yani bir turist Afyon’dan bir kutu lokumla ayrıldığında aslında yalnızca lokum satın almıyor. Şehrin üretim zincirine para bırakıyor. İşte Gastronominin ekonomik gücü tam burada başlıyor.

Afyonkarahisar'ın tarım ve hayvancılığa dayanan üretim yapısı, şehrin mutfağının da temelini oluşturuyor. Afyon sucuğu, pastırması, kaymağı, ekmek kadayıfı ve diğer coğrafi işaretli ürünler bu nedenle yalnızca kültürel miras değil; doğru markalandığında yüksek katma değer üretebilecek ekonomik varlıklar. Afyonkarahisar'ın 2019'da UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na gastronomi alanında dâhil edilmesi de bu hikâyeyi uluslararası bir zemine taşıdı.

GastroAfyon alanında gezerken bu dönüşümün küçük bir modelini görmek mümkün. Bir tarafta şefler, diğer tarafta üreticiler. Tadımlar, workshoplar, yarışmalar, paneller, yöresel ürünler, çocuk etkinlikleri...

Bu yıl festivalde 175 stant bulunuyor. Türkiye'nin farklı bölgelerinden gastronomi profesyonellerinin yanında 21 ülkeden 53 şef ve konuğun Afyon'a gelmesi bekleniyor. Üç günlük festival için açıklanan ziyaretçi hedefi ise 350 bin kişi.

350 bin kişiyi yalnızca ‘ziyaretçi’ olarak okumamak gerekiyor.

Bu insanlar yemek yiyecek.

Konaklayacak.

Taksiye binecek, akaryakıt alacak, alışveriş yapacak.

Sucuk, lokum, kaymak satın alacak.

Bazıları birkaç saat, bazıları birkaç gün şehirde kalacak.

Dolayısıyla GastroAfyon'un gerçek bilançosu festival alanındaki kalabalık değil, o kalabalığın şehir ekonomisine ne kadar yayıldığıdır.

Bence asıl mesele de burada. Bir şehir yılda üç gün gastronomi şehri olmaz. 365 gün gastronomi şehri olmak zorundadır. Festival bittikten sonra gelen turist şehir merkezinde aynı hikâyeyi bulabiliyor mu? Afyon'un ürünlerini satın aldığı dükkânda aynı kalite standardıyla karşılaşıyor mu? Küçük üretici festivalde yakaladığı müşteriyi yıl boyunca koruyabiliyor mu? Restoranından oteline kadar şehir bu gastronomi kimliğini aynı standartta taşıyabiliyor mu?

Asıl ekonomik başarıyı bunlar belirleyecek.

Çünkü festival kalabalığı oluşturmak başka şeydir, o kalabalığı kalıcı ekonomik değere çevirmek başka.

Guinness güzel, marka daha değerli

Bugün burada dikkatlerin önemli bir bölümü Guinness Dünya Rekoru denemesine çevrilmiş durumda. 81 ilin yemeklerinin buluşacağı, 81 metre çapında ve 257 metre uzunluğunda planlanan dev Anadolu Sofrası kuruluyor. Hititlerden Friglere, Osmanlı mutfağından bugünün Anadolu ve Mezopotamya’nın yemeklerine uzanan büyük bir sofra fikri var.

Afyon'un Guinness konusunda geçmişi de var.

2024'te 114,7 metrelik Afyon lokumuyla, 2025'te ise 1.930 kilogramlık sucuklu yumurtayla iki Guinness Dünya Rekoru elde edildi. Bu yılki girişim başarıya ulaşırsa gastronomi festivali kapsamında üçüncü rekor gelecek.

Rekor elbette önemli.

Dünya basınında birkaç satır, sosyal medyada milyonlarca görüntülenme, şehir için güçlü bir tanıtım fırsatı yaratabilir. Ama Afyon'un asıl hedefi Guinness kitabına girmekten daha büyük olmal: Dünya gastronomi ekonomisinin rafına girmek.

Bir turist Türkiye'ye geldiğinde Afyon sucuğunu özellikle arıyorsa, bir yabancı markette Afyon lokumunu adıyla talep ediyorsa, Afyon kaymağı kendi coğrafi kimliğiyle yüksek katma değerli ürüne dönüşüyorsa esas rekor o zaman kırılmış olacaktır.

Bir tabak yemeğin arkasında bir şehir var

Festival alanında dolaşırken insan bunu daha net görüyor. Bir tabağın arkasında yalnızca aşçı yok. Çiftçi var. Hayvancı var. Kadın kooperatifi var. Küçük üretici var. Esnaf var. Otelci var. Nakliyeci var. Ambalajcı var.

Ve en önemlisi, kuşaktan kuşağa aktarılmış bir bilgi var.

Bu yıl festival alanında yer alan ‘Anadoludakiler Pazarı’ da tam olarak bu bağlantıya işaret ediyor. Tarımsal üretimden geleneksel gıdaya, zanaattan yerel üretim bilgisine kadar Anadolu'nun ekonomik ve kültürel birikiminin görünür hale getirilmesi amaçlanıyor. Belki gastronomiye artık biraz da böyle bakmalıyız. Mutfak kültürü yalnızca korunacak bir miras değildir.

Doğru yönetildiğinde istihdamdır.

İhracattır.

Turizmdir.

Markalaşmadır.

Ve yerel kalkınmadır.

Afyonkarahisar'ın önündeki fırsat da tam olarak burada duruyor.

Bugün GastroAfyon'da yüz binlerce insan aynı sofranın çevresinde buluşacak. Birkaç gün sonra stantlar sökülecek, şefler şehirlerine ve ülkelerine dönecek, festival alanı yeniden sessizleşecek. Fakat Afyon için esas sınav o gün başlayacak.


Adnan Ateş

Yazarın Yazıları