Adnan Ateş Yazıları

Adnan Ateş
Adnan Ateş
Yazarın Profili
03.10.2026 01:07

GastroAfyon bir festivalden fazlası

Haber Detay Image

Afyonkarahisar’dayım. Bir şehri tanımak için bazen müzesine, bazen çarşısına, bazen de fabrikalarına bakmak gerekir. Afyonkarahisar’ı anlamanın yollarından biri ise sofrasından geçiyor.

Çünkü burada yemek yalnızca yemek değil.

Arkasında hayvancılık, tarım, gıda sanayisi, turizm, otelcilik, perakende, küçük üretici ve giderek büyüyen bir şehir markası var.

  1. Uluslararası GastroAfyon Turizm ve Lezzet Festivali’ni davetli gazeteci olarak yerinde takip ediyorum. Festival alanını gezerken gördüğüm şey yalnızca yüzlerce yemeğin sergilendiği büyük bir gastronomi organizasyonu değildi. Asıl dikkatimi çeken, Afyonkarahisar’ın gastronomiyi bir şehir politikası hâline getirme konusundaki ısrarı oldu.

Bu ısrarın ekonomik bir karşılığı da elbette var.

UNESCO’nun Afyonkarahisar için yayımladığı verilere göre kentte gıda üretim sektöründe 800’ün üzerinde işletme bulunuyor ve sektör kent ihracatının yaklaşık yüzde 26’sını oluşturuyor. Afyonkarahisar, 2019’dan bu yana UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nın gastronomi kategorisinde yer alıyor.

Yani sucuk, kaymak, lokum ve diğer Afyon lezzetlerinden söz ederken aslında önemli bir üretim ekonomisinden söz ediyoruz.

Afyon üçüncü kez Guinness’te

Festivalin ilk gününün en önemli olayı ‘Dünyanın en büyük Anadolu Sofrası’ oldu.

Türkiye’nin 81 ilinin yemeklerini aynı sofrada buluşturmak üzere hazırlanan dev organizasyonun Guinness ölçümü tamamlandı.

Sonuç: 247 metre 68 santimetre.

Guinness Dünya Rekorları Türkiye temsilcisinin tesciliyle Afyonkarahisar yeni dünya rekorunun sahibi oldu. Bu aslında şehrin üçüncü gastronomi rekoru.

2024’te 114,7 metre uzunluğundaki Afyon lokumuyla ‘Dünyanın en uzun lokumu’ rekoru kırılmıştı.

2025’te çıta daha yukarı taşındı. Bir ton sucuk, 15 bin yumurta ve 25 metrekarelik tavayla hazırlanan sucuklu yumurta 1.930 kilograma ulaştı ve Guinness tarafından ‘Dünyanın en büyük sucuklu yumurtası’ olarak tescillenmişti.

Şimdi buna Anadolu Sofrası eklendi.

Üç yıl.

Üç farklı gastronomi denemesi.

Üç dünya rekoru.

Bence rakamlardan daha önemli olan nokta tam burada.

Afyonkarahisar tesadüfen gastronomi şehri olmuyor. Valilik, belediye, turizm kurumları, üreticiler, şefler ve şehirdeki işletmeler aynı kavramın etrafında uzun süre çalışınca bir şehir kimliği oluşmaya başlıyor.

Guinness kitabına girmek yetmez

Rekor elbette iyi bir tanıtım aracı.

Fakat gastronomi ekonomisi rekor kırmakla kurulmaz.

Asıl mesele ertesi sabah başlıyor.

Festivale gelen insan Afyon’da kaç gece kaldı?

Ne kadar harcadı?

Kaç kilo sucuk aldı?

Kaç kutu lokum götürdü?

Kaç üretici yeni müşteri buldu?

Kaç restoranın cirosu arttı?

Festival bittikten altı ay sonra kaç ziyaretçi yeniden Afyon’a geldi?

Ben ekonomi gazetecisi olarak GastroAfyon’un bundan sonraki aşamasında bu rakamların da ölçülmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ziyaretçi sayısı organizasyonun büyüklüğünü, ziyaretçinin şehirde bıraktığı para ise organizasyonun ekonomik değerini gösterir.

Diyarbakır sofrasını Afyon’a taşıdık

Festival alanının benim açımdan ayrı bir anlamı daha vardı.

Doğduğum şehir Diyarbakır da Anadolu Sofrası’ndaydı.

Diyarbakır Valiliği ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü koordinasyonunda hazırlanan standımızda, Diyarbakır gastronomisinin hafızasını yıllardır mutfağında yaşatan Hancı restoran işletmecisi Şehmus Doğan, Diyarbakırlı şef Mehmet Kudat ve ben, şehrimizin yemek kültürünü anlatmak ve gelen misafirlerle ilgilenmek için alandaydık.

Meftune, nardan aşı, kaburga dolması, burma kadayıf ve Diyarbakır mutfağından farklı lezzetleri ziyaretçilere sunduk. Ama standın yıldızı yemeklerden biri değil, bu kez karpuzdu.

Diyarbakır’dan Afyon’a getirilen yaklaşık 35 kilogramlık dev karpuzlar festival alanında ciddi bir merak oluşturdu.

İnsanlar durdu.

Fotoğraf çekti.

Karpuzları inceledi.

Bazılarının yüzündeki şaşkınlıktan hayatlarında ilk kez bu büyüklükte bir karpuz gördükleri anlaşılıyordu. Aslında tam da burada gastronominin önemli bir tarafı ortaya çıkıyor. Bir ürünün ekonomik değeri kadar hikâyesi de önemlidir.

Diyarbakır karpuzu yalnızca tarımsal bir ürün değildir. Şehir adıyla özdeşleşmiş kültürel bir simgedir. Gastronomi turizmi de tam olarak bu hafızayı ekonomik değere dönüştürebildiği ölçüde anlam kazanıyor.

Anadolu aslında dev bir gastronomi haritası

Festival alanında dolaştıkça Türkiye’nin gastronomi zenginliğinin boyutunu yeniden görüyorsunuz.

Her şehir kendi hikâyesini anlatmaya çalışıyor.

Bir tarafta et yemekleri.

Bir tarafta hamur işleri.

Bir başka masada tatlılar, peynirler, zeytinler, baharatlar…

Standını güçlü hazırlayan şehirler arasında tatlı bir rekabet vardı.

Kim daha iyi anlatacak?

Kim daha fazla ziyaretçi çekecek?

Kimin yemeği daha fazla merak edilecek?

Bu rekabet küçümsenecek bir şey değil.

Tam tersine, şehir ekonomileri açısından son derece değerli.

Çünkü artık şehirler yalnızca fabrikaları, üniversiteleri ya da tarihî yapılarıyla rekabet etmiyor. Mutfakları da rekabet ediyor.

Afyon’un yaptığı şey aslında şehir pazarlaması

GastroAfyon’a yalnızca festival gözüyle bakarsak önemli bir ayrıntıyı kaçırırız.

Afyonkarahisar burada kendi markasını inşa ediyor.

Termal turizmi var.

Mermeri var.

Tarihi var.

Hayvancılığı var.

Sucuğu var.

Kaymağı var.

Lokumu var.

Şimdi bütün bunların yanına sistematik biçimde gastronomiyi yerleştiriyor.

Festival alanında dünyanın farklı ülkelerinden gelen şefleri ve gastronomi profesyonellerini görmek de bu nedenle önemli. Bir şehrin mutfağını uluslararasılaştırmak için önce o mutfağın hikâyesini şehrin sınırlarının dışına çıkarmak gerekiyor.

Afyon bunu sekiz yıldır yapmaya çalışıyor.

Eksikleri elbette vardır.

Daha fazla uluslararası tanıtım yapılabilir. Festival ziyaretçilerinin şehir ekonomisine bıraktığı gelir bilimsel yöntemlerle ölçülebilir. Küçük üreticilerin festival sonrasında satış kanallarına erişimi takip edilebilir. Afyon ürünlerinin uluslararası pazarlardaki marka bilinirliği yükseltilebilir.

Fakat ortada görmezden gelinemeyecek bir gerçek var:

Afyonkarahisar gastronomiyi ciddiye alıyor.

Ve şehirler arasındaki fark bazen tam da burada ortaya çıkıyor.

Kaymağı herkes yapabilir.

Sucuğu birçok şehir üretebilir.

Lokum Türkiye’nin pek çok yerinde satılabilir.

Fakat ürünü şehir kimliğine dönüştürmek başka bir iştir.

Afyon bugün Guinness Rekorlar Kitabı’na bir kez daha adını yazdırdı.

Bence bundan sonraki hedef daha zor olmalı:

Rekorlarla dikkat çeken Afyon’dan, gastronomisi için insanların özellikle seyahat ettiği Afyon’a geçmek. Çünkü gastronomide gerçek dünya rekoru, en uzun sofrayı kurmak değil; o sofranın etrafında sürdürülebilir bir ekonomi kurabilmektir.

Adnan Ateş

Yazarın Yazıları