Algoritmalara dava: Çocukları dijital anafora karşı koruma

Algoritmalara dava: Çocukları dijital anafora karşı koruma
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İstanbul Aile Vakfı Başkanı Üner Karabıyık, çocukları bağımlı hale getiren algoritmaların tespiti için sosyal medya platformlarına dava açtıklarını, dijital bağımlılığın kimlik sorunlarına ve okul saldırılarına yol açtığını belirtti.

AYKUT YILMAZ/AHMET BUĞRA OLAÇ - İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık, "Algoritmaların çocukları bağımlı hale getiren yapısının tespiti için sosyal medya platformlarına dava açtık. Bunların tespiti ve bunlara tedbir alınmasını istiyoruz." dedi.

Karabıyık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dijital mecraların çocuklar üzerindeki etkilerine yönelik, son 3 yıldır sahada çalıştıklarını söyledi.

Sahadan elde ettikleri tespitlere değinen Karabıyık, "Ekran süreleri arttıkça, baskı, sıkıntı, kaygı seviyesi artıyor. Baskı, sıkıntı, kaygı seviyesi arttığında aidiyet düşüyor. Ülkeye olan aidiyet düşüyor, 'geleceğimi başka ülkede ararım' deme eğilimi artıyor." diye konuştu.

TBMM Okul Saldırılarının Nedenlerini Araştırma Komisyonu'nu bu konuda bilgilendirdiklerini anlatan Karabıyık, komisyonda okul saldırılarına ilişkin konuşulan konulara değindi.

Karabıyık, "Komisyonda konuştuğumuz konulardan birisi şuydu: Bu tip saldırılarda bir kimlik ve aidiyet problemi görüyoruz. Özellikle dijital dünyanın içerisinde, dijital anaforun içerisine çekilmiş çocuklarımız ve gençlerimiz, orada her girdikleri kabın şeklini almaya çalışıyorlar. Böylece kimlik problemi ortaya çıkmaya başlıyor. Bu kimlik ve şahsiyet problemi daha sonra bu tip elim hadiseleri yaşamamızla sonuçlanıyor. İşte bu yüzden biz 'çocuklarımızı bu dijital anaforun içerisine çeken mekanizmalarla mücadele etmemiz lazım' diyoruz." ifadelerini kullandı.

Burada algoritmalar bulunduğuna işaret eden Karabıyık, "Özellikle dikkat bağımlılığı, dopamin bağımlılığı. Algoritmaların çocukları bağımlı hale getiren yapısının tespiti için sosyal medya platformlarına dava açtık. Bunların tespitini ve bunlara tedbir alınmasını istiyoruz. Yine aynı şekilde içeriklerin özellikle çocuklarda sebep olduğu pek çok kimlik ve kişilik problemi var." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin 50'den fazla ilinde kapı kapı gezerek bilgilendirmeler yaptıklarını, on binlerce aileyle bir araya geldiklerini ifade eden Karabıyık, ailelerin ekran üzerinden gelen tehlikeleri fark etmelerine, buna karşı bağışıklıklarını artıracak tedbirleri almalarına gayret ettiklerini söyledi.

Sosyal medya içeriklerine dair toplumsal etki değerlendirme sisteminin hayata geçirilmesini hem çalıştay ve sempozyumlarda hem de Dijital Anafor Zirvesi'nde ortaya koyduklarını kaydeden Karabıyık, son olarak komisyona bu konuda yaptıkları raporu takdim ettiklerini anlattı.

TBMM Okul Saldırılarının Nedenlerini Araştırma Komisyonu'nun çalışmalarını çok önemsediklerini vurgulayan Karabıyık, komisyonun raporunun ilgili kurumlara aktarılması, sonra bunun takibinin yapılmasının da çok önem arz ettiğini söyledi.

"Ekran sürelerini kısaltmak zorundayız"

İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Karabıyık, yaptıkları çalışmalarda, çocuklarda bütün yaş gruplarının ekran süreleri, diğer aile fertlerinin onların kullanımını "bağımlılık" olarak değerlendirip değerlendirmediği gibi konularda detaylı sorularının olduğunu anlatan Karabıyık, aldıkları cevapların analizinin, konunun alarm verdiğini ortaya koyduğunu söyledi. Bu konuda bir stratejik hedef belirlediklerini bildiren Karabıyık, şunları kaydetti:

"Problemli ekran kullanımını azaltmak zorundayız. Ekran sürelerini kısaltmak zorundayız. Bu stratejik hedefe yönelik de İstanbul Aile Vakfı çatısı altında 17 faaliyet yaptık. Masal anlatıcılığı projemiz var. Bu projenin amacı, anne ve babaların çocuklarına masal anlatmasını sağlamak. Böylece anne ve babalar çocuklarıyla göz göze iletişim kuracaklar, onlara dokunacaklar, kültürel aktarım gerçekleştirecekler. Bu, çocuklardaki baskı, sıkıntı, kaygı seviyesini aşağıya çekecek. Nesiller arası kültürel aktarımı temin edecek."

Dijital oyun yarışması projelerinin olduğunun bilgisini veren Karabıyık, "Oyunların senaryolarından renklerine kadar pek çok detayı çocuklarımızda dopamin bağımlılığı üretiyor. Zararsız oyun içerikleri üretmeye ihtiyacımız var." diye konuştu.

Karabıyık, bunlara ilişkin yaptıkları faaliyetleri aşama aşama hayata geçirdiklerini söyledi.

"Problem aynı, küresel bir problem"

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarda meydana gelen olayları anımsatan Karabıyık, bu saldırılarda gördükleri tipolojinin dünyanın her yerinde aynı olduğunu söyledi. Dijital anafora kapılan çocukların aile yapıları da yeterince kuvvetli olmadığında bu anaforun içerisinde savrulup gittiğini belirten Karabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Savrulup giden bu çocuklarımız başka çocuklarımızın da katline neden oluyor. O yüzden bu anafora karşı topyekün mücadele etme zaruretimiz var. Bunun küresel bir mesele olduğunu çok net biliyoruz. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzle 'Kalem Ailem Projesi' yaptık. 39 ilçede 342 okulda 12 binden fazla öğrenciyle çalıştaylar yaptık. Onlar ekranı bir problem alanı olarak tanımladı. İlkokul, ortaokul seviyesinde kısa film, resim yarışmaları yaptık. Bu yarışmalara gelen resimlere baktığımızda ekran tasvirlerinin özellikle problem alanı olarak öne çıktığını görüyoruz. Kısa filmlerde bunun böyle işlendiğini görüyoruz. Bu İstanbul'daki, ülkemizdeki tespit.

Dünyada durum ne? Türkiye Maarif Vakfı ile yaptığımız protokol çerçevesinde, benzer bir yarışmayı Türkiye Maarif Vakfının 61 ülkesinde yaptık. Oradan gelen resimlerde, kısa filmlerde de aynı tasvirlerin, aynı problemlerin olduğunu görüyoruz. Akşam yemek masasında ekrana bakıp hiçbir şey konuşmayan aile hikayesini Uganda'dan yarışmaya katılan bir lise öğrencisi de kısa film olarak size gönderiyor, Esenyurt'tan katılan bir lise öğrencisi de gönderiyor. Problem aynı, küresel bir problem."

Karabıyık, dijital bağımlığın bir sorun, aynı zamanda yaşanan sorunun sonucu olduğuna işaret ederek, "Semptomları tedavi etmeye ihtiyacımız var ama işimiz orada bitmiyor. Bu semptomu ortaya çıkartan kök nedenlere gitmek durumundayız. Eğer biz semptoma yoğunlaşma hatasını yaparsak bu semptomlar bitmeyecek, artarak gelecek ve biz kendimizi, semptomları tedavi etmeye çalışanları tedavi etmeye çalışır halde bulacağız." dedi.

-"Dopamin döngüsüne bir kez girdiğinizde buradan çıkmanız zorlaşıyor"

Anne ve babaların dijital bağımlı olmadığını söyleyemedikleri bir dönemin içinde olunduğunu vurgulayan Karabıyık, dijital bağımlılığın herkes için bir realite olduğunu söyledi.

Ekranda çok fazla uyarıcının bulunduğunu dile getiren Karabıyık, "Ekranda öyle uyarıcılar var ki sizin dopamin mekanizmanıza verdiği uyaranlar, başka hiçbir uyarıcıdan o seviyede uyaran alamıyorsunuz. Sonsuz kaydırma böyle geliyor. Dikkat ekonomisi böyle dönüyor. Dopamin döngüsüne bir kez girdiğinizde buradan çıkmanız zorlaşıyor. Uzmanlar bunu net bir şekilde söylüyor. İlginç olan şu: Bütün bu teknolojileri üretenler, kendi çocuklarını bu teknolojilerden muhafaza ediyorlar, belli bir yaşa kadar kullandırtmıyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: AA / Aykut Yılmaz
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.