Londra: İngiliz Basınında Bugün

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İngiliz basınında bugün, Lübnan'da varılan ateşkesin ardından konuşlandırılacak barış gücüne ilişkin tartışmalar, Lübnan'da yeniden yapılandırmanın maliyeti ve İngiltere'de geçtiğimiz hafta uçaklara yönelik saldırı planlandığına ilişkin haberler ve ardından yaşanan gelişme başlıkları öne çıktı.

İngiliz basınında bugün, Lübnan'da varılan ateşkesin ardından konuşlandırılacak barış gücüne ilişkin tartışmalar, Lübnan'da yeniden yapılandırmanın maliyeti ve İngiltere'de geçtiğimiz hafta uçaklara yönelik saldırı planlandığına ilişkin haberler ve ardından yaşanan gelişme başlıkları öne çıktı.

BBC'nin Türkçe internet sitesi "http://www.bbc.co.uk/turkish/" adresinde yer alan basın özetlerine göre, Financial Times gazetesi, İsrailliler'in Lübnan'ın güneyindeki ileri mevzilerini en erken yarın Birleşmiş Milletler (BM) barış gücü UNIFIL'e teslim etmeye başlamasının beklendiğini yazdı.

Daily Telegraph ise, "Devir teslim yarın başlıyor ama tamamlanması bir yılı bulabilir. BM yetkilileri, Güney Lübnan'a barış gücünün konuşlandırılmasının on günü bulacağını açıkladı. Ancak, bölgedeki mavi bereli askerlerin sayısının, BM karar tasarısında belirtildiği gibi 15 bini bulması bir yılı alabilir" ifadelerine yer verdi.

Londra merkezli El Hayat gazetesi, Hizbullah'la Lübnan hükümetinin, güney sınırındaki militanların silah bırakmaması konusunu görüştüğünü yazdı.

"Bu durum BM'nin sınırda yeni barış gücü oluşturulmasını içeren 1701 sayılı kararının açık ihlali olur. Yeni barış gücü bölgede Şii milislerin varlığına son verdikleri konusunda İsrail'i tatmin edene dek, bölgede gerginlikler sürecek.

Guardian gazetesi, İsrail'in uyarılarına rağmen, akın akın ülkenin güneyine dönmeye başlayan Lübnanlıların durumun yer verdi. Saatte 6 bin kişinin yola çıktığını belirten Guardian, Lübnan'daki yıkımın bilnçosunu çıkardı:

"Ateşkes zayıf da olsa sürerken, Lübnan hükümeti İsrail'in bir ay süren bombardımanı sonucundaki hasarı görüştü. Beyrut'taki Ekonomik Araştırma Merkezi'nin tahminlerine göre, sadece onarım ve yeniden yapılandırma çalışmalarının bile, 7 milyar doları aşkın maliyeti olacak. En büyük harcama, yol, önemli liman ve havaalanlarına yapılacak. Bombardımanda, 90'ı aşkın yol ve 70 köprü bombalanmıştı. Özellikle güneyde tarım üretimi de köylülerin saldırılar nedeniyle tarlaları bırakıp kaçmasından payına düşeni alacak. Lübnan ekonomisinde bu yıl yüzde 6'ya dek varan büyüme bekleniyordu, ancak saldırıların ardından bu tahminler yüzde 0 ile - 3 arasında. Savaş, İsrail'e de ilk tahminlere göre bir buçuk milyar dolar fatura çıkardı. Bunun üçte biri ise doğrudan ordu harcamaları."

Financial Times gazetesinin iç sayfalarda göze çarpan bir haber, Lübnanlılar için başka bir tehlikeye dikkat çekiyor: Patlamamış bombalar...

"Lübnan'da ateşkesin yürürlüğe girmesinden iki gün sonra dükknlar açılıyor, yollar temizleniyor ama hayat koşulları normalden hala çok uzak. Şiiler'in yoğun olduğu Haret Hreik'te milisler, halkı en fazla saldırıya uğrayan yolları kullanmamaları, hala patlamamış bombalar olabileceği konusunda uyarıyor. İngiltere merkezli Mayın Danışma Grubu'nun tahminlerine göre, İsrail'in attığı bombaların yüzde 10'u büyük ihtimalle patlamadı. Bu bombalar, iç göçe maruz kalan, evlerine dönmekte olanlar için ciddi tehlike oluşturuyor."

Guardian gazetesinin dikkat çektiği bir başka nokta ise Batı Şeria. Julian Borger haberinde, bir sonraki kayıp Batı Şeria'dan çekilme olabilir diye uyardı.

"Lübnan'daki savaşın kurbanlarından biri büyük olasılıkla İsrail'in tek yanlı olarak Batı Şeria'dan çekilme kararı olacak. Ehud Olmert hükümetinin savaştaki tutumuna ülke içinde yoğun eleştiriler geldi. Bu durum karşısında, Filistin topraklarından tek yanlı olarak çekilme planlarını gündeme getirecek konumda değil. Zaten, Haaretz gazetesinin yazdığına göre, İsrail hükümetine bağlı bir komisyon, bir çekilme durumunda, Batı Şeria'dan düzenlenebilecek roket saldırılarının Tel Aviv gibi belli başlı İsrail şehirlerini saldırıya açık hale getireceğine kanaat getirdi."

"YOLCU TAKİBİ TARTIŞMASI"

İngiltere gazetelerinin gündemindeki bir başka konu, geçtiğimiz hafta uçaklara yönelik saldırı planlandığına ilişkin haberler ardından başlayan, "Yolcu takibi nasıl yapılmalı?" tartışması.

Dünkü gazetelerde bunun için hükümetin gündemindeki yeni takip sisteminde, yolcuların belli bir etnik ya da dini geçmişten gelip gelmediklerine de bakılacağı belirtilmişti. Financial Times gazetesinin aktardığına göre, bu yöndeki öneriler, Müslüman cemaati öfkelendirmişe benziyor. İngiltere hükümetinin gündemindeki bu öneriler, hem Müslüman grupları hem de polis çevrelerini ayağa kaldırdı. Ülkedeki üst düzey Müslüman polis yetkililerinden Ali Dizaei, yolcu profili önerisinin, "Asyalı olup yolculuk etmek" gibi yeni bir suç tanımı yaratma tehlikesi taşıdığı uyarısında bulundu. Avam Kamarası'ndan John Denham da, önerinin sorun yaratabileceğinin altını çizerek, terör faaliyetlerine karışanların, herhangi bir ırk, din ya da yaş grubunda değerlendirilemeyeceğini savundu.

Times gazetesi ise ilk sayfadan özel haberde, saldırı planlarının beyni olmakla suçlanan 25 yaşındaki Raşit Rauf'un iadesinin gündemde olduğunu duyurdu.

"Pakistan'daki İngiliz Yüksek Komisyonu'ndan yetkililer, İngiliz asıllı Rauf'un iadesi için ilk adımları attı. Rauf, bundan 4 yıl önce amcasının öldürülmesi üzerine İngiltere'den ayrılmıştı. Erkek kardeşi Tayyib de son operasyonlarda gözaltına alınan 20'yi aşkın zanlı arasında. Soruşturmanın uluslararası ayağının bugün İçişleri Bakanı John Reid'in Fransız ve Alman meslektaşlarıyla yapacağı görüşmede netleşecek."

Times gazetesi, 11 Eylül saldırılarının planlayıcısı olmakla suçlanan Hamburg çetesiyle bu son soruşturmalara dhil edilen zanlılar arasında bağlantı olup olmadığına ilişkin habere yer verdi.

Independent gazetesinde, Avrupalı diplomatların Türkiye'nin AB üyeliği önündeki en önemli engellerden biri olarak Kıbrıs'ta çözüm için çaba sarf ettikleri aktarıldı.

"Kuzey Kıbrıs'taki limanların BM gözetimine alınması planı, AB ile üyelik görüşmeleri sürmekte olan Türkiye arasındaki gerginliğe çözüm amacıyla ortaya atıldı. Ama aynı zamanda adadaki 30 yıllık uçurumun da kapanmasını sağlayabilir. Kriz, AB'nin Türkiye'ye limanlarını, Rum bandıralı gemi ve uçaklara açması ısrarına dayanıyor. Ankara, Kuzey Kıbrıs'a yönelik tecrit sona ermedikçe bunu yapmayacağını söylemişti. Üzerinde tartışılan öneride, Magosa gibi kilit önemdeki Kıbrıs limanlarının BM kontrolüne alınması, malların Kuzey Kıbrıs yerine BM kayıtları altında taşınması öngörülüyor. Bunun Ankara'nın Rum bandıralı gemi ve uçaklara yasağını kaldırmasını sağlayabileceği umuluyor."

Guardian gazetesinin manşetten duyurduğu haberinde, "İşte, dünyanın en akıllı insanı karşınızda - ama yakında 1 milyon dolarlık ödüle 'hayır' diyecek. Muhtemelen gezegenin en akıllı insanı, akademik çevreleri şoke ederek dünyanın en karmaşık matematik problemlerinden birini çözen bir deha. Evrenin olası şekilleri üzerine çalışmasıyla matematik Nobel'i diye adlandırılan Fields Madalyası'na aday. Ama 40 yaşına henüz basan Grigory Perelman, geleneksel kalıplara sığmayan biri olarak tanımlanıyor. Sebebi ise savı doğru çıkarsa kendisine verilmesi planlanan 1 milyon dolarlık ödüle hayır demeye hazırlanması. Arkadaşlarına göre Perelman'ın tek derdi var o da savını doğrulamak" ifadelerine yer verdi.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı