Kadınlar erkeklerden 3 kat fazla migren atağı geçiriyor! Çocuklukta eşit olan tablo ergenlikte değişiyor

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Kadınlar erkeklerden 3 kat fazla migren atağı geçiriyor! Çocuklukta eşit olan tablo ergenlikte değişiyor
Güncelleme:
+8 sitede yayında
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Migren, dünya genelinde her yedi kişiden birini, yani bir milyardan fazla insanı etkiliyor. Ancak kadınların atak geçirme olasılığı erkeklere göre üç kat daha fazla. Migren uzmanı Dr. Katy Munro'ya göre çocuklarda kız-erkek ayrımı yokken tablo ergenlikte değişiyor; adet döneminden hemen önce östrojen seviyesindeki ani düşüş atakları tetikliyor. Uzman, tetikleyicilerden kaçınmak yerine uyku ve yemek düzenini korumayı, atağı ilaçla erken durdurmayı öneriyor.

Karanlık bir odada yatarken amansız bir ağrının alnına saplanması, birçok migren hastası için fazlasıyla tanıdık bir durum. Bu yıpratıcı rahatsızlık ilişkileri, iş hayatını ve ruh sağlığını büyük ölçüde etkileyebiliyor. Ve özellikle kadınları etkiliyor: Kadınların migren atağı geçirme olasılığı erkeklere göre üç kat daha fazla.

HER YEDİ KİŞİDEN BİRİNİ ETKİLİYOR

İngiltere'deki Migren Vakfı'na göre migren, dünya genelinde her yedi kişiden birini, yani bir milyardan fazla insanı etkiliyor. Bu, beyni değişikliklere karşı daha hassas hale getiren genetik ve nörolojik bir durum.

İngiltere'deki Ulusal Migren Merkezi'nde migren uzmanı olan Dr. Katy Munro, bu genleri taşıyan bazı kişilerde migrenin hiç aktif hale gelmediğini söylüyor. Ancak bazılarında farklı dış faktörler beyindeki belirli yolları tetikleyebiliyor; bu da migren semptomlarını uyaran nörokimyasalların salınımına yol açıyor. Baş ağrısı, kusma, baş dönmesi ve zihin bulanıklığı bu semptomlar arasında yer alıyor.

Uzmana göre atağı tek bir etmenin tetiklemesi olası değil; küçük faktörler bir araya gelerek kişinin eşiği aşmasına neden oluyor. Hormon değişiklikleri, kan şekerindeki düzensizlikler ve yetersiz ya da fazla uyku bunlar arasında. Stres büyük rol oynuyor; ancak stresli bir dönemin ardından gelen sakin dönem de atağı tetikleyebiliyor. Sıcaklık, atmosfer basıncı ve nem gibi hava değişiklikleri de ataklara yol açabiliyor. Düşük demir seviyesi, çölyak hastalığı veya tiroit bezinin az çalışması gibi tıbbi sorunlar da migrene neden olabiliyor.

ÇOCUKLUKTA EŞİT, ERGENLİKTE DEĞİŞİYOR

Çocukların yaklaşık yüzde 10'unda migren görülüyor ve bu durum kız ve erkek çocuklarını eşit derecede etkiliyor. Ancak tablo ergenlik döneminde, kız çocukları regl olmaya başladığında değişiyor. Dr. Munro, bunun kadınların erkeklerden daha fazla migren atağı geçirmesinin nedenlerinden biri olduğunu ve bu durumun menopoza kadar devam ettiğini belirtiyor.

Uzmana göre hormonlardaki dalgalanmalar büyük bir tetikleyici. Adet döneminden hemen önce östrojen seviyesindeki ani düşüş, atakların özellikle bu dönemde görülmesinin nedeni olarak gösteriliyor. Menopozdan önceki geçiş evresi olan perimenopozda hormon seviyelerindeki hızlı değişimler de migrenin şiddetlenmesine neden olabiliyor. Menopozdan sonra hormon seviyeleri dengelendiği için atakların daha az şiddetli ve daha seyrek hale gelebildiği ifade ediliyor.

Dr. Munro, meselenin yalnızca hormonlarla ilgili olmadığını da vurguluyor. Ergenlik çağındaki çocuklarla yaşlı ebeveynlere karşı sorumluluklar arasında denge kurmaya çalışmak ve menopoz belirtilerinin uyku düzenini bozması da tabloyu ağırlaştırıyor.

ATAK DÖRT AŞAMADA GELİŞİYOR

Migren atağı dört aşamada gelişiyor. İlki, değişikliklerin beyinde oluşmaya başladığı prodromal aşama; esneme, aşırı yorgunluk veya boyun ağrısı gibi uyarı belirtileri görülebiliyor. Ardından gelen aura aşaması genellikle zikzaklar veya beyaz noktalar gibi görsel bozukluklar içeriyor, bir saate kadar sürebiliyor ve hastaların yaklaşık üçte birini etkiliyor. Baş ağrısı dört ila 72 saat arasında sürebiliyor; bazı kişilerde mide bulantısı ve kusma da görülüyor. Son aşama ise baş ağrısı geçtikten sonra bir veya iki gün sürebilen postdromal, yani akşamdan kalma evresi.

UZMANDAN "DEDEKTİF GİBİ DAVRANIN" ÖNERİSİ

Migren hastalarına geleneksel olarak kafein veya çikolata gibi tetikleyicilerden kaçınmaları söyleniyor. Ancak Dr. Munro, bunun yerine rutinleri olabildiğince düzenli tutmayı öneriyor. Uzmana göre atak belirginleşmeden önceki iki veya üç günde nelerin değiştiğini düşünmek yardımcı olabiliyor. Düzenli yemek yemek, kan şekerinin düşmesine izin vermemek ve mümkün olduğunca aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmak önemli. Egzersiz migreni tetikleyebildiği için hastaların yeterince beslenip beslenmediklerini ve yeterli sıvı alıp almadıklarını gözden geçirmesi gerekiyor.

Dr. Munro, atağın etkili ilaçlarla erken tedavi edilmesinin önemli olduğunu söylüyor. Uzmana göre insanlar atağın şiddetli olup olmayacağını anlamak için sıklıkla çok uzun süre bekliyor ve bu sürede kartopu etkisi büyüyor. Munro, mide bulantısı önleyici bir tablet ve ağrı kesici almayı öneriyor; parasetamolun daha az etkili olduğunu, baş ağrılarını kötüleştirebileceği için kodeinden kaçınılması gerektiğini belirtiyor. Doktorlar tarafından temin edilebilen, migrene özel ilaçlar olan triptanlar da bulunuyor.

Magnezyum ve B2 vitamini gibi takviyelerin atakları azaltmaya yardımcı olabileceğine dair bazı kanıtlar olduğu belirtiliyor. Adet döneminde migren ağrısı çeken kadınların doğum kontrol hapının hormonal dalgalanmaları düzenlemeye yardımcı olduğunu, hormon replasman tedavisinin ise menopoz öncesi dönemde faydalı olabileceğini fark ettiği ifade ediliyor. Bilim insanları, CGRP adı verilen bir peptidin bazı kişiler için kilit öneme sahip olduğunu keşfetti; artık bu peptidin etkisini bloke eden tedaviler mevcut. Diğer tedaviler arasında botoks yer alırken akupunktur, yoga, Tai Chi ve ağrıyı yeniden işleme terapisi gibi bütünsel yaklaşımların da yardımcı olabildiği belirtiliyor.

Dr. Munro, hastalara umutlu olmaları çağrısında bulunuyor: "Çok umut var, bu yüzden pes etmeyin ve her şeyi denediğinizi düşünmeyin, çünkü denemedikleriniz olacak."

BBC
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.