Yaşar Nuri Öztürk: "Terör Konusunda Türkiye'nin Tek Şansı 1926 Anlaşması"
HYP Genel Başkanı Prof Yaşar Nuri Öztük, 1926 Ankara Anlaşması'nın, Birleşmiş Milletler Teamüllerine Göre, Kıbrıs'ta Olduğu Gibi Türkiye'nin Kerkük ve Musul ile İlgili Haklarının Devreye Girmesini Gündeme Getirdiğini Belirterek, Bunun Terör Sorunun Çözümünde Türkiye'nin Önündeki Tek Çıkış Yolu Olduğunu Söyledi
-HYP Genel Başkanı Prof Yaşar Nuri Öztük, 1926 Ankara Anlaşması'nın, Birleşmiş Milletler teamüllerine göre, Kıbrıs'ta olduğu gibi Türkiye'nin Kerkük ve Musul ile ilgili haklarının devreye girmesini gündeme getirdiğini belirterek, bunun terör sorunun çözümünde Türkiye'nin önündeki tek çıkış yolu olduğunu söyledi
- Öztürk, "Eğer Türk milleti 1926 Antlaşması'ndan yürüyerek ve meseleyi bir ölüm kalım mücadelesi gibi algılayıp oraya doğru-dürüst bir çıkış yapmazsa PKK avcılığıyla orada hiçbir şey yapamaz. Türk milletinin paralarıyla alınan bombalar dağlara, kayalıklara dökülür ve milletin ağzına, dudağına bir parmak bal çalınır ve o muazzez Türk Ordusu da bu işte kullanılır ve bir sonuç alamazsınız" dedi.
ANKARA (ANKA) - Halkın Yükselişi Partisi Genel Başkanı Prof Yaşar Nuri Öztürk, Türkiye'nin kuzey Irak'tan kaynaklanan terörle mücadelede tek çıkış yolunun 1926 Ankara Anlaşması olduğunu söyledi.
Öztürk, "Eğer Türk milleti 1926 Antlaşması'ndan yürüyerek ve meseleyi bir ölüm kalım mücadelesi gibi algılayıp oraya doğru-dürüst bir çıkış yapmazsa PKK avcılığıyla orada hiçbir şey yapamaz" dedi.
Tempo Tv'nin sorularını yanıtlayan Öztürk, Türkiye'nin Kerkük ve Musul ile ilgili olarak 1926 Ankara Antlaşması'ndan doğan haklarının bulunduğunu, Irak'ın parçalanmasından sonra Birleşmiş Milletler teamüllerine uygun olarak bu anlaşmanın yeniden Türkiye lehine devreye girdiğini savundu.
Öztürk, kendisinden sonra, Şubat 2007'de Dışişleri Bakanı olarak Abdullah Gül'ün de 1926 Anlaşması'ndan doğan hakları gündeme getirdiğini ancak daha sonra bu konunun üstünün örtüldüğünü belirtti.
-"AKP'NİN İKİLEMİ"-
Öztürk, "Bu hakların takibi bu hükûmetle olmaz. Neden olmaz? Kendisini, bu hakların devreye girmemesi için oluşturulmuş BOP projesinin eş başkanı olarak tanıtmış bir Hükûmetten siz 1926 Ankara Antlaşması'nı takip ederek haklarımızı korumayı bekleyemezsiniz. Bu, mümkün değildir. AKP böyle bir şey yapmaya kalktığı anda, iktidar olmadan önce taahhütlerde bulunduğu güçler ipini çeker. Bunu yapmayınca da milletle ters düşüyor. AKP'nin şu an itibariyle talihsiz bir mecraya giren ikilemi işte budur" dedi.
-"KIBRIS'A BÖYLE ÇIKTIK"-
Öztürk, 1925'te İngiltere'nin, Kıbrıs'tan egemenlik haklarını geri çektiğini ifade ettiği zaman, Türkiye'nin hemen, "Biz Kıbrıs'ta egemenlik haklarımızdan İngiltere lehine vazgeçmiştik. Şimdi İngiltere bu hakları kullanmıyorsa, BM'nin oturmuş teamüllerine göre bizim bu egemenlik haklarımız bize geri döner" dediğini bildirdi.
Öztürk, Türkiye'nin Kıbrıs'ta garantör devlet sıfatıyla çıkarmayı bunun üzerine gerçekleştirdiğini söyledi. Öztürk, şunları söyledi:
"Ama bu hükûmetin nefesi, Türkiye'nin geleceğine değil BOP Projesi'nin geleceğine bağlandığı için Türkiye'nin haklarını telaffuz edemiyor. Bunları ben bir hukukçu ve siyasetçi olarak biliyorum da koca Türk Dışişleri bilmiyor mu? Abdullah Gül bunları telaffuz etti ama arkasını getiremedi, çünkü hemen dilini tuttular. Esas nokta; 1926 Antlaşması'ndan hareketle Musul ve civarındaki egemenlik haklarımızın bize iade edilmesi gerektiğini, BM teamülünü ve Kıbrıs örneğini öne çıkararak savunmak ve bunun üzerinden yürümektir."
-"TEZKEREDE OYALAMA KOKUSU"-
Öztürk, tezkerenin bir "oyalama kokusu" taşıdığını belirterek, Türkiye'nin, davul zurna çalarak, "Ey PKK biz geliyoruz, nerelere sinmişsen oralardan çık, canını selamete al" diye borozanla ilan edildiğini ifade etti.
Öztürk, " Yani eğer Türk milleti 1926 Antlaşması'ndan yürüyerek ve meseleyi bir ölüm kalım mücadelesi gibi algılayıp oraya doğru-dürüst bir çıkış yapmazsa PKK avcılığıyla orada hiçbir şey yapamaz. Türk milletinin paralarıyla alınan bombalar dağlara, kayalıklara dökülür ve milletin ağzına, dudağına bir parmak bal çalınır ve o muazzez Türk Ordusu da bu işte kullanılır ve bir sonuç alamazsınız" dedi.
-"BANA HARP AÇMIŞ SAYARIM"–
Öztürk, Türkiye'nin Irak'a, ABD'nin 13 bin km öteden yaptığı gibi, "Sen eğer devletsen, sınırlarından ülkeme girip onlarca insanımı katleden unsurları durdur, yok et. Aksi halde, seni bana harp açmış sayarım. Cezanı ona göre veririm. Eğer devlet değilsen, bırak ben sınırı aşıp katillerin cezalarını vereyim" denilmesi gerektiğini söyledi.










