Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars'ta Başlıyor

Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars'ta Başlıyor
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Urla, Londra ve Çeşme edisyonlarının ardından rotasını Kars'a çeviren festival, zengin programıyla üç gün boyunca Kars merkez, Boğatepe ve Ani'de sinema, gastronomi, kültürel miras ve eğitimi buluşturacak - UGFF Kurucu Direktörü Gülper Ergün: - "Türkiye'nin yalnızca daha fazla gastronomi filmine değil, gastronomi üzerinden daha cesur sorular soran filmlere ihtiyacı var. Amacımız, sinemacıları bu alanda yeni bakış açıları geliştirmeye teşvik etmek"

Gastronomi ve sinemanın buluşma noktası "Uluslararası Gastronomi Film Festivali" (UGFF) yarın Kars'ta başlıyor.

Festival, 12 Temmuz'a kadar film gösterimleri, söyleşiler, tadım etkinlikleri, Sine Sınıf ve Gastro Sınıf etkinliklerine ev sahipliği yapacak.

Urla, Londra ve Çeşme edisyonlarının ardından rotasını Kars'a çeviren festival, üç gün boyunca Kars Merkez, Boğatepe ve Ani'de sinema, gastronomi, kültürel miras ve eğitimi buluşturan zengin programıyla katılımcılarla buluşacak.

Festivalin ilk günü Kars merkezde yapılacak panel söyleşi, belgesel ve film gösterimleriyle başlayacak. Sinema ve gastronomi ekseninde düzenlenecek etkinliklerde sürdürülebilirlik, kültürel miras, mekan tasarımı, yerel mutfak kültürü ve Kars'ın sinemadaki yeri farklı disiplinlerden isimlerin katılımıyla ele alınacak.

İkinci gün Boğatepe'de devam edecek programda, kültürel miras, eğitim ve sinemayı buluşturan etkinlikler gerçekleştirilecek. Belgesel gösterimleri, yönetmen söyleşileri ve eğitim odaklı panellerle bölgenin tarihi ve kültürel birikimi farklı yönleriyle değerlendirilecek. Günün sonunda düzenlenecek açık hava gösteriminde de sinemaseverler bir araya gelecek.

Son gün Ani'de kültürel gezi programı düzenlenecek.

Tarihi mirasın yerinde deneyimlenebileceği festival, Kars'ın tarihini, gastronomisini ve sinema kültürünü bir araya getiren bütüncül bir deneyimle sona erecek.

"Sinemada ve gastronomide insanın koşullar karşısındaki yaratıcılığını görüyoruz"

AA muhabirine açıklamada bulunan UGFF Kurucu Direktörü Gülper Ergün, festival fikrinin gastronomi ve sinema alanındaki bir boşluktan doğduğunu söyledi.

Gastronomi konuşulurken çoğunlukla yemeğin kendisinin öne çıktığını, sinemada ise yemeğin yaşamın merkezinde yer almasına rağmen çoğu zaman bir ayrıntı olarak ele alındığını belirten Ergün, "Bir toplumun ne yediğine baktığınızda yalnızca damak tadını değil, ekonomisini, göçlerini, yaslarını, bayramlarını ve eşitsizliklerini de görürsünüz. Bu nedenle gastronomiyi sinemanın konusu olmaktan öte, hayata bakmanın bir yolu olarak ele aldık. Festival de yemeği anlatmak için değil, yemek üzerinden insanı daha iyi anlamak düşüncesiyle ortaya çıktı." dedi.

Ergün, gastronomi ve sinemayı birbirine bağlayan en güçlü şeyin seçim olduğuna işaret ederek şöyle devam etti:

"Bir yönetmen kadrajın içine neyi alacağına, neyi dışarıda bırakacağına karar verir. Bir mutfak da yüzyıllar boyunca benzer seçimlerle oluşur. Neyi saklayacağız, neyi kurutacağız, neyi fermente edeceğiz, kıtlıkta neyi çoğaltacağız? Bu yüzden hem sinemada hem de gastronomide insanın koşullar karşısındaki yaratıcılığını görüyoruz. Belki kültür dediğimiz şey de insanlığın yaptığı seçimlerin uzun hikayesidir."

"Kars, insana coğrafyada yalnızca yaşamadığını, bir yandan da onunla sürekli müzakere ettiğini hatırlatıyor"

Kars'ın festival için yeni bir mekan değil, festivalin düşünme biçimini değiştiren bir coğrafya olduğuna dikkati çeken Ergün, "Bir serhat şehrindeyiz. Sınırın, komşuluğun, göçün ve farklı kültürlerin birbirine bıraktığı izlerin gündelik hayatın içinde hala hissedildiği bir yerde. Üstelik burada mevsim yalnızca takvim değil, hayatın nasıl kurulacağını belirleyen gerçek bir güç. Kars, insana coğrafyada yalnızca yaşamadığını, bir yandan da onunla sürekli müzakere ettiğini hatırlatıyor." ifadelerini kullandı.

Gülper Ergün, festival kapsamında sürdürülebilirlik, yerel üretim ve kültürel miras başlıklarının öne çıktığına değinerek, şunları kaydetti:

"Bu üç başlığın aslında aynı sorunun farklı yüzleri olduğunu düşünüyoruz. Bir hayat biçimi geleceğe hangi koşullarda devam edebilir? Bir tohumu koruyup üreticiyi toprağında tutamıyorsanız sürdürülebilirlik eksik kalır. Bir tarifi kayda geçirip onu yaşatan insanın emeğini değersizleştiriyorsanız kültürel mirası korumuş olmazsınız. Yerel üretimi överken gençlerin o üretimde bir gelecek görememesini konuşmuyorsanız meselenin yarısını kaçırırsınız. Bizim için önemli olan geçmişi korumak değil yalnızca; devam edebilmenin koşullarını tartışmak."

"Bazı hikayeler kaleme alınmadan çok önce aslında pişirildi"

Gastronomiyi sadece yemek kültürü olarak değil, aynı zamanda bir hikaye anlatıcılığı alanı olarak değerlendirdiklerini söyleyen Ergün, "Bazen bir yemek, anlatılmamış bir biyografi gibi. İnsanlar her zaman hayatlarını yazıyla kaydetmedi. Ama göç ettiklerinde tariflerini yanlarında taşıdı, yoklukta malzemeyi değiştirdi, yas zamanında başka, bayramda başka sofralar kurdu. Bu yüzden bir tarifte yalnızca 'nasıl yapılır?' sorusunun cevabı yoktur. Bazen 'Buraya nasıl geldik?', 'Neyi kaybettik?', 'Neyi bırakmadık?' sorularının cevabı da vardır. Bazı hikayeler kaleme alınmadan çok önce aslında pişirildi." değerlendirmesini yaptı.

Ergün, festivalin Kars'ın yerel ürünlerini yalnızca uluslararası alanda tanıtmayı değil, bu ürünlerin ortaya çıkmasını sağlayan kültürel birikim, iklim ve üretim geleneğini de görünür kılmayı amaçladığını belirtti.

Kars Boğatepe'de gerçekleştirilecek etkinliklerde Köy Enstitüleri mirasına da yer verileceğini aktaran Ergün, şunları kaydetti:

"Çünkü Köy Enstitüleri bize hala çok güncel bir soru bırakıyor. Bilgi, yaşadığı yerden kopmadan üretilebilir mi? Boğatepe'de bu sorunun çok somut bir karşılığı var. Üretim, eğitim, kırsal hayat ve kolektif sorumluluk birbirinden bağımsız meseleler değil. Köy Enstitüleri de eğitimi yalnızca sınıfta gerçekleşen bir faaliyet olarak düşünmemişti, insanın eliyle, toprağıyla, sanatla ve yaşadığı toplumla kurduğu bağın parçası olarak ele almıştı. Bugün hala eğitimle hayatı birbirine yaklaştırmaya çalışıyorsak, demek ki o miras geçmişte kalmış değil. Bazı fikirler eski değildir, yalnızca yarım bırakılmıştır."

Gülper Ergün, gastronominin sınıf, göç, kadın emeği, iklim krizi, su hakkı, kırsal dönüşüm ve aidiyet gibi birçok konuyla iç içe olduğunu vurgulayarak " Türkiye'nin yalnızca daha fazla gastronomi filmine değil, gastronomi üzerinden daha cesur sorular soran filmlere ihtiyacı var. Amacımız, sinemacıları bu alanda yeni bakış açıları geliştirmeye teşvik etmek." diye konuştu.

Kaynak: AA / Aişe Hümeyra Akgün
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.