Türk Esnafa Saldırıda Neonazi Şüphesi2

Türk Esnafa Saldırıda Neonazi Şüphesi2
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

(özel) TÜRK ESNAFA SALDIRIDA NEONAZİ ŞÜPHESİ.2003'teki saldırının dosyası yeniden açılıyor.

(özel) TÜRK ESNAFA SALDIRIDA NEONAZİ ŞÜPHESİ... ALMANYA'NIN GÜNDEMİNDEKİ TÜRK, DHA'YA KONUŞTU

2003'teki saldırının dosyası yeniden açılıyor.

Savcılık Neonazi saldırısından şüpheleniyor.

Alman basını, Yurtseven'e saldırıda Neonazi şüphesini bültenlerine taşıdı

İhsan Yurtseven:

"Tek istediğim, bu olayın bir an önce aydınlatılması ve benim mağduriyetimin giderilmesidir"

"Vurulmamın ardından, bana olmadık suçlama yapan kesimler, şimdi Neo-nazi örgütü tarafından öldürülmek istendiğimi iddia ediyor"

"Üç ay hastanede tedavi gördüm, çocuklarımı korkudan okula gönderemedik, medya aracılığı ile suikast çarpıtıldı ve mafyacı, uyuşturucu işi gibi bir sürü kirli işlerle suçlandık. Maddi manevi büyük bir yıkım yaşadık"

Duisburg'ta 2003 yılında el yapımı bazuka tipi tuzaklı silahla öldürülmek istenen İhsan Yurtseven'e yönelik saldırının, Neo-nazi çetesinin işi olabileceği ortaya çıktı. Dosya tekrar açılıyor.

Duisburg Savcılığı Sözcüsü Detlef Nowotsch, Eyalet Kriminal Dairesi'ne gönderilen dosyanın tekrar açılabileceğini doğruladı.

Yurtseven'e kurulan tuzaklı düzeneğin bir benzerinin Beate Zschaepe'nin Zwickau'da havaya uçurduğu evde de bulunduğu bildirildi. Bu yüzden hala faili meçhul olaylar arasında olan Yurtseven dosyasının, Eyalet Kriminal Dairesi'ne gönderildiği bildirildi.

Almanya'nın Duisburg kentinde düzenlenen saldırıdan şans eseri yaralı olarak kurtulan İhsan Yurtseven'e, Neo-nazi örgütünün saldırmış olabileceği iddiası, genç adamın başını yeniden derde soktu. Alman medyası yeniden açılması planlanan dosyayı gündeme taşıdı.

Alman Kriminal Dairesi ve medya temsilcilerin sürekli kendisiyle görüşmek istediğini ve bunun da yaşamını zorlaştırdığını belirten İhsan Yurtseven (42), uğradığı suikastı ve sonrasında yaşadıklarını DHA'ya anlattı.

Suikasta uğradığı 15 Aralık 2003 tarihine kadar kurulu iyi bir düzeninin olduğunu belirten Yurtseven, "Bir yandan mekan işletiyor, bir yandan da bağlamamla müzisyenlik yapıp geçinip gidiyorduk. Ama hiç beklemediğim bu suikast, her şeyimizi alt üst etti. Ailece büyük acılar çektik. Haince kurulan düzenekten çıkan patlayıcı, sağ koluma isabet ederek kolumu parçaladı. 17 yerinden kırılan koluma, 9 kez ameliyat yapıldı ve sonuçta yine sakat kaldı. Üç ay hastanede tedavi gördüm, çocuklarımı korkudan okula gönderemedik, medya aracılığı ile suikast çarpıtıldı ve mafyacı, uyuşturucu işi gibi bir sürü kirli işlerle suçlandık. Maddi manevi büyük bir yıkım yaşadık" dedi.

"Yıllar sonra kabus geri döndü" diyen İhsan Yurtseven, "Vurulmamın ardından, bana olmadık suçlama yapan kesimler, şimdi Neo-nazi örgütü tarafından öldürülmek istendiğimi iddia ediyor. Diğer taraftan bazı devlet yetkilileri de, olayın üstünü kapatmak istiyor. Vuruldum sakat kaldım, yıllarca tanımadığım düşmanımın korkusunu yaşadım. Artık çalışamaz durumdayım. Tek istediğim, bu olayın bir an önce aydınlatılması ve benim mağduriyetimin giderilmesidir. Türk kökenliyim ama Alman vatandaşlığım da var. Bu ülkeye herkes gibi vergi veriyorum. Alman devleti bir polis devletidir. İstese olayı çözer. Bir önce bitsin bu işkence istiyorum. Huzurumuz kalmadı" dedi.

İhsan Yurtseven, "Bana karşı kullanılan ateşli düzeneğin benzerini Alman kriminal dairesi, Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü (NSU) mensuplarının evinde bulduysa, olay istenildiğinde aydınlatılır. Ben suikastı adı geçen örgüt yapmıştır da demiyorum, yapmamıştır da. Ama bakıldığında öldürülen sekiz Türk de, esnaf ve semtinde sevilen insanlar. ya da göz önünde bulunan insanlar. Ben de o dönemde, mekan işletiyor ve müzisyenlik yapıyordum. Artık yaşadıklarım yetti, ailece huzurumuz kalmadı, çocuklarım yeterince etkilendi, sonuna kadar gideceğim. Mağduriyetimizin giderilmesi ve olayın aydınlatılması için bunun peşini bırakmayacağım" dedi.

İhsan Yurtseven, saldırıya uğradığı anı şöyle anlattı: "Duisburg'un Meiderich semtinde Türkü Cafe işletiyordum, bir yandan da bağlamamla müzisyenlik yapıyordum. Daha iki ay falan çalıştırdım ki, 15 Aralık 2003'te mekanı kapatıp gece yarısı saat 02: 00 gibi, mekanın park yerinde bulunan aracıma bindim. Arabayı çalıştırdım, telefonumun şarj kablosunu almak için eğildiğimde, birden patlama oldu. Kolumun parçalandığını görünce, hemen yanda bulunan taksi durağından yardım istedim ve beni hastane götürdüler. Karanlıkta ben görememiştim ama sonradan öğrendik ki park yerinin karşısına yüksek bir yere boru tipi bir patlayıcı düzeneği yerleştirmişler ve düzeneğe bağladıkları ipi de, arabaya bağlamışlar. Arabanın geri gitmeden çıkamayacağı hesap edilerek hazırlanmış bir tuzakmış. Düzeneğin, benim kafama göre ayarlandığı ve tesadüfen aşağıya eğilmemle de ateş alıp sağ koluma isabet ettiği anlaşıldı.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı