Fırat Nehri'nde bir ömür: 72 yaşındaki balıkçı geleneksel ağ örme sanatını gelecek nesillere aktarıyor

Fırat Nehri'nde bir ömür: 72 yaşındaki balıkçı geleneksel ağ örme sanatını gelecek nesillere aktarıyor
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Suriye'nin Rakka kentinde 72 yaşındaki Yusuf Habaş, 42 yıllık balıkçılık deneyimiyle unutulmaya yüz tutan geleneksel ağ örme sanatını çocuklarına ve torunlarına öğreterek yaşatıyor. Fırat Nehri kıyısında sürdürdüğü yaşamında el emeği ağların kültürel miras olduğunu vurguluyor.

Suriye'nin Rakka kentinde yaşayan 72 yaşındaki Yusuf Habaş, 42 yıllık balıkçılık deneyiminin yanı sıra unutulmaya yüz tutan geleneksel ağ örme sanatını çocuklarına ve torunlarına öğreterek yaşatmaya çalışıyor.

Bölgede "balıkçıların, dalgıçların ve yüzücülerin şeyhi" olarak tanınan Habaş, 1983 yılından bu yana Fırat Nehri kıyısında sürdürdüğü yaşamında el emeğiyle yaptığı balık ağlarına büyük önem veriyor.

Yıllardır kendi elleriyle ağ ören, ağ tamiri yapan ve geleneksel balıkçılık ekipmanları üreten Habaş, bölgede artık çok az kişinin bildiği bu mesleğin kaybolmaması için bilgisini yeni nesillere aktarıyor.

Çocukları ve torunlarıyla birlikte ağ üretimi ve tamiri yapan Habaş, ağ örmenin sabır ve deneyim gerektiren bir iş olduğunu belirtiyor.

Habaş, geleneksel yöntemlerle hazırlanan ağların hem daha dayanıklı olduğunu hem de balıkçılığın kültürel mirasının bir parçasını oluşturduğunu ifade ediyor.

Gençlik yıllarında Rakka İtfaiye Müdürlüğünün dalgıç ekibinde görev yapan Habaş, uzun yıllar boyunca Fırat Nehri'nde meydana gelen boğulma vakalarına müdahale ederek çok sayıda kişinin hayatını kurtardı.

Emekliliğinin ardından da Fırat'tan kopmayan Habaş, bugün geçimini küçük teknesiyle yaptığı balıkçılığın yanı sıra el emeğiyle ördüğü ağlardan ve ürettiği geleneksel balıkçılık malzemelerinden sağlıyor.

"Neredeyse her gün Fırat'a iner, ağlarımı hazırlar ve balık tutarım"

AA muhabirine konuşan Habaş, hayatının büyük bölümünün Fırat Nehri'nde geçtiğini belirtti.

Fırat Nehri'nin hem mesleki hem de günlük hayatında kendisi için "yaşam kaynağı" olduğunu söyleyen Habaş, Fırat'la kurduğu bağın çocukluk yıllarına dayandığını dile getirdi.

Zamanının büyük kısmını balıkçılıkla ve ağ hazırlayarak geçirdiğini ifade eden Habaş, "Neredeyse her gün Fırat'a iner, ağlarımı hazırlar ve balık tutarım." diye konuştu.

Fırat Nehri'nin bölge halkı için büyük önem taşıdığını vurgulayan Habaş, nehrin tarım, balıkçılık ve farklı geçim kaynaklarıyla milyonlarca insana hayat verdiğini dile getirdi.

Bazı balık türleri azaldı

Geçmişte sıkça görülen ve büyük boyutlara ulaşabilen bazı balık türlerinin artık çok nadir bulunduğunu belirten Habaş, buna karşılık bazı dayanıklı türlerin ise varlığını sürdürdüğünü söyledi.

Balık popülasyonundaki değişimde barajların etkili olduğunu düşündüğünü dile getiren Habaş, su akışındaki değişimlerin ve bazı nehir kollarının kesilmesinin doğal döngüyü olumsuz etkilediğini kaydetti.

-"Fırat benim için yaşam ve bereket kaynağı"

Fırat sayesinde geçimini sağladığını, yüzmeyi öğrendiğini ve bu becerileri çocuklarına ile torunlarına da aktardığını söyleyen Habaş, "Fırat benim için bir yaşam ve bereket kaynağı." ifadelerini kullandı.

Habaş, Fırat ile kurduğu bağın hayatı boyunca devam edeceğini vurguladı.

Kaynak: AA / Ahmet Karaahmet
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.