İstanbul'da Terörle Mücadele Konferansı

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İstanbul'da düzenlenen "Terörle Mücadele ve Şiddet İçeren Aşırılığın Önlenmesi Konusunda Küresel Parlamento Konferansı'nda" silahlı çatışmaların yaşandığı bölgelerde terörle mücadelede hangi yöntemlerin kullanılabileceği tartışıldı.

İstanbul'da düzenlenen "Terörle Mücadele ve Şiddet İçeren Aşırılığın Önlenmesi Konusunda Küresel Parlamento Konferansı'nda" silahlı çatışmaların yaşandığı bölgelerde terörle mücadelede hangi yöntemlerin kullanılabileceği tartışıldı.

Birleşmiş Milletler Terörle Mücadele Ofisi (UNOCT), TBMM, Katar Şura Meclisi ve Akdeniz Parlamenter Asamblesi (PAM) işbirliğinde yapılan konferansta "Silahlı Çatışma Ortamlarında Terörizmle Mücadele" başlıklı 3. oturum gerçekleştirildi.

Burada konuşan Uluslararası İnsancıl Hukuk ve İnsan Hakları akademisyeni Helen Duffy, silahlı çatışma ortamlarında parlamentolara önemli sorumluluk düştüğünü vurgulayarak, "Bir çatışma gerçekten mevcutsa, parlamentolar bunun farkında olmalı ve ilgili uluslararası hukuk mekanizmalarının devreye girmesini sağlamalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Birçok ülkede insani yardım çalışanlarının, yasaklı bölgelerde faaliyet gösterdikleri ya da eğitim verdikleri gerekçesiyle "teröre destek vermekle" suçlanabildiğine dikkati çeken Duffy, bu durumun, yardıma muhtaç sivillerin erişimini kısıtladığını ifade etti.

Duffy, parlamenterlerin terörle mücadeleye daha fazla meşruiyet kazandırmak için yasaları netleştirmede son derece önemli rol oynadığını vurguladı.

"Sosyal medya kutuplaştırmayı derinleştiriyor"

Katar'daki Doha Yüksek Lisans Enstitüsünde Güvenlik ve Askeri Çalışmalar akademisyeni Omar Ashour, sosyal medyanın kutuplaşmayı derinleştirdiğini ve bunun siyasi şiddete eğilimi artırdığını söyledi.

Ashour, sosyal medyada nefret söylemi, tarihsel meşrulaştırma, şiddetin yüceltilmesi ve dini metinlerin bağlamından koparılarak şiddete dayanak yapılması gibi eylemlerin küresel çapta yayıldığını belirtti.

Terör örgütlerinin gelişmiş teknolojiler kullandığına dikkati çeken Ashour, "iPad üzerinden havan atışı yapılabildiğini, uzaktan kumandalı keskin nişancı sistemleriyle şehirlerin savunulabildiğini" örnek gösterdi.

Ashour, terörle mücadele kapsamında parlamenterlere toplumsal dayanıklılığa yatırım yapmak, terör örgütlerinin mesajlarına karşı bilimsel temelli karşı anlatılar geliştirmek ve politikaların veri ve araştırmalara dayalı olması gibi önerilerde bulundu.

"Terörle mücadelede düşmanı zayıflatmak ile kalpleri kazanmak arasında denge kurulmalı"

Afrika Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde Terörle ve Şiddet İçeren Aşırılıkla Mücadele akademisyeni Onur Boukhars, Sahra Altı Afrika'da yıllardır süren terörle mücadele stratejilerinin başarısız olduğunu belirtti.

Boukhars, "Günümüzde şiddet yanlısı aşırılıkçılar sadece ordularla savaşmıyor. Devletin terk ettiği bölgelerde yönetimi ele geçiriyor, vergi topluyor ve sivilleri koruyorlar. Bu da kalıcı güvenliğin sadece militanları yenmekle değil, onların kontrol etmek istediği insanları korumakla da ilgili olduğu anlamına geliyor." dedi.

Etkili terörle mücadelenin "düşmanı zayıflatmak ile kalpleri kazanmak" arasında bir denge gerektirdiğini vurgulayan Boukhars, bunun için güvenlik güçlerinin yerel halkla işbirliği içinde hareket etmesi, devletin sınır bölgelerinde yeniden varlık göstermesi ve toplumsal uzlaşma programlarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Konferansa çevrim içi katılan Primakov Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Ulusal Araştırma Enstitüsü (IMEMO) Barış ve Çatışma Çalışmaları Birimi Başkanı Ekaterina Stepanova, küresel ölçekte terörizmin en çok silahlı çatışma bölgelerinde yoğunlaştığını belirterek, "Son 10 yılda dünyadaki terör kaynaklı ölümlerin yüzde 95'inden fazlası çatışma bölgelerinde meydana geldi." dedi.

Stepanova, silahlı çatışmalar ile terörizm arasındaki ilişkinin doğrudan ve tek yönlü olmadığını belirterek, "Savaşlar, terör saldırılarından 9 kat daha fazla can kaybına neden oluyor. Ayrıca, silahlı çatışma ile terörizm arasındaki bağlantı her zaman açık ve net değildir." değerlendirmesinde bulundu.

Silahlı çatışmalar ve terörizmin birbiriyle yakından bağlantılı olduğuna dikkati çeken Stepanova, terör eylemlerinin bazen çatışmaları tetiklemek, bazen de barış görüşmelerini sabote etmek için kullanıldığını söyledi.

"Dışlama üzerine inşa edilen güvenlik kırılgandır"

Oturuma çevrim içi bağlanan Küresel Girişim Ağı ve Uluslararası Terörle Mücadele Merkezi'nde (ICCT) Siyaset Bilimci ve Araştırmacı Colin Clarke da devletlerin artık birbiriyle bağlantılı 3 görevle karşı karşıya bulunduğunu belirterek, bunların kovuşturma, rehabilitasyon ve yeniden entegrasyon olduğunu söyledi.

Clarke, dışlayıcı güvenlik politikaları yerine adalet ve yeniden entegrasyona dayalı yöntemlerin kalıcı barış sağlayabileceğine işaret ederek, "Dışlama üzerine inşa edilen güvenlik kırılgandır, hukuka dayalı adalet ve yeniden bütünleşme ise varlığını sürdürür." ifadelerini kullandı.

The Soufan Center'da Kıdemli Araştırma Görevlisi ve Amaryllis Sage LLC'nin CEO'su Adejoke Babington-Ashaye ise terörle bağlantılı cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin görmezden gelinmemesi gerektiğini vurguladı.

Babington-Ashaye, "Terörist gruplar sistematik biçimde cinsel şiddeti silah haline getirmiş, tecavüz ve tecavüz korkusunu yerinden etme aracı olarak kullanmış, cinsel kölelik ve zorla evlendirmeyi finansman ve kontrol aracı haline getirmiştir." ifadelerini kullandı.

Devletlerin mevcut hukuk sistemlerinde yer alan araçları kullanarak da hesap verebilirliği sağlayabileceğini belirten Babington-Ashaye, "Mükemmel mevzuatın veya mükemmel (yasal) tanımın olmaması, eylemsizlik için bir bahane haline gelmemelidir." dedi.

"İnsani yardım faaliyetleri cezalandırılmamalı"

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) Kıdemli Hukuk Danışmanı Tristan Ferraro da uluslararası insancıl hukuk ile terörle mücadele hukukunun kesişim noktalarına dikkati çekti.

Ferraro, ICRC'nin 1949 Cenevre Sözleşmeleri uyarınca hem insani hem hukuki bir yetkiye sahip olduğunu belirterek, bu nedenle terörle mücadele konusuyla da ilgilendiklerini ifade etti.

Devletlerin terörle mücadele yasalarında insani yardım faaliyetlerinin cezalandırılmaması gerektiğine işaret eden Ferraro, insani faaliyetlerinin terörle mücadele mevzuatı kapsamında suç sayılmamasının uluslararası hukuk açısından yasal yükümlülük olduğunu dile getirdi.

Kaynak: AA / Sercan İrkin - Güncel