"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasının 79. duruşması sürüyor
- Tutuksuz sanık iş insanı Bünyamin Durukan: "(Sanık Ümit Polat) Kendisi içinde bulunduğum ekonomik sıkıntıyı anladığını belirtti. Kendisine ödeme yükümlülüklerimi, para ve nakit sıkışıklıklarımı anlattım ancak kendisi beni anladığını fakat o dönemde yukarıdan bir talep olduğunu söyledi ve '30 bin dolar hazırla getir. Ödemelerin daha kolay şekilde yapılır, ödemeleri rahatlatırız hızlı bir şekilde.' diye beyanda bulundu"
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 51'i tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 79. duruşması, bir kısım tutuksuz sanığın savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda yapılan duruşmada tutuksuz sanık avukat Orçun Muhittin Yılmaz savunma yaptı.
Sanık Yılmaz, Ekrem İmamoğlu ve diğer şahıslarla Beylikdüzü Belediyesinde ve iştiraklerinde çalıştığı ve iş insanlarından para istendiği şeklinde suçlamaların olduğunu dile getirerek, ne Beylikdüzü'nde ne de hayatı boyunca bir kamu kurumunda çalışmışlığının bulunduğunu, isim karışıklığının olduğunu düşündüğünü söyledi.
İddianamede 3 eylemden sorumlu tutulduğunu anlatan sanık Yılmaz, "Soruşturma konusu 2019 ile 2025 arasında. Sonradan yaptığımız incelemede 7-8 tane ihaleye girilmiş. İddianamede benim şirketimi Emrah Bağdatlı'ya kullandırdığımla ilgili bir suçlama var. Şirketini kullandıran bir insan, 2019'dan 2025'e kadar 7 tane mi ihaleye girer?" beyanında bulundu.
Tutuksuz sanık yönetmen Cengiz Özkarabekir de savunmasında hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının dolandırıcılığı ile ihaleler üzerinden zenginleşme iddialarının olduğunu ifade ederek, İstanbul Kültür AŞ'de genel müdür danışmanı kadrosuyla 28 Ağustos 2019'da işe başladığını, 30 Eylül 2022'de de emekli olduğunu ve İBB Yayınlar Koordinatörü olarak görev yapmaya devam ettiğini anlattı.
Sanatçı olduğunu vurgulayan sanık Özkarabekir, "Kültür ve sanatı zenginleştirmekten başka bir şey yapmadım. Hiçbir mal varlığım yoktur, paraya pula değer vermem, eserlere değer veririm. Yayınlarla insanların kültürel gelişimlerine hayatımı adamış biriyim. İddianamede firma yetkisi olarak adım geçiyor, belgesiz bir suç uydurma var hakkımda. Araştırma yapılarak şirket sahibi olmadığım, imza yetkimin olmadığı ve ihaleye girmediğim anlaşılabilirdi." dedi.
Ödemelerin alınması için 30 bin dolar istendiği iddiası
Tutuksuz sanık iş insanı Bünyamin Durukan da bu olayda bir kamu görevlisine çıkar veya herhangi bir menfaat sağlamak isteyen kişi olmadığını öne sürerek, bunun tam aksine, yaptığı ticaretten dolayı hak ettiği tahsilatları alabilmek için para istenen kişi olduğunu iddia etti.
Burada asıl mağdurun kendisi olduğunu savunan Durukan, "Uzun yıllardır peyzaj sektöründe çalışmaktayım, yaklaşık 32-33 yıldır. Ağaç AŞ'de 15 yıllık bir ticari hayatım vardı, İstanbul Botanik firması olarak. 2024 yılı seçimlerinden önce Ağaç AŞ'ye yaklaşık 25-30 milyon liralık bitki vermiştim. Mart 2024 itibarıyla 25 milyon liranın üzerinde alacağım birikmişti. Bu dönemde döviz hareketleri, ithalatların karşılığı ödemeler, işçi ödemeleri ve şirket masraflarından dolayı çok zora düştüm ve bunun üzerine Ağaç AŞ'den sürekli giderek para istedim, alacakların tahsilatını yapmaya çalıştım." ifadelerini kullandı.
Durukan, bu süreçte Ümit Polat (sanık) ile görüştüğünü belirterek, "Kendisi içinde bulunduğum ekonomik sıkıntıyı anladığını belirtti. Kendisine ödeme yükümlülüklerimi, para ve nakit sıkışıklıklarımı anlattım ancak kendisi beni anladığını fakat o dönemde yukarıdan bir talep olduğunu söyledi ve '30 bin dolar hazırla getir. Ödemelerin daha kolay şekilde yapılır, ödemeleri rahatlatırız hızlı bir şekilde.' diye beyanda bulundu. Ben de kendisine zaten ekonomik olarak çok zor durumda olduğumu, bu parayı nasıl vereceğimi söyledim. Buna rağmen seçimden hemen önce, cuma günüydü, hesabıma 1,5 milyon lira Ağaç AŞ'den para geldi." ifadelerini kullandı.
Sanık Durukan, savunmasını şöyle tamamladı:
"Yaklaşık seçimden bir hafta sonra Ümit Polat, beni arayarak ne zaman Ağaç AŞ'ye geleceğimi sordu. Ben de kendisinin beni para için aradığını düşündüm ve de imkanlarım dahilinde 15 bin dolar nakit para hazırlayarak Ağaç AŞ'ye gittim. Kendisinin Ağaç AŞ'deki ofisinde, odasında bu parayı teslim ettim. O dönemde içeride hala çok ciddi şekilde alacaklarımız vardı. Bu parayı veriş amacım herhangi bir menfaat sağlama, çıkar sağlama değil tamamen alacaklarımızı tahsil edip şirketimizi zor durumdan kurtarmak içindi. Bu nedenlerle rüşvet veren kişi değil de mevcut alacağını tahsil edebilmek için kendisinden para istenen ve bu talep karşısında ekonomik baskı altında olan kişi olduğumun dikkate alınmasını istiyorum."
"Ali Sukas, 'Bize 1 milyon lira ödeme yapman gerekir.' dedi"
Tutuksuz sanıklardan iş insanı Fikret Baydemir de bu olayda rüşvet veren değil alacağını tahsil etmeye çalışırken kendisinden para istenen ve bu nedenle mağdur edilen kişi olduğunu savundu.
2024 yılı şubat ayında Ağaç AŞ'den yaklaşık 7 milyon lira alacağının biriktiğini iddia eden Baydemir, şunları kaydetti:
"O dönemde ciddi şekilde nakit sıkıntısı yaşıyordum ve ödemelerim aksıyordu. Bu nedenle alacağımı tahsil edebilmek için Satın Alma Müdürü Ümit Polat ile görüştüm. Ümit Polat, ödemelerin Ali Sukas (sanık) tarafından yapıldığını söyleyerek beni onun yanına yönlendirdi. Ben Ali Sukas ile görüştüğümde bana, 'Şirketin hesabına yarın 3 milyon lira ödeme çıkartırım, 1 milyon 800 bedelli çek veririm, kalanı da kısa süre içinde öderiz ancak bunun karşılığında senin de bize 1 milyon lira ödeme yapman gerekir.' dedi."
Baydemir, bu sözleri duyduğunda çok şaşırdığını ve rahatsız olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Çünkü söz konusu para zaten sattığım mallardan doğmuş olan kendi alacağımdı. Ben yeni bir ihale veya hak etmediğim bir menfaat istemiyordum. Kendi alacağımı tahsil etmeye çalışıyordum. Daha sonra ismini hatırlamadığım bir görevli 1 milyon 800 bin lira bedelli çeki getirerek bana teslim etti. Bunun üzerine Ümit Polat'ın yanına giderek yaşadıklarımı anlattım. Ümit Polat, bana, 'Ali Sukas'a söylüyorum, para istenecek adam var, istenmeyecek adam var. ' şeklinde cevap verdi. Bu görüşmelerden sonra içeride kalan yüksek miktardaki alacağımı normal şekilde tahsil edemeyeceğim ve ödemelerin benden istenen paraya bağlandığı düşüncesine kapıldım."
Ertesi gün şirketinin hesabına 3 milyon lira ödeme yapıldığını söyleyen Baydemir, "Ancak içeride hala yüksek miktarda alacağım vardı ve acil ödemelerimi yapmak zorundaydım. Benden istenen parayı vermek istemiyordum fakat kalan alacağımın ödenmeyeceği veya ödemelerin geciktirileceği endişesini taşıyordum. Bu nedenle istenen tutarın yarısını hazırladım. Birkaç gün sonra parayı Ali Sukas'ın makamına götürdüm. Makam odasının dolu olduğu söylenince parayı Özel Kalem Müdürü Murat Or'a (sanık), bu durumdan duyduğum kızgınlığı da ifade ederek teslim ettim ve oradan ayrıldım. Bunun dışında herhangi bir ödeme yapmadım." iddiasında bulundu.
Baydemir, tek amacının ödenmesi gereken ticari alacağı tahsil etmek olduğunu öne sürerek, "Bu nedenle benim açımdan serbest iradeyle kurulmuş karşılıklı bir rüşvet ilişkisi söz konusu değildir. Ben yüksek miktarda meşru alacağını tahsil etmeye çalışırken kendisinden para talep edilen kişiyim." dedi.
Duruşma sürüyor.














