İmamoğlu davasında tutuklu sanıklar savunma yaptı
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen İmamoğlu'na ilişkin davada, tutuklu sanıklar Elif Güven ve Fatoş Ayık suçlamaları reddetti, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmadıklarını belirtti. Duruşma 15 Haziran'a ertelendi.
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin, 68'i tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 49. duruşmasında bir kısım tutuklu sanıklar savunma yaptı.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, tutuklu sanık eski Medya AŞ Reklam Müdürü Elif Güven'in savunması alındı.
Sanık Güven, iddianamede hakkında "örgüt üyeliği", "ihaleye fesat karıştırma", "dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "rüşvet" gibi suçlamalar bulunduğunu belirterek, bu iddiaların hepsinin hukuki dayanaktan yoksun ve iftira olduğunu öne sürdü.
Belediyenin iştirak şirketi çalışanları olduklarını kaydeden Güven, isteseler bile delil karartamayacaklarını, her şeyin kayıtlı olduğunu savundu.
Güven, iddianamede yazanların aksine İBB Medya AŞ'de sözde örgüt üyesi olarak değil, tamamen geçmiş tecrübeleriyle çalışmaya başladığını dile getirerek, "Medya AŞ'de reklam alanları bölümüne geldiğimde tüm açık alanlara hakim, sektörü ve sektörde iş yapanları çok iyi bilen biriydim. Geçmişte kim, nasıl reklamcı olmuş, hangi ihaleyi nasıl almış gayet iyi bilirim." ifadelerini kullandı.
Kimseye kurgu ile ihale vermediklerini iddia eden Güven, bir kamu zararının oluşmadığını öne sürdü.
Sanık Güven, suç örgütü suçlamasını kabul etmediğini belirterek, "Asla Ekrem İmamoğlu'nun suç örgütü iddiasına para sağlansın diye ihalelere fesat karıştırmadık, kamu zararı yapmadık. Ben para dolu çantalar görmedim, duymadım. Benden kimse iddia edilen bir örgüte para sağlamam veya menfaat için ihaleye fesat karıştırmamı istemedi. Kendime de kişisel bir menfaat sağlamadım." savunmasını yaptı.
Savcılığa ifade verirken etkin pişmanlığın ne demek olduğunu bilmediğini savunan Güven, itirafçı olmadığını ve bildiklerini anlattığını söyledi.
Güven, savcının odasından çıktıktan sonra avukatı ile konuştuğunu belirterek, "Dedim ki 'neden sözlerimi usulüne uygun geçirtmedin, neden itiraz etmedin?' Bir cevap vermedi. İfade alma sırasındaki yetersizliğinden dolayı kendisini hemen azlettim. Ben altını çizmek istiyorum, etkin pişmanlıktan yararlanmadım." diye konuştu.
Güven'in savunmasını tamamlamasından sonra mahkeme başkanı Selçuk Aylan, sanığın ifadesinden bazı kısımları okudu.
Sanık Güven'in ifadesinde okunan kısımlara "doğru" şeklinde cevap vermesi üzerine mahkeme başkanı Aylan, "Mesela bu ifadelerin nasıl buraya doğru geçiyor da diğerleri yanlış geçiyor?" sorusunu sordu.
Bunun üzerine Güven, "Çünkü bazılarını düzelttirebildim." dedi.
Mahkeme başkanı Aylan'ın "Mesela Fatoş Pınar Türker ile ilgili cümle var. 'Emrah Bağdatlı tarafından Medya AŞ'ye getirilmiştir.' ki sen onun doğru olmadığını söyledin. Mesela burayı neden düzelttirmedin? Onu düzelten irade orayı da düzeltir yani." sorusuna da sanık Güven, "Söyledim, onları da söyledim. Evet, çok haklısınız. Aslında dediğim gibi orada etkin pişmanlığı da söyledim size." şeklinde cevap verdi.
Tutuklu sanık Medya AŞ Satın Alma ve İhale Müdürü Fatoş Ayık'ın savunması
Bir diğer tutuklu sanık Medya AŞ Satın Alma ve İhale Müdürü Fatoş Ayık savunmasında, personel kadrosuyla işe başladığını ve zamanla işinde yükseldiğini aktararak, "İş süreçlerini geliştirmeye çalıştım. Bir örgüte üye olmadım, kimseden talimat almadım. Emeğimin karşılığı dışında uhdeme geçen tek bir kuruş dahi olmamıştır. Delilleri karartma ve kaçma şüphem yoktur." beyanında bulundu.
Ayık, sanıklar Murat Ongun ve Emrah Bağdatlı'dan talimat aldığı iddialarına ilişkin de, "Ben Medya AŞ'ye 2010 yılında girdim. Kurulduğu ilk günden bu yana 15 yıldır çalışıyorum. Talimat almadım. Emrah Bağdatlı'yı sözleşmelerle tanıdım ve Murat Ongun'un danışmanı olarak bilirdim. Ancak Emrah Bağdatlı'nın Medya AŞ üzerinde bir resmi danışmanlık görevi yoktur. Emrah Bağdatlı'yla telefon irtibatlarıma bakıldığında, sözleşmelerin imzalanması ve hak ediş süreçleriyle ilgilidir." ifadelerini kullandı.
Hiçbir zaman bir menfaat elde etmediğini öne süren Ayık, etkin pişmanlık ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını savundu.
Cumhuriyet savcısının, "Medya AŞ'de iş bilgisayarınızın şifresini hatırlamadığınızdan paylaşmamışsınız, sonrasında paylaştınız mı?" sorusuna sanık Ayık, "Kurumsal mail kullanıyoruz. 3 ayda bir şifreler yenileniyor. Mail geldi, şifreniz yenilensin diye. Cuma günü geldi şifre yenileme işi, pazartesi değiştirdim. Şifremi yeniledim. Savcılığın istediği evraklarla ilgilenirken, 3 tane memur bey geldi. Bilgisayarınıza el koyuyoruz dediler. Bilgisayarla ilgili şifreyi istediler. Şifreyi hatırlamıyorum. Telefonumdaki şifrelerimi bile unuttum, bloke oldu." şeklinde cevap verdi.
Sanık Ayık, savcının, "Signal programındaki konuşmalarınızda, 'nazlı web' konuşmanız var. 'Kültür torba alt ihale' konusu var. Bu ihaleyle ilgili Emrah Bağdatlı 'Yüzde 80'ini bana verin' diyor' şeklinde yazışmalar var. Emrah Bağdatlı bu kapasiteye sahip mi?" sorusuna ise, "Medya AŞ'den ihale almıyordu. Bunu demesi de hoş bir durum değildir. '30 milyonluk sözleşmenin yüzde 80'ini bana verin' diyor. Böyle bir ihalede hiç yapılmadı. Sürekli beni arayıp soruyordu, rahatsızlığımı da dile getiriyordum." şeklinde yanıtladı.
Davada, toplam 74 tutuklu sanığın savunması tamamlanmış oldu.
Duruşma, 15 Haziran Pazartesi gününe ertelendi.












