Filistin Ulusal Konseyi Başkanı, Mescid-i Aksa'da tarihi statükoyu değiştirme girişimlerine tepki gösterdi

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Filistin Ulusal Konseyi Başkanı Ruhi Fettuh, İsrailli bakan ve milletvekillerinin Mescid-i Aksa'daki tarihi ve hukuki statüyü değiştirme çağrılarını kınayarak, bunun uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve bölgede istikrarsızlığa yol açabileceğini belirtti.

Filistin Ulusal Konseyi Başkanı Ruhi Fettuh, İsrailli bazı bakanlar ve Likud Partisi'nden milletvekillerinin işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'da tarihi ve hukuki statükonun değiştirilmesine yönelik çağrılarına tepki gösterdi.

Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre, Konsey Başkanı Fettuh, yaptığı yazılı açıklamada, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Fettuh, Mescid-i Aksa'nın tarihi ve hukuki statüsünün değiştirilmesine yönelik çağrıların Mescid-i Aksa ile diğer Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarında yeni dini ve siyasi fiili durum oluşturmayı amaçladığını belirtti.

Likud Partisi'nden bakanlar ve milletvekillerinin, "Heykel Dağı (Tapınak Dağı) İdaresi" adı verilen oluşumun düzenlediği konferansta Mescid-i Aksa'daki tarihi ve hukuki statünün değiştirilmesini ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin burada dini ritüellerini yerine getirmelerine izin verilmediği takdirde Filistinlilerin Mescid-i Aksa'ya girişlerinin engellenmesini savunduğuna işaret eden Fettuh, bunun İsrail hükümetinin, Ürdün Haşimi Krallığı'nın kutsal mekanlar üzerindeki vesayetini hedef aldığını açıkça ortaya koyduğunu kaydetti.

Fettuh, söz konusu çağrıların uluslararası insancıl hukuk, Cenevre Sözleşmeleri ve Birleşmiş Milletler kararlarının ihlali niteliğinde olduğunu, işgal altındaki Kudüs'ün dini ve kültürel kimliğini değiştirmeyi amaçlayan bir politikanın parçası olduğunu ifade etti.

İşgal altındaki El Halil kentindeki Harem-i İbrahim Camisi'nde ezanın engellenmesi, ibadet edenlere yönelik kısıtlamalar ve mabedin tamamında kontrol sağlanmasına yönelik girişimlerin de aynı çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirten Fettuh, bunun İslami kutsal mekanları hedef alan sistematik bir planın göstergesi olduğunu kaydetti.

İsrail hükümetinin çatışmayı dini bir boyuta taşımaya çalıştığını ifade eden Fettuh, bunun bölgede yeni istikrarsızlık, gerginlik ve çatışmalara yol açabileceğini belirterek, ortaya çıkabilecek sonuçlardan İsrail hükümetini sorumlu tuttu.

Fettuh, uluslararası topluma, ABD yönetimine, Birleşmiş Milletlere, UNESCO'ya ve uluslararası hukukun uygulanmasını destekleyen ülkelere çağrıda bulunarak, söz konusu girişimlerin durdurulması, Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının uluslararası koruma altına alınması ve İsrail'in işgalci güç olarak Kudüs'teki tarihi ve hukuki statüye uymaya zorlanması için harekete geçilmesini istedi.

Ürdün vesayetinin tarihi

Ürdün'ün Kudüs ve kutsal bölgeler konusundaki vesayeti 1924 yılına, Şerif Hüseyin bin Ali dönemine uzanıyor. Şerif Hüseyin bu dönemde, Kudüs'teki Kutsal İslami yapıların imarı için 24 bin altın bağışta bulundu. Şerif Hüseyin zamanında atılan bu ilk adım, Haşimi Krallığı'nın Kudüs'teki vesayetinin de başlangıç noktası oldu.

Takvimler 1950 yılını gösterdiğinde Ürdün ile Batı Şeria'nın yani Ürdün Nehri'nin doğu ile batısının birleştirildiği ilan edildi. 1988'de bu durum sona ermesine rağmen Kudüs, Ürdün himayesi altında kalmaya devam etti.

Ürdün'de Kral Huseyin bin Talal, tahta oturmasının ardından, 1953 yılında özel bir kanun uyarınca Kudüs'teki İslami mekanların yeniden inşası için "Kraliyet Komitesi" kurulması talimatı verdi. Komitenin en önemli çalışması Ağustos 1969'da Mescid-i Aksa'daki yangının etkilerini ortadan kaldırılmak oldu.

1969 yılında Denis Michael Rohan adlı Avusturalyalı bir fanatiğin çıkardığı Mescid-i Aksa'nın içerisinde yer alan Kıble Mescidi olarak bilinen doğu bölgesindeki yangında, aralarında Selahaddin Minberi başta olmak üzere tüm eserler yanıp kül oldu.

Ürdün'ün halihazırdaki Kralı 2. Abdullah, babalarının ve dedelerinin izlediği siyasi misyonu sürdürerek, önce 2002 yılında, Selahaddin Minberi'ne işlemeli bir tablo yerleştirdi. Ardından Ürdün Kraliyet Divanı tarafından ülkedeki El-Balka Uygulamalı Bilimler Üniversitesi'nde aslına uygun olarak yaptırılan yeni minber 2007'de Kıble Mescidi'ne yerleştirildi.

Buna ek olarak, pek çok restorasyon ve bakım çalışması yapıldı; bunlardan en sonuncusu da Ürdün Kralı'nın özel talimatıyla şubat ayında Mescid-i Aksa içindeki Kıble Mescidi ve Kubbet-üs Sahra'nın halılarının yenilenmesi oldu.

Ürdün, 26 Ekim 1994'te İsrail'le imzaladığı Vadi Arabe Anlaşması kapsamında Kudüs'teki dini işlerden sorumlu ülke olarak kabul ediliyor. Aynı anlaşmanın 9. maddesinde, "İsrail'in Ürdün Haşimi Krallığı'nın Kudüs'teki kutsal mekanlardaki mevcut durumuna saygı duyması" öngörülüyor.

Kaynak: AA / Ali Semerci
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.