Fetö Sanığı Sat'çılar ile "Mahrem İmamları"Nın Davası - Haberler
Haberi Paylaş

Fetö Sanığı Sat'çılar ile "Mahrem İmamları"Nın Davası

AA - Güncel
Fetö Sanığı Sat'çılar ile 'Mahrem İmamları'Nın Davası

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde Sualtı Taarruz (SAT) ile Kurtarma ve Sualtı Komutanlıklarında görevli 38 eski asker ile bu personelden sorumlu sözde "Deniz Kuvvetleri Yapılanması"nın "mahrem imamı" konumundaki 14 sivilin de aralarında bulunduğu 42'si tutuklu...

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde Sualtı Taarruz (SAT) ile Kurtarma ve Sualtı Komutanlıklarında görevli 38 eski asker ile bu personelden sorumlu sözde "Deniz Kuvvetleri Yapılanması"nın "mahrem imamı" konumundaki 14 sivilin de aralarında bulunduğu 42'si tutuklu 52 sanığın yargılandığı davanın ikinci duruşması başladı.

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısında yer alan binada yapılan duruşmaya, 42 tutuklu sanık ile avukatları katıldı.

Sanık savunmalarını almaya başlamadan önce Mahkeme Başkanı Ali Öztürk, sanık eski Kurmay Binbaşı Hakan Egemen'i uyararak, "Hakan Egemen, personelle herhangi bir provokasyona girme. Herkes sanık. Benim rütbem şuydu buydu diye kimse kimseye bir şey diyemez. Polemik yaşamayın kimseyle. Hukuka aykırı bir şey diyemez. Salonun düzenine ilişkin hususlar bunlar." dedi.

Eski Suatı Savunması (SAS) Komandosu tutuklu sanık Levent Özcan savunmasında, üzerine atılı suçlamaları reddederek, FETÖ veya benzeri yapıları her zaman bu ülkeye tehdit olarak gördüğünü, cumhuriyeti yaşam tarzı olarak benimsediğini savundu.

Sanık Özcan, terör olayları nedeniyle kuvvet koruma görevinin önemini artırdığını, görev emrini Kurmay Binbaşı Hakan Egemen'den aldığını söyledi. 12 Temmuz 2016'da İzmir'de görevliyken Egemen'in kendisini arayarak SAT Komutanlığı'nda olmasını istediğini, yani başka bir göreve çağrıldığını belirten Özcan, şunları anlattı:

"İstanbul'a geldim. 15 Temmuz'da Şenol beni aradı, arabasının bakımı için sanayiye gittik. Daha sonra eve gittim. 22.30'da SAT Komutanlığı'na gittim. Geç kalmıştık. Otoparkta Hakan Binbaşı'yı gördüm. Görevin iptal olduğunu ve eve gidebileceğimi söyledi. 'Kavacık'tan geçen biri var mı?' diye sordum. Murat Binbaşı beni arabasına aldı. Kavacık'a kadar gittik. 'Birliklerinize dönün.' mesajı geldi. Birliğime dönmek istedim. Köprü kapanmıştı. Murat Binbaşı 'Senin evine gelmek istiyorum.' dedi, ısrar etti. Eve geçtik, arkadaşım aradı. Kadıköy'de kaldığını, eve geçemediğini söyledi, bana gelmek istedi. Cumhurbaşkanı'nın konuşmalarından olayı öğrendim. Hakan Egemen'den otoparkta görevin iptal olduğu dışında bir emir almadım. Gölcük'e gitmek için emir almadım. Haberleri hayretle izledikten sonra Binbaşı Murat Çetinkaya ile bir görüşme yaptı. Yattık, uyuduk. Sabah olduğundan Murat Çetinkaya evde yoktu."

Evde olan Hüseyin Yazıcı ve Muhammet Günay Özer'in sabah evden gittiklerini anlatan sanık Özcan, 19 Temmuz'da birliğine çağrıldığını, daha sonrasında gözaltına alındığı anlattı.

Başkan Öztürk'ün "İzmir'den niye erken dönme ihtiyacı hissettin. Başka askeri personel de var. Niye seni çağırıyor?" diye sorması üzerine sanık Özcan, "Hakan Egemen beni başka bir göreve çağırdı. Hakan Egemen, bütün timin gelmesini söylemiş. Ben bunu daha sonra öğrendim." şeklinde cevap verdi.

Duruşma, sanık Özcan'ın savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıkların Türk Silahlı Kuvvetleri'nin emir komuta zincirinden kopuk olarak FETÖ'nün mahrem imamlarından talimat aldıkları ifade edilerek, bunun ardından sanıkların darbe girişimi sırasında SAT ile Kurtarma ve Sualtı komutanlıklarında muhalif olduklarını düşündükleri bazı askerleri derdest etmekle görevlendirildiği kaydediliyor.

Darbe girişiminin olduğu 15 Temmuz gecesi bu kişilerin harekete geçtikleri ancak darbenin başarısız olması nedeniyle eylemlerini tamamlayamadıkları belirtilen iddianamede, sanıkların bu aşamadan sonra da kendilerini gizlemeye çalıştıkları anlatılıyor.

İddianamede sanıklardan SAS Komandosu E.T'nin etkin pişmanlıktan yararlandığı ve Deniz Kuvvetleri yapılanmasının mahrem imamlarından olan sanık Enes Hozan'a bağlı olduğunu itiraf ettiği aktarılıyor.

İddianamede 51 sanık hakkında "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme", "TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs etme", "hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor.

"Deniz Kuvvetleri Yapılanması"nın "mahrem imamı" konumundaki 14 sanığın ayrıca "terör örgütü yöneticisi olmak" suçundan ayrı ayrı 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, etkin pişmanlıktan yararlanan SAS Komandosu E.T'nin de aralarında bulunduğu 38 sanık hakkında "silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçundan ayrı ayrı 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.

Kaybolan silahlar Ümraniye'de bulundu

İddianamede, darbe girişimi sonrası SAT Komutanlığı'na ait 2'si uzun namlulu olmak üzere 4 silah ile bu silahlara ait mühimmatlar, SAT komandolarının kullandığı çok sayıda şişmeli can yeleği ve çelik yelekler de dahil birçok malzemenin kaybolduğu belirtiliyor.

İhbar üzerine Ümraniye'de bir apartmanın bodrumunda bulunan silah ve mühimmatların bu iddianamenin sanıkları arasında yer alan tutuklu SAS Komandosu Astsubay Levent Özcan'a ait olduğu, Özcan'ın da bu apartmanda ikamet ettiği kaydediliyor.

AA / Güncel

Özcan Hakan Ali Öztürk Silivri İzmir Politika Güncel Haberler

title