Eğitimcilerden "Ruhban Okulu" Çıkışı
Türk Eğitim -Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Heybeliada Ruhban Okulu'nun Açılmasına İlişkin Tartışmaların ABD'nin Türkiye'ye "Dayatması" Nedeniyle Ortaya Çıktığını Belirterek, "Patrikhanenin Ruhban Okulu'nun, Bağımsız, Özerk Üniversite Statüsünde Açılmasında Israr Etmesinin Nedeninin Din Adamı Yetiştirmekten Ziyade, Patrikhaneye Ekümenik Sıfatı Kazandırarak, Patrikhaneyi Vatikanlaştırmak Olduğ...
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasına ilişkin tartışmaların ABD'nin Türkiye'ye "dayatması" nedeniyle ortaya çıktığını belirterek, "Patrikhanenin Ruhban Okulu'nun, bağımsız, özerk üniversite statüsünde açılmasında ısrar etmesinin nedeninin din adamı yetiştirmekten ziyade, Patrikhaneye ekümenik sıfatı kazandırarak, Patrikhaneyi Vatikanlaştırmak olduğunu düşünüyoruz" dedi.
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, yaptığı açıklamada, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasıyla ilgili tartışmaların bir süredir kamuoyunun gündemini meşgul etiğini kaydetti. Hükümet yetkililerinden Ruhban Okulu'nun açılmasıyla ilgili açıklamaların ard arda geldiğine işaret eden Koncuk, "Okulun açılması için formüller arandığı da bilinmektedir. Hatta Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun, bürokratlarından konu ile ilgili rapor istediği; buna göre, okulun lise kısmının MEB'e bağlı özel din lisesi statüsünde, yüksek okul bölümünün de YÖK'e bağlı olabileceği iddiaları dillendirilmektedir" dedi. Öncelikle Ruhban Okulu'nun açılması talebinin, AB ve ABD'nin Türkiye'ye bir "dayatması" olduğunu savunan Koncuk, ABD Başkanı Barack Obama'nın, Türkiye ziyareti sırasında konuyu gündeme getirerek okulun açılması gerektiğini söylediğini anımsattı. Koncuk, "Türkiye'ye her fırsatta dayatmacı taleplerle yaklaşan AB ve ABD, Fener Rum Patrikhanesinin yaptığı lobi faaliyetlerinin de etkisiyle Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması için büyük uğraş vermektedir. Ancak Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması Anayasa'ya aykırıdır. Çünkü Anayasa'nın 24. maddesinde şöyle denilmektedir; "Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.' Bu noktada mevcut yasalar, Heybeliada Ruhban Okulu'nun Türkiye'deki bir ilahiyat fakültesine bağlı olmadan açılmasına imkan tanımamaktadır. Ayrıca Anayasa, laik bir devlet olan ülkemizde din eğitimin devlet eliyle yapıldığına vurgu yaptığından, bu okulun bağımsız olarak açılması laikliğe de aykırıdır" diye konuştu.
-"PATRİKANE VATİKANLAŞTIRILACAK"-
Söz konusu duruma rağmen Türkiye'den; Ruhban Okulu'nun özerk üniversite statüsünde olmasının talep edildiğini kaydeden Koncuk, "Peki Patrikhane okulun bağımsız olarak açılmasında niçin ısrar etmektedir? Bu noktada okulun din adamı yetiştirmekten farklı amaçları olabileceği akla gelmektedir. Çünkü amaç sadece din adamı yetiştirmekse, bunun ekümeniklik talebiyle ve Patrikhanenin özerkleştirilmesiyle bir ilgisi yoksa o halde okulun bağımsız olarak açılmasında ısrar edilmesinin de bir anlamı yoktur. Türk Eğitim-Sen olarak, Patrikhanenin Ruhban Okulu'nun, bağımsız, özerk üniversite statüsünde açılmasında ısrar etmesinin nedeninin din adamı yetiştirmekten ziyade, Patrikhaneye ekümenik sıfatı kazandırarak, Patrikhaneyi Vatikanlaştırmak olduğunu düşünüyoruz. Çünkü Patrik, ekümenik olarak kabul gördüğü takdirde de, Patrikhane azınlık statüsünden çıkacaktır" dedi.
-"DEVLET KONTROLÜNDEN ÇIKACAK"-
Heybeliada Ruhban Okulu'nun bağımsız olarak açılmasının aynı statüde din eğitimi veren birçok özel kurumun da devlet kontrolü dışında açılması anlamına geleceğini ifade eden Koncuk, söz konusu durumun da eğitim-öğretimin devlet kontrolünden çıkarılmasına neden olacağını ileri sürdü. Hükümet buna karşı nasıl bir formül geliştirmeyeceğini soran Koncuk, "Ayrıca Heybediada Ruhban Okulu açıldığı takdirde, yurtdışından öğretmen ve öğrencilerin de Türkiye'ye gelmesi söz konusu olacaktır. Geçmişte casusluk faaliyetleri dolayısıyla okula öğrenci alımının yasaklandığı düşünüldüğünde, önümüzdeki yıllarda bunun yeniden gerçekleşmemesi için hiçbir neden yoktur" diye konuştu.
-"YUNANİSTAN'DA BAĞIMSIZ İLAHİYAT FAKÜLTESİ KURULABİLECEK Mİ?"-
Koncuk, Batı Trakya'da 150 bin'den fazla Türk azınlığın yaşadığını anımsatarak Batı Trakya'da yaşayan Türk azınlık için de Türkiye'deki Ruhban Okulu statüsünde benzer bir okulun kurulmasına izin verilip verilmeyeceğini sordu. Koncuk, "Batı Trakya'da, Yunan hükümetinin kontrolü dışında din adamı yetiştirmek için tamamen bağımsız İlahiyat Fakültesi kurulabilecek midir? AB ve ABD'nin Batı Trakya'da bu tür bir uygulamaya sıcak bakacağını ve onay vereceğini hiç sanmıyoruz. Türkiye söz konusu olduğu zaman ikili oynayan, çifte standart getiren AB ve ABD'nin, bu tür bir talebe yaklaşımının, Ruhban Okulu gibi olmayacağı açıktır" dedi.
Hükümetin, Ruhban Okulu konusundaki tutumunu da manidar bulduğunu ifade eden Koncuk, şunları kaydetti:
"Konu Ruhban Okulu olunca formül arayışına giren, yasaları bile değiştirmeyi düşünen hükümet, aynı hassasiyeti Batı Trakya'daki soydaşlarımız için de gösterseydi, onların hakları için girişimlerde bulunsaydı, bugün durum çok daha farklı olurdu.
AB'ye taviz üstüne taviz veren hükümetin, en azından Heybediada Ruhban Okulu'nun açılması konusunda sağduyulu davranması gerekmektedir. Bu konu ülkemizin bütünlüğü, huzuru ve geleceği için önemlidir. Bu okulun açılmasıyla; önümüzdeki yıllarda doğabilecek olumsuzluklar, tehlikeler tüm ayrıntılarıyla hesaplanmalıdır. Bu nedenle Türk Eğitim-Sen olarak hükümeti bu konuda sorumlu davranmaya çağırıyoruz." (ANKA)
(ONR/BUN)











