Rönesans Rezidans Davasında Ailelerden Tepki: 'Olası Kast' Suçlaması Reddi

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Hatay'da 6 Şubat depremlerinde yıkılan Rönesans Rezidans davasında sanıkların 'olası kast' suçundan ek savunma talepleri reddedildi. Duruşma çıkışında gözyaşları içinde açıklama yapan aileler, mahkeme tarafından dinlenmediklerini ve savunmalarının kısıtlandığını belirtti. Müteahhitin 'tane' ifadesi gündeme gelirken, aileler adalet talebinde ısrarcı olduklarını ve duruşmaların ertelenmesine tepki gösterdi.

Haber: Mehmet OFLAZ - Kamera: Cemal Berk AYTEKİN

(HATAY) - Hatay'da 6 Şubat depremlerinde 269 kişinin yaşamını yitirdiği Rönesans Rezidans davasında, sanıkların "olası kast" suçundan ek savunma taleplerinin reddedilmesine, aileler gözyaşları içinde tepki gösterdi. Duruşma çıkışı açıklama yapan aileler, savunmalarının hakim tarafından "kısa, kesin" denilerek sınırlandırıldığını belirtti. Müteahhit Mehmet Yaşar Coşkun'un 7 deprem dosyasında sanık olduğunu belirterek, "Birinde 2 tane ölü, birinde 3 tane ölü…" şeklindeki ifadesine müşteki avukatı, "Tane, adet ne demek; insandı onlar" sözleriyle tepki gösterdi.

Hatay'da 6 Şubat depremlerinde "Cennetten bir köşe" sloganıyla satılan Rönesans Rezidans'ın yıkılması sonucu en az 269 kişi hayatını kaybetti, bazı yurttaşların cenazelerine ise enkazda ulaşılamadı.

3'ü tutuklu sanığın bulunduğu dosyanın yargılaması Hatay 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü; duruşmaya depremde yakınlarını kaybedenler, tutuklu sanıklar ve tarafların avukatları katıldı. Müşteki ve sanık avukatları, ilgili kamu görevlilerinin de sorumluluğuna dikkat çekerek, bu kişilerin de sanık olarak dosyaya eklenmesini talep etti.

Duruşmada savcı, 3'ü tutuklu sanığın tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Müşteki avukatları, dosyaya giren son bilirkişi raporuna vurgu yaparak sanıkların "olası kast" suçundan yargılanmaları için ek savunma alınmasını talep ederken, sanık avukatları ise yeniden bilirkişi raporu alınmasını istedi.

Depremde hayatını kaybedenler için "tane" ifadesi kullan ı l

Müşteki avukatlarının sanıklara yönelttiği soru üzerine tutuklu müteahhit Mehmet Yaşar Coşkun, 7 deprem dosyasında sanık olarak yargılandığını, yalnızca Rönesans Rezidans'ta müteahhit sıfatıyla yargılandığını belirterek, "Birinde 2 tane ölü, birinde 3 tane ölü…" dedi. Bunun üzerine avukatlar, "Tane, adet ne demek; insandı onlar" ifadeleriyle tepki gösterdi. Bunun ardından Coşkun, "tane" yerine "kişi" ifadesini kullandı.

Mahkeme heyeti, sanıklar Mehmet Yaşar Coşkun, Mehmet Haşim Eraslan ve Bülent Seküçoğlu'nun tutukluluk hallerinin devamına, sanıkların "olası kast" suçundan ek savunmalarının alınması talebinin reddine karar vererek duruşmayı Nisan ayına erteledi. "Olası kast" talebinin reddedilmesine aileler tepki gösterdi.

"Hakim'bunları dışarı atın, polis nerede' diye bağırdı"

Duruşmanın ardından aileler, Hatay Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Depremde anne, baba ve kardeşini kaybeden avukat Yeşim Toplu, şöyle konuştu:

"Rönesans Rezidans duruşmasındaydık. Herkes buradaydı. Polisler de buradaydı. İnsanlar buradaydı. Bir tek milletvekilleri yoktu. O kadar çağırdım. 'Gelin, bakın, izleyin; bize çok kötü davranıyorlar, dinlemiyorlar' dedim. 'Olası kast' ile ilgili her şey somut, deliller ortada. Bir sürü avukat savunma yaptı. 'Olası kast' ile ilgili yargılanma yapılması talebimizi reddetti. Duruşmayı Nisan'a erteledi. Erteledikçe erteliyor. 'Olası kast' kararını gerekçesiz, hiçbir şey söylemeden erteleyince bütün salonun gözleri doldu. İnsanlar tepki gösterdi. Ben 'Nasıl böyle bir şey olabilir' dediğimde, 'Bunları dışarı atın' dedi. Polisler böyle kaldılar. 'Nerede polis?' diye bağırıyor hakim. Kimse elini bize kaldırmadı. Polisler bizimle ağladılar. Herkes enkaz altında kaldı, parçalandılar. Yeter artık, insaf ve vicdan be. 'Olası kast' değilse ne? Rönesans'ta eğer bir 'olası kast' çıkmayacaksa, hangi dosyada çıkacak?"

"Hakim bizi konuşturmadı 'kısa kesin' dedi"

Rönesans Rezidans enkazında ablası ve yeğeninin naaşına ulaşılamayan, kendisi ise enkazdan sağ çıkarılan Cemile İncili, verilen karardan memnun olmadığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"İki buçuk, üç yıldır uğraşıyoruz. Bütün deliller bizim haklı olduğumuzu göstermesine rağmen 'kasıtlı adam öldürmek' kararı hala çıkmıyor. Hakim doğru dürüst bizi konuşturmadı; 'kısa, kesin, tamam' diyor. Bu bizim hakkımız. Çünkü sevdiklerimize karşı görevimiz bu. Ben kayıplarımı bile bulamadım. Bu 'kasıtlı adam öldürmek' değilse nedir? 350 kişinin üzerinde insan öldü orada. Biz üç yıldır her mahkemede çırpınıyoruz ama bir sonuca varamıyoruz. Ertelendiği için üzgünüm ama en azından tutuklulukları devam ediyor. Tek sevindiğimiz bu. Tek dileğimiz, hepsinin 'kasıtlı adam öldürmekten' cezalandırılmasıdır. Sonuna kadar da savaşacağız. Arkadaşlarla, avukat arkadaşlarla, kayıp ailelerle; hepsiyle mücadele edeceğiz. Biz en sonunda o hakkımızı alacağız. 'Kasıtlı adam öldürmekten' yargılanıncaya kadar mücadelemizi bırakmayacağız. Pes etmeyeceğiz. Biz sevdiklerimizin acısını yaşarken bir de adalet acısıyla yaşıyoruz. Şu anda bizim yanımızda olup adaleti sağlamaları gerekir. Karşı tarafa bu kadar taviz vermemeleri gerekir. Çünkü mağdur olan biziz. Can kaybeden biziz. İki gün enkaz altında kalan biziz. Kayıpları olan benim. Bu benim doğal hakkım. Bunu bana vermek zorundalar. Adalet sağlanmak zorunda."

"Ceza Muhakemesi Kanunu ayaklar altına alındı"

"Ceza Muhakemesi Kanunu'nun bu duruşmada ayaklar altına alındığını" savunan müşteki avukatı Beşir Ekinci, "Konuşma sıralarından, depremde enkaz altında kalmış mağdurların azarlanmasına kadar her şeyi yaşadık bu duruşmada. Hiç böyle bir tecrübe beklemiyorduk. Gelen bütün raporlar faillerin 'olası kast' la yargılanması gerektiğini göstermesine rağmen mahkeme hakimi yine tuhaf bir şekilde, gerekçesiz olarak 'olası kast' la yargılanma talebimizi reddetti.  Adalet için tabii ki geleceğiz. Bir sonraki duruşmada tekrar haykıracağız. Zannetmesinler ki vazgeçeceğiz. Bir sonraki duruşma daha kalabalık, daha ciddi, daha baskın olacağız. Bizim talebimiz ne bir yıl fazla ceza almaları ne de bir yıl az ceza almaları. Tek talebimiz gerçek adaletin bulunması. Sevdiklerimiz geri gelmeyecek ama alınacak ceza bir nebze olsun yüreğimize su serpecek. Elimizde başka hiçbir şey yok. Elimizde başka hiçbir şey yok; derdimizi anlatmaktan ve adalet istemekten başka. Herkesi Nisan ayındaki duruşmaya bekliyoruz. Çok daha kalabalık olacağız. Sesimizi çok daha gür haykıracağız. Bundan sonra böyle acılar yaşanmasın diye sorumluluğumuzu yerine getireceğiz" ifadelerini kullandı.

"Bunun peşini bırakmayacağız"

Depremde 5,5 yaşındaki torunu kaybeden Mustafa Bali ise şöyle konuştu:

"Torunumun ölüm haberi geldiği zaman ben Gaziantep'in Nurdağı ilçesindeydim. Oradan buraya yardıma gelecektik. Torunumun ölüm haberi gelince eşim kalp krizinden öldü. Ona bağlı olarak o da orada öldü. Onun mezarı Nurdağı'nda, torunumun mezarı Kırıkhan'da. Şimdi boğazıma tıkanıyor konuşmalar. 5,5 yaşında torunumun dedesiyim ben. Türkiye'de 33 yıl polislik yaptım. Nice nice mahkemeler gördüm. Üzerimde kurşun yarası taşıyorum. Ama böyle bir davayla ilk defa karşılaşıyorum. O 5,5 yaşındaki torunumun acısı burama geliyor; konuşamıyorum. Hakim bey, benim adli amirimdi. Ben ona karşı saygısızlık etmek istemiyorum ama bugünkü gördüklerim karşısında güvenim sarsıldı. Ne diyebilirim ki? Ama şu da var: bunun peşini bırakacak değiliz."

"Çocuklarımın acısını dile getirdiğimde hakim bizi susturuyor"

Enkazda yakınlarını kaybeden Rahime Tosun da, şu ifadeleri kullandı:

"Hakim hep bize karşı, bizi rencide edici şekilde 'kısa kesin, öbürlerine sıra gelsin' gibi konuşuyor. Bu sefer ister istemez bir suskunluk oluşuyor. Ben çocuklarımın acısını orada dile getirmek istediğimde 'kısa kesin, şu şöyle, bu böyle' diyerek susturuyor adam bizi. Ben doktor oğlumu, doktor gelinimi, torunumu, doğmamış torunumu, dünürümü, bakıcımızı, liseye giden ikizleri kaybettim. O dosyaya 15 tane resim sundum. Hatırlatıyorum, 'tekrar söyleme, aynı şeyi bir daha söyleme' diyorlar. Söylemezsem zaten hiç umurlarında değil. Baksalardı, benim sunduğum o resimlere baksalardı böyle bir karar çıkmazdı."

Ne olmuştu?

ANTİS Yapı tarafından inşa edilen ve "Cennetten bir köşe" sloganıyla satılan Hatay Antakya'daki Rönesans Rezidans, 6 Şubat depremlerinde yıkılmıştı. Enkazda, Hataysporlu futbolcu Christian Atsu, Sportif Direktör Taner Savut ve milli hentbolcu Cemal Kütahya'nın da aralarında olduğu 269 kişi yaşamını yitirmiş, 13 kişi yaralanmıştı. Dışişleri Bakanlığı Hatay Temsilcisi Devrim Öztürk ile bazı yurttaşların cenazelerine enkazda ulaşılamamıştı.

Müteahhitler Mehmet Yaşar Coşkun ve Hüseyin Yalçın Coşkun, yapı denetim şirketi yetkilileri Ayhan Karan, Mehmet Haşim Eraslan ve Bülent Seküçoğlu, kontrol elemanı Önder Artun, proje müdürü inşaat teknikeri İbrahim Dahıroğlu ve şantiye şefi Bayram Mansuroğlu hakkında, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 22 yıl 6'şar aya kadar hapis istemiyle dava açılmıştı. Yargılama sürecinde tutuksuz sanıklardan Önder Artun'un hayatını kaybettiği, kırmızı bültenle aranan sanık Hüseyin Yalçın Coşkun'un ise Sırbistan'da ölü bulunduğu belirtilmişti.

Kaynak: ANKA / Güncel
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.