CHP Genel Başkanı Baykal (2/son): "İşine Gelen Kararı Almayınca Yargı Organlarına Karşı Her Türlü Saldırıyı Kendine Hak"
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Danıştay Kararı İçin Söylediği Sözlerini Eleştirerek, "İşine Gelen Kararı Almayınca Yargı Organlarına Karşı Her Türlü Saldırıyı Kendine Hak Biliyorsun ve Her Türlü Suçlamayı Yapıyorsun. Yıldıracağını, Korkutacağını Zannediyorsun" Diye Konuştu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Danıştay kararı için söylediği sözlerini eleştirerek, "İşine gelen kararı almayınca yargı organlarına karşı her türlü saldırıyı kendine hak biliyorsun ve her türlü suçlamayı yapıyorsun. Yıldıracağını, korkutacağını zannediyorsun" diye konuştu.
CHP Lideri Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Hükümetin Alevi toplumuna yönelik çalışmalar yaptığını hatırlatarak, "Sanki cebir problemi çözecek gibi, toplantılar düzenliyor, çalışmalar yapılıyor. Alevi sorunlarına yönelik olarak bir çıkış yolu arıyorsan, CHP'nin bu konudaki kanun tekliflerini kabul edelim ve bu iş bitsin. Samimiysen derhal harekete geç. Yapılması gereken şeyler çok nettir" dedi.
Bu konuyla ilgili olarak Başbakan Erdoğan'a "başka kapıya' dediğini sözlerine ekleyen Baykal, "Bana "Sen o kapının bekçi misin?' diyor. Haşa tabii de, sen o kapıyı sahipsiz mi sandın? O kapının sahibi var, Hazreti Ali'den Mustafa Kemal'e kadar. Bizde kendi çapımızda, o kapıda onların izinde bekçilik yapmaya devam edeceğiz" dedi. Baykal, o kapıdan fitnenin, fesadın girmesine müsaade etmeyeceklerinin altını çizerek, "Teşhir edeceğiz. Sen daha dün Karacaahmet'de Cem evini yıkmak için dozerlere talimat veren belediye başkanı değil misin?" sorusunu yöneltti.
-"BAŞBAKANIN BİZZAT KENDİSİ MAĞDURİYET YARATIYOR"-
Baykal, Danıştay'ın katsayı karanı "ideolojik' olarak değerlendiren Başbakan Erdoğan'ın sözlerini de eleştirdi. Baykal şöyle konuştu:
"Senin zaten bu konuya baştan aşağıya yaklaşımın ideolojiktir. Bu konuya sen bir eğitim problemi, teknik sorun anlayışıyla mı girdin? Senin bu konuya girişinin temelinde neyin yattığını bütün millet çok iyi biliyor. İşine gelen kararı almayınca yargı organlarına karşı her türlü saldırıyı kendine hak biliyorsun ve her türlü suçlamayı yapıyorsun. Yıldıracağını, korkutacağını zannediyorsun. Yardımcısı da çıkmış demiş ki; 'bayramdan sonra ben de yokum, Danıştay da yok.' Vallahi Danıştay 1859'dan beri var, seni bilemem. Bu tartışmalar çok sakıncalı, tehlikeli. Başbakan "Mağduriyetleri önlemeye çalışıyoruz' diyor ama bizzat kendisi mağduriyet yaratıyor."
-"DARBEYLE İLİŞKİSİ VAR MI YOK MU?"-
"Ergenekon" davasına da değinen CHP Genel Başkanı Baykal, geçen hafta hakimin savcıya "Bu mahkemenin askeri darbeyle bir ilişki yok değil mi?" diye sorduğunu, savcıların da "Efendim işi özü zaten o" dediklerini hatırlatarak, "Biz hala anlamadık askeri darbelerle ilişkisi var mı yok mu? Bu ne biçim iş? Mahkemenin hakim ve savcıları mahkemenin özünün ne olduğu konusunda anlayış birliği içinde değil. Aylardır insanlar orada en temel insan haklarından mahrum tutuluyor. Çünkü ortada bir dava götürülüyor. Siz iktidardan düşükten sonra gelenler de size böyle dava açarlarsa o zaman memleket ne hale gelir?" diye konuştu.
-"YETER Kİ SEN MÜZAKERE HAVUCUNUN PEŞİNDE YÜRÜMEYE DEVAM ET"-
Baykal, İsviçre'de yeni minarelerin inşaatının yasaklanması kararıyla ilgili olarak, "Bunu Avrupa'nın kendisini sorgulaması, bizim de Avrupa'yı ve kendimizi sorgulamamız için bir önemli çıkış olarak görmemiz gerekir" dedi. Baykal ayrıca, bu kararın çıkabiliyor olmasının "Avrupa'nın İslamiyet'e karşı bakışını, duruşunu sorgulama mecburiyetini getirdiğini" belirterek, şöyle dedi:
"Avrupalı yetkililerin Türkiye ile ilgili son zamanlarda yaptıkları açıklamalara dikkat edin. Göreceksiniz en fazla "Müzakerelere devam edilmesini destekliyoruz' diyorlar. Niye? Çünkü müzakerenin ucu açık. Çünkü müzakerenin sonunun tam üyelikle sonuçlanacağı garanti değil. Yeter ki sen müzakere havucunun peşinde yürümeye devam et. Hiç kimse "Tam üye olacak' diyemiyor. Bu kabul edilebilir bir manzara değildir. Türkiye'yi bu zihniyetteki bir topluluğun üyesi haline dönüştürmek hiç bir şekilde mümkün de olmaz kolay da olmaz. Avrupa, Türkiye'ye karşı tutumunu ciddi şekilde değiştirmek ve Türkiye'yi kendi inançlarıyla, kimliğiyle tam üye olarak alma sürecini inandırıcı şekilde başlatmalıdır.
Dicle, Fırat sularını uluslararası yönetime bırakmayı kabul etmemiz halinde çevre başlığının açılıp kapanmasını kabul edeceklermiş. Türkiye'yi istedikleri noktaya kolayca taşınabilir bir ülke olarak mı görüyorlar? Maalesef öyle bir iktidar var ki Türkiye'de, böyle bir şeyin mümkün olmadığını anlatmaları yerine, bunun olabileceğini kanıtlamaya çalışıyor. Bütün dünyanın zaten suçlamakta olduğu İsrail'in Gazze'deki insanlık anlayışını inkar eden uygulamalarına tepki göstermek yetmez. Şimdi burada da İsviçre'ye ve AB'ye de aynı tepkiyi göstermek lazımdır."
-"YOLSUZLUK VARSA ORADA HUKUK KORKUSU DA VARDIR"-
CHP Genel Başkanı Baykal, İtalya Başbakanı Berlusconi'nin yolsuzlukla suçlandığını ve mahkemeye çıkacağına işaret ederek, "Bizim aşina olduğumuz şekilde yargıyı suçluyor. Bunlar rastlantı değil. Nerede yolsuzluk varsa orada hukuk korkusu da vardır" dedi.
Baykal konuşmasını, "Bu bölme, parçalama süreçlerini etkisiz kılacağız. Niyetleri kursaklarında kalacak inşallah" sözleriyle bitirdi.(ANKA/SON)
(ÖÜ/BÜN)











