Bursa'nın fethinin 700. yılında Orhan Gazi, kurumsal ilkleriyle anılıyor

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Bursa'nın fethinin 700. yılında Orhan Gazi, kurumsal ilkleriyle anılıyor
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Bursa'nın fethinin 700. yılında anılan Orhan Gazi'nin, 1324'te tahta geçtiği ve 1326'da Bursa'yı fethettiği belirtildi. Prof. Dr. Hasan Basri Öcalan, Orhan Gazi'nin ilk medreseyi kurduğunu, tımar sisteminin temellerini attığını ve ilk gümüş sikkeleri bastırdığını söyledi.

Asırlar boyunca 3 kıtada hüküm süren Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'nin oğlu, Bursa'yı fetheden, kuvvetli askeri becerilerinin yanı sıra müşfik, nazik, cömert, dindar, haksever ve yiğit bir lider olarak tarif edilen Orhan Gazi, Bursa'nın fethinin 700'üncü yılında anılıyor.

Henüz babası hayattayken İznik'i kuşatmak ve şehre gelecek yardımları kesmek amacıyla düzenlenen Sakarya-Geyve Boğazı yönündeki harekatı kumanda eden, stratejik önemi olan kaleleri fetheden Orhan Bey, bu seferlerde askeri tecrübe kazandı.

Babasının hükümdarlığa hazırlamasıyla 1324'ün mart ayında tahta geçen Orhan Gazi, Bursa ve İznik üzerinde sürdürülen kuşatmayı sıkılaştırarak 1326'da Bursa'yı, 1331'de de İznik'i fethetti.

İlk medreseyi kuran, tımar sisteminin temellerini atan, askeri teşkilatlanma ve ilk gümüş sikkelerin basılması gibi kurumsal adımlar atarak devletin "ilk"lerini hayata geçiren Orhan Gazi, fetihlerle ve başarılarla dolu bir hükümdarlık sürdü.

"Devlet yönetiminde tecrübe kazandı"

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Basri Öcalan, AA muhabirine, Orhan Gazi'nin rivayetlere göre 1281'de dünyaya geldiğini, annesinin Malhun Hatun olduğunu söyledi.

Babası Osman Gazi'nin vefat ettiği 1324'ten itibaren Orhan Gazi'nin fiili olarak devletin başkanı olduğunu aktaran Öcalan, "Osman Gazi, erken dönemden itibaren oğlu Orhan'ı ciddi anlamda devlet teşkilatı için hazırlamış, Orhan Gazi erken dönemde devlet yönetiminde tecrübe kazanmıştır." diye konuştu.

Öcalan, Bursa'nın fethine değinerek, kentin direnilmeden teslim edildiğini anlattı.

Orhan Gazi kaleyi fethedince Ahi Hasan'ın Fetih Kapısı'ndan burçlara sancağı çektikten sonra halkın dışarı çıktığını aktaran Öcalan, "Orhan Gazi askerlerine talimat veriyor, 'Kesinlikle şehir yağmalanmayacak, kimseye müdahale edilmeyecek, gitmek isteyenlere gitmeleri için her türlü kolaylık sağlanacak ve savaş bedeli olarak 30 bin altın ödenecektir.' Bunun karşılığında Bursa, Orhan Gazi'ye teslim edildi." ifadelerini kullandı.

Öcalan, Orhan Gazi'nin Bursa tekfur yardımcısına "Niçin şehri teslim ettiniz?" diye sorduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Tekfur yardımcısı, 'Vilayetimizin etrafındaki bütün tekfurluklar tek tek elden çıktı, bir tek Bursa kaldı. Bu da bizim için yeterli değildi. Bizim tekfurumuz, bir zamanlar para biriktirdi, silah almadı. Silaha ihtiyaç duyunca da silah bulamadı. Civardaki halklar, Osmanlı hakimiyetine girince çok memnun kaldı. Biz de onlara özendik. Dolayısıyla sizin adaletinize güvenerek teslim olduk.' der. Böylece Bursa, 6 Nisan 1326'da fethedildi."

"Uzun boylu olduğu rivayet ediliyor"

Osmanlı'nın kurumsallaşmasının Bursa'nın fethinden sonra başladığına işaret eden Öcalan, "Askeri sistem, müesseseler, iktisadi yapı, ordu tanzimi, divan teşkilatı, vezirlerin tayini gibi birçok hususta devletin oluştuğunu görüyoruz." dedi.

Öcalan, İznik, İzmit, Sakarya, Bolu gibi birçok yer fethedildikten sonra Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Paşa ile Rumeli'ye geçtiğini, bir taraftan da hakimiyet yarışına giren Karesioğulları, Aydınoğulları, Germiyanoğulları gibi beyliklerle de mücadele ettiğini belirtti.

Orhan Gazi döneminde ciddi anlamda eserler ortaya çıkarıldığını anlatan Öcalan, şunları kaydetti:

"Hisar içinde olan Bursa şehrini, Orhan Gazi yavaş yavaş dışarı çıkarmaya çalıştı ve külliyesini kurdu. Bugün var olan Orhan Camii, imaret, medrese, mektep, hamam, Emir Han. Bunlar, külliyenin birer birimidir. Orhan Gazi, bunlar için ciddi anlamda vakıflar kurmuştur. Diğer taraftan Ahi Hasan, Alaeddin Paşa, Nilüfer Hatun, Lala Şahin Paşa gibi kişiler de Hisar içinde eserler yaptı ve bunları halkın hizmetine sundu. Orhan Gazi, fethettiği bütün şehirlerde ciddi anlamda eserler yapmıştır. Bu eserler, hem halka hem de devlette görev yapacak olan insanların yetişmesine katkı sağlıyorlardı."

Orhan Gazi'nin 1362'nin mart ayında, vebadan vefat ettiği bilgisini veren Öcalan, "Sarı saçlı, kızıl sakallı, mavi gözlü, uzun boylu olduğu rivayet ediliyor. Son derece adil olduğu, halka çok adaletli davrandığı, insanları ve hizmeti sevdiği kaynaklarda yer alır." diye konuştu.

Prof. Dr. Öcalan, 4 evlilik yapan Orhan Gazi'nin Nilüfer, Asporça, Theodora ve Eftandise ile evliliklerinden Murad, Süleyman, Kasım, Halil, İbrahim, Fatma, Selçuk adında çocuklarının olduğunu, Halil, İbrahim ve Murad hariç diğer çocuklarının Orhan Gazi'den önce vefat ettiğini aktardı.

"İktisadi hareketlilik başlıyor"

Öcalan, Orhan Gazi'nin Alaeddin adında bir ağabeyinin olduğunu, Türk töresine göre aslında Osman Gazi vefat ettiğinde yerine Alaeddin Paşa'nın geçmesinin gerektiğine dikkati çekti.

Osman Gazi vefat ettiğinde devletin ileri gelenlerinin Alaeddin Paşa ile Orhan Gazi'yi bir araya getirdiğini belirten Öcalan, "Alaeddin Paşa burada kardeşine, 'Sen devleti yönet, devletin başına sen geç.' diyor. Bu, aslında büyük bir fedakarlıktır. Nitekim sonraki asırlarda görüyoruz ki baba, evlat, kardeşler, saltanat için savaşıyorlar. Alaeddin Bey ise bundan vazgeçiyor. Alaeddin Bey'in devlet yönetimine katılmadığı rivayet edilir. Osman Gazi, Orhan Bey'deki savaşçı, mücadeleci kimliği gördüğü için onu bir derece desteklemiş ve devlet yönetimi için sanki hazırlamış diye anlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Öcalan, Orhan Gazi ile Osmanlı'da ciddi bir dönemin başladığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yarı göçebe, konar-göçer, Domaniç-Söğüt arasında yaşayan topluluklar, Bursa'nın fethiyle artık yerleşik bir hayata geçmişlerdir. Bu yerleşik hayat, ciddi anlamda bir devlet teşkilatını ortaya çıkarmıştır. Müesseseler, kurumlar kuruluyor. Orhan Gazi, İznik'i fethettikten kısa bir süre sonra orada Osmanlı Devleti'nin en önemli medreselerinden birini kuruyor. Bu medresenin başına, 21. asırda bile halen kitapları, görüşleri geçerli olan Davud-i Kayseri'yi getiriyor. Tımar sisteminden asker yetiştirme usulünün, ilk defa vezir tayininin Orhan Gazi döneminde olduğunu görüyoruz. Ticari hayatta kurumsallaşma, Emir Han ve diğer şehirlerde kurulan hanlarda ciddi bir iktisadi hareketlilik başlıyor."

Orhan Gazi döneminde İlim hayatında da ilerlemelerin yaşandığını kaydeden Öcalan, o dönem Bursa'deki 3 medresede önemli müderrisler, kadılar, şeyhülislamlar yetiştiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.