BAYDER'in İlaçsız, Eski Bağımlı Rehberliğindeki Terapi Modeli Umut Oluyor

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Bağımsız Yaşam Derneği (BAYDER), ilaç kullanmayan, eski bağımlıların rehberlik ettiği ve manevi destekle güçlendirilen eğitim modeliyle 15 merkezde alkol, uyuşturucu ve kumar bağımlılarına ücretsiz hizmet sunuyor. Dernek, bugüne kadar 5 bin kişiye yatılı destek verirken, ayda yaklaşık 600 bağımlıya ulaşıyor.

Türkiye genelinde alkol, uyuşturucu ve son yıllarda hızla yayılan kumar bağımlılığına karşı yürüttüğü çalışmalarla dikkati çeken Bağımsız Yaşam Derneği (BAYDER), ilaç kullanımını esas almayan terapi odaklı, eski bağımlıların rehberlik ettiği ve manevi destekle güçlendirilen eğitim modeliyle bağımlılıktan kurtulmak isteyenlere umut oluyor.

İstanbul'daki birçok ilçenin yanı sıra Konya, Ankara, Kocaeli, Bursa, İzmir, Adana, Gaziantep, Mardin ve Batman başta olmak üzere 15 ayrı merkezde faaliyet gösteren BAYDER, terapi eğitimlerinin yanı sıra voleybol, basketbol, futbol, yüzme, masa tenisi, bilardo, bilgisayar oyunları gibi çalışmalarıyla da bağımlı bireyleri yeniden hayata kazandırıyor.

Dernek bünyesinde bugüne kadar 5 binin üzerinde kişiye yatılı hizmet sunulurken, ayda yaklaşık 600 bağımlıya destek olunabiliyor.

Prof. Dr. Mustafa Kemal Özsoy ve 27 hayırseverin öncülüğünde 27 Aralık 2013'te kurulan dernek, gelen talepler doğrultusunda faaliyet ağını Türkiye geneline yaymayı hedefliyor.

BAYDER Genel Koordinatörü Regaip Bostan, derneğin çalışmalarını ve tedavi yöntemlerini AA muhabirine anlattı.

Bostan, alkol ve uyuşturucu bağımlılığının yanı sıra kumar bağımlılığının son dönemde en büyük eğilim haline gelerek her kesimden insanı tehdit ettiğini söyledi.

Kendi isteğiyle derneğe başvuran alkol, uyuşturucu ve kumar bağımlılarına eğitim ağırlıklı ücretsiz hizmet verdiklerini anlatan Bostan, dernekte uygulanan eğitim programının psikolojik destek, manevi rehberlik ve akran eğitiminden oluşan "üç sacayağı" üzerine kurulduğunu aktardı.

Bostan, bu disiplinlerin profesyonel kadrolar ve eski bağımlılardan oluşan mentörler aracılığıyla yürütüldüğünü dile getirerek, sistemin işleyişini şöyle aktardı:

"Bu üç eğitim profesyonel ekiplerimiz tarafından yapılıyor. Bağımlılık eğitimini 'Exuzer' dediğimiz eskiden buraya gelip iyileşen hastalarımızdan oluşan eğitmenler veriyor ve kendileri gibi hasta olan kardeşlerimize yol gösteriyor, rehber oluyorlar. Manevi değerler eğitmenlerimiz dini bilgiler ve inanç konusunda destek oluyor. Psikolojik eğitimlerimiz psikologlarımız tarafından yapılıyor. Onlar da çocuklarımızın, kardeşlerimizin, arkadaşlarımızın travmalarına ve psikolojik sorunlarına yönelik eğitim veriyorlar."

İlaçsız tedavi hastaların yönlendirmesiyle oluştu

Bostan, hastalardan gelen talep doğrultusunda ilaçlı tedavi uygulamadıklarını anlatarak, "Bağımlıların ilaçları kötüye kullanma eğilimleri olabiliyor. Yani kendilerine verilen ilacı doğru kullanmadıkları, günde bir tane değil de 8-9 hap içtikleri için o da fayda vermiyor. Dolayısıyla ilaçla tedavi olamadıklarını kendileri de anladıklarından bunu bize tavsiye ettiler. Hastalarımızın kanaatine göre uyuşturucuyu ilaçsız bırakmak onlar için en ideal seçenek." ifadelerini kullandı.

Bunun yanında psikoz, bipolar bozukluk, şizofreni, mental gerilik gibi ek hastalığı olan bağımlılar için ilaçlı tedavi gerektiğine vurgu yapan Bostan, bu durumdaki hastaları hem psikiyatriye hem de alkol ve uyuşturucu madde tedavi merkezlerine yönlendirdiklerini kaydetti.

"Uyuşturucuyu bırakmış arkadaşları görünce kurtulacağına inanıyorlar"

Bostan, bağımlı bireylerin en büyük sorununun umutsuzluk, bundan kurtulamayacağını düşünmeleri olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Kendileri gibi iyileşen kimseyi kendi çevrelerinde görmüyorlar. 'Ben bu uyuşturucudan kurtulamam. Bu bağımlılık benimle ömür boyu gider.' diye düşünmeleri onların en büyük sorunu. Ama buraya geldiklerinde 10 yıldır uyuşturucuyu bırakmış temiz arkadaşları görünce kurtulacağına inanıyorlar. Geçmişinden ötürü yadırgamadan ilgi, şefkat ve merhametle ücretsiz bir şekilde böyle bir hizmeti sunmamız ona çok iyi geliyor. Yani kendini değerli hissediyor ve yeni bir çevre oluşuyor. İnsanı iyileştiren şey burada şefkat, merhamet, ilgi, alaka ve eğitim. Bununla yüzde 70, bazen yüzde 70'in üzerinde de başarılar elde ediyoruz. Sonuçta bu insanlar uyuşturucuyla doğmadı ve de bununla ölmeleri gerekmiyor. Herkese bir çare var, bir çıkış kapısı var, kurtulabilirler."

Regaip Bostan, dernek bünyesinde bağımlılığından kurtulanları istihdam etmeye çalıştıklarını, bunun hem onlar için iyi bir motivasyon kaynağı hem de yeni gelen hastalar için rol model olduğunu dile getirdi.

Bağımlılıkla mücadelenin tek başına yürütülecek bir süreç olmadığını, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve devlet kurumlarının ortak hareket etmesi gerektiğini belirten Bostan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Türkiye'de gelecek için en büyük sorun şu anda kumar, alkol, uyuşturucu bağımlılığı ve bu giderek büyüyor. Dünyada birileri bu işten büyük rantlar elde ediyor. Büyük bir rant tezgahı var, bu tuzağın içerisinde çocuklarımızı kaybetmemek için herkesin bu mücadeleye el birliğiyle sahip çıkması lazım. Yoksa yarın bu tehlike hepimizin kapısını çalabilir. Kimse 'Benim çocuğum kullanmaz.' demesin. Bu herkesi tehdit eden bir sorun, bundan kaçamayız."

"Daha fazla insana ulaşmak için elimden gelen her şeyi yapıyorum"

BAYDER'deki tedavisinin ardından 10 yıllık madde bağımlılığından kurtulan 23 yaşındaki Buğra Yayla da 4 yıldır derneğin sosyal medya hesaplarını yönettiğini söyledi.

Yayla, BAYDER'e başvurmadan önce gördüğü tedavilerin kendisi için faydalı olmadığını belirterek, "Hepsinde başarısız olduğum için tedaviye olan inancımı ve ümidimi kaybetmiştim. Sokaklarda yaşıyordum. Ailem böyle bir yer bulduğunu ve ilaçsız tedavi olduğunu söyledi. Aileme 'Ben bunu ilaçla bırakamadım. İlaçsız nasıl bırakayım?' dedim. Denememi istediler ve buraya geldim." dedi.

BAYDER'de çalışanlar arasında eski bağımlıları görmesinin tedaviye olan ümidini yeşerttiğini aktaran Yayla, şöyle devam etti:

"Başlangıçta zorlu süreçler geçirdim. İlaç olmadığı için kullandığım maddenin ağır bir yoksunluğunu yaşadım. Bu süreçten sonra eğitimime başladım. Yaklaşık bir sene kadar eğitim aldım. Psikologlardan sigara, alkol ve madde bağımlılığından arındırılma eğitimi, eski kullanıcılardan madde bağımlılığıyla mücadele ve ilahiyatçılardan maneviyat eğitimleri aldım. Caminin tuvaletlerinde cuma vakitlerinde uyuşturucu kullanırken isyan ediyordum, ağlıyordum."

Yayla, sosyal etkinliklerin iyileşme sürecinde etkili olduğunu belirterek, "Langırt ve bilardo oynamaya, havuza, denize, mangal ve piknik yapmaya gidiyorduk. Bu şekilde de biraz daha topluma karışmış oluyorduk. Aslında topluma verdiğimiz zararın bir noktada da farkındalığını yaşıyorduk. Daha sonra da derneğin merkezinde sosyal medya sorumlusu olarak çalışmaya başladım. Burada daha fazla insana ulaşmak için elimden gelen her şeyi yapıyorum. İnsanların ders olabilecek hayat hikayelerini çekiyorum. Daha fazla bağımlı kardeşimize ulaşabilmek için sosyal medyada içerikler üretiyorum." diye konuştu.

Kaynak: AA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.