Bakan Gürlek, Kozinoğlu'nun ölümünde müdahale tespitleri olduğunu açıkladı
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekleAdalet Bakanı Akın Gürlek, Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin soruşturmada feth-i kabir yapıldığını ve Adli Tıp raporunun beklendiğini söyledi. Gürlek, doğal ölümden ziyade müdahaleye ilişkin tespitler bulunduğunu, soruşturmada 9 tutuklu olduğunu belirtti.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında yapılan feth-i kabire ilişkin, "Adli Tıp Kurumu raporunun sonucunu bekliyoruz. Ama gelinen aşamada özellikle rahmetlinin gerçekten doğal bir ölümden ziyade bir müdahale sonucu öldüğüne ilişkin şu an tespitler var." dedi.
AAtölye'de Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Gürlek, gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.
Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının nasıl bir görev icra ettiğine ilişkin soru üzerine Gürlek, faili meçhul suçlar konusunda toplumda hassasiyet olduğunu belirtti.
Gülistan Doku soruşturmasındaki olayın "net olarak" ortaya çıktığını, bu hassasiyetten sonra ilgililerle istişareler yaptıklarını aktaran Gürlek, bu kapsamda daire başkanlığının kurulduğunu anımsattı.
Gürlek, mahkemelerden özellikle faili meçhul kalan yaklaşık 640 civarında dosya aldıklarının altını çizerek, daire başkanlığındaki görevlilerin bu dosyaların üzerine kararlılıkla gidilmesi için savcıları ve başsavcıları teşvik ettiğini söyledi.
20 yıl önce işlenmiş bir cinayette delil elde etme yöntemiyle şu anki mevcut teknolojide delil elde etme yönteminin çok farklı olduğuna, bu kapsamda yeni teknolojiler kullandıklarına işaret eden Gürlek, şunları kaydetti:
"Adli tıp, HTS baz istasyon çakıştırması, genetik inceleme, bunlar şu an çok hızlı bir şekilde daha güncel bir şekilde yapılabiliyor. Biz tamamen bu amaçla kurduk. Ben her zaman şunu diyorum; suç ne kadar karanlığa gömülürse gömülsün elbette bir gün gün yüzüne çıkar. Yani bu devletin gücünü gösteriyor, adalet mekanizmasının işlediğini gösteriyor. Vatandaşlarımız da bundan çok memnun. Özellikle 20 yıl önce aydınlatılmamış, tozlu raflarda kalmış bir cinayetin sanığının adalet önünde hesap vermesi çok önemli. Biz bu sürece çok önem veriyoruz, daire başkanlığına önem veriyoruz ama bizim yaptığımız bir soruşturma değil. Tamamen teknik olarak arkadaşlarımızla istişare ve işbirliği halinde konuşuyoruz. O tarihte 20 yıl önce işlenen bir cinayette gözden kaçırılan bir husus varsa başka bir göz bakış açısı olabiliyor. Teknik bir birim kurduk. Onlar savcılığımızın talimatıyla olay yerine gidip gerekirse inceleme yapabiliyorlar. Olumlu da dönüşler aldık."
Gürlek, şu ana kadar 56 dosyanın aydınlatıldığını, cinayet işleyenlerin adaletin önünde hesap verdiğini hatırlatarak, "Vatandaşımız diyor ki bu şahısların yaptıkları yanına kar kalmıyor. Bunlar, elbette hukuk önünde hesap verecek. Biz bu iradeyi, bu kararlılığı göstermek için bu birimi kurduk. Çok şükür 56 dosyada şu ana kadar aydınlatılmamış cinayeti ortaya çıkarttık." ifadesini kullandı.
"Örgütsel eylem olduğuna dair çok fazla delil var"
Adalet Bakanı Gürlek, "Büyük Birlik Partisinin Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili yürütülen bir soruşturma süreci var. Soruşturmanın ulaştığı şu ana kadarki en önemli delil nedir? Kazanın FETÖ organizasyonu olduğuna ilişkin somut bir delil şu ana kadar dosyaya girdi mi?" sorusuna, "Elbette girdi." cevabını verdi.
Yazıcıoğlu için başsağlığı dileyen Gürlek, bu konuda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ikinci bir operasyon yaptığını ifade etti.
Gürlek, FETÖ'nün o dönemde devletin bütün kurumlarına sızdığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
"Bizim şu an geniş pencereden gördüğümüz, bunun bir örgütsel talimatıyla, yani FETÖ'nün örgütsel talimatıyla bir örgütsel eylem olduğuna kanaat getirdik. Yani irademiz o yönde, yaptığımız operasyonlar o yönde. Somut olarak delil bazlı anlatmak gerekirse özellikle F-4 pilotunun bizzat kendisi, eşinin Adil Öksüz ile görüşmeleri, mahrem imamlarla olay gününden önce Elazığ'da Elazığ mahrem imamlarıyla toplantı yapması, Adil Öksüz'ün olaydan önce Türkiye'ye gelip toplantıya katılıp olayın gerçekleşmesinden bir gün önce yurt dışına çıkması... Somut deliller var. Aynı şekilde daha sonradan 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra ByLock yazışmaları ortaya çıktı. ByLock yazışma içeriklerinde bu olaya atıf yapılması, 'tereyağından kıl çekermiş gibi bu olayı yaptık, hocamız çok memnun' şeklinde yazışmanın bulunması. Aynı şekilde F-4 pilotunun eşinin Adil Öksüz'ün evinde parmak izi bulunması, Adil Öksüz ile görüştüğüne ilişkin HTS baz istasyon kayıtlarında bulunması birçok delil, emare var. Biz şu an geniş pencereden baktığımız zaman, bunun o tarihlerde devletin kılcal damarlarına çöken hain örgüt tarafından yapılmış olduğuna dair şu an savcılarımızda, Ankara Başsavcımızın da kanaati yüksek. İlk dalgada tutuklamalar yapıldı, ikinci operasyon da yapıldı. Devam eden bir süreç var. Tamamen bağımsız yargı tarafından işleyen bir süreç var ama maddi anlamda örgütsel eylem olduğuna dair çok fazla delil var."
"Doğal ölümden ziyade bir müdahale sonucu öldüğüne ilişkin şu an tespitler var"
Akın Gürlek, eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında yapılan feth-i kabirin ardından yeni bir tıbbi bulguya ulaşılıp ulaşılmadığına ilişkin soru üzerine, Kozinoğlu'nun, devletin dış operasyonlarında görev alan birisi olduğunu anımsattı.
Kendisinin o dönemlerde FETÖ tarafından başlatılan Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları kapsamında Türkiye'ye çağrılmasının istendiğini, ardından tutuklandığını belirten Gürlek, Kozinoğlu'nun 2011'de Silivri'de kaldığı cezaevinde hayatını kaybettiğinde ölüm sebebinin kalp krizi olarak kayıtlara geçtiğini hatırlattı.
Gürlek, bu konuda cezaevi personelinin ihbarı üzerine soruşturma başlatıldığını anımsatarak, "Özellikle cezaevi personeli çok net olayı anlatmıştı. Bunun bir örgüt tarafından yönlendirildiğini, bunun bir kalp krizi olmadığını, geç müdahale edildiğini... Bununla ilgili Silivri Başsavcılığımız bir süreç yürütüyor. Daha önce alınan takipsizlik kararı kaldırıldı. Gözaltılar, tutuklamalar yapıldı. Bildiğim kadarıyla 9 tutuklu var, feth-i kabir yapıldı. Burada öncelikli olarak kesin ölüm sebebini öğrenmemiz gerekiyor." sözlerini sarf etti.
Adli Tıp Kurumunun henüz rapor sunmadığını, incelemelerin devam ettiğini bildiren Gürlek, bu konunun da Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının yaptığı çalışmalar kapsamında gün yüzüne çıkan bir dosya olduğunu söyledi.
Gürlek, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturmayı tüm yönleriyle yürüttüğüne işaret ederek, "Adli Tıp Kurumu raporunun sonucunu bekliyoruz. Ama gelinen aşamada özellikle rahmetlinin gerçekten doğal bir ölümden ziyade bir müdahale sonucu öldüğüne ilişkin şu an tespitler var." bilgisini verdi.
"Şu an araştırmalar devam ediyor"
Kurtlar Vadisi dizisi ile Kozinoğlu soruşturması arasındaki ilişkinin ne olduğuyla ilgili soruyu yanıtlayan Gürlek, dizideki "Kazım Kaşifoğlu" isimli karakterin ölümünün Kozinoğlu'nun ölümüyle birebir benzediğini belirtti.
Dizideki bu olayın Kozinoğlu'nun vefat etmeden önce işlendiğini aktaran Gürlek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Daha sonra, 2 gün sonra da söz konusu Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü gerçekleşiyor. Buradaki savcı arkadaşlarımız senaristleri 'bilgi sahibi' olarak dinlediler. Yani siz bunu nereden biliyordunuz? Çünkü, birebir canlandırma aynı. Oradaki karakter ismi benziyor, devlet görevlisi, Silivri cezaevi, elektrik kesintisi ve daha sonra bakıyoruz aynı şekilde de Kaşif Kozinoğlu'nun 2011'deki ölümüyle ilgili kararlar birbirini tutuyor. Yani bu elbette bir şüphe gerektiriyor. Buradaki savcı arkadaşlarımız bu senaryoyu yazan 3 kişiyi 'bilgi sahibi' olarak, 'tanık' olarak dinlediler. Şu an araştırmalar devam ediyor ama bu şüpheli bir durum. Yani 2 gün sonra gerçek eylem oluyor. Şüphe olduğu için savcı arkadaşlarımız da mecburen buradaki senaristleri 'bilgi sahibi' olarak dinlediler. Yani bu araştırılması gereken bir konu."
(Sürecek)















