Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik davada sanıkların yargılanmasına devam edildi
Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin istinafın bozma kararının ardından 76 sanığın yargılandığı davaya devam edildi.
Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin istinafın bozma kararının ardından 76 sanığın yargılandığı davaya devam edildi.
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, Serdar Sertçelik ve Bora Kaplan'ın da aralarında bulunduğu tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları katıldı.
Müşteki sanıklar Kerem Gökay Öner ve Ufuk Gültekin ise duruşmaya, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılım sağladı.
Mahkeme başkanı, duruşmaya sanıklar ve avukatların beyanlarıyla devam edileceğini bildirdi.
Tutuksuz sanık Barış Kurt, önceki duruşmalarda yaptığı sözlü savunmalarını tekrar ettiğini belirterek, harita mühendisi ve akademisyen olduğunu, hiçbir suça karışmadığını ve hayatı boyunca sabıkasının bulunmadığını beyan etti.
Organize Şube'de ifadesi alınırken olay hakkında bilgisinin olmadığını belirttiğine değinen Kurt, kendisine gösterilen HTS kayıtlarına ilişkin olarak Erkan Doğan'ı 21 Temmuz 2016 tarihinde aramadığını ısrarla ifade ettiğini, Doğan'a herhangi bir şiddet uygulamadığını savundu.
Kurt, beyanına şöyle devam etti:
"Diğer sanıklar arkadaşım ama baktığımızda üç üniversite bitirdim, kimseyi küçük görmek istemiyorum ama eğitim seviyemiz, yaşayış tarzımız, giyimimiz bile farklı. Bu kişiler bana talimat verebilecek bir pozisyonda değil. Mühendis olarak Türkiye'nin en önemli projelerine imza attım. Serdar Sertçelik'in gizli tanık ifadesinde beş yerde adım geçiyor. Ben hiçbir hakim ya da savcıyı tanımıyorum bile."
Tutuksuz sanık Kanber Keskin de hakkındaki suçlamaların somut delillere dayanmadığını savunarak, tek suçunun Bora Kaplan'ın mekanında çalışmak olduğunu söyledi. Bir yıl cezaevinde kaldığını belirten Keskin, yaklaşık 10 yıldır görev yaptığı belediyedeki güvenlik işinden de çıkarıldığını, bu süreçte ailesi ve eşiyle de sorunlar yaşadığını ifade etti.
Duruşmada öğleden sonra tanık dinleneceğini ve tanıklar hakkında zorla getirilme kararı bulunduğunu bildiren mahkeme başkanı, Serdar Sertçelik'in annesi, babası ve kardeşinin de tanık olarak çağrıldığını belirtti.
-Duruşmada, tanıklar dinlendi
Verilen aranın ardından duruşma tanıkların dinlenmesiyle devam etti.
Duruşmaya SEGBİS ile bağlanan tanık O.Y, daha önce Ankara Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde bilgi ve teknoloji biriminde çalıştığını, Ayhan Bora Kaplan operasyonu sürecinde Murat Çelik, Şevket Demircan ve Kerem Gökay Öner'in amirleri olduğunu ifade ederek, "Mülakat odası olarak adlandırılan bir odaya ilişkin bilgim yok, yalnızca ifade alma odası vardı." diye konuştu.
Şubede iki dinlenme odasının bulunduğunu ve bu alanların müdürler tarafından kullanıldığını aktaran O.Y, kapının açık olduğu zamanlarda içeride oturma grubu ve spor aletleri gördüğünü, Kerem Gökay Öner'in söz konusu odayı gören bir kamera olup olmadığını kendisine sorduğunu anlattı.
Bora Kaplan'ın gözaltına alındıktan sonra "işkence altında ifade verdiği" iddialarına ilişkin herhangi bir bilgisinin ya da duyumunun bulunmadığını ifade eden O.Y, görev yaptığı birim nedeniyle bu tür konularla ilgisinin olmadığını, daha çok teknik işler ve bilgisayarlarla ilgilendiğini kaydetti.
Söz verilen tanık A.D. ise Ankara Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde görev yaptığını belirterek, şu beyanda bulundu:
"O gece suç delilleriyle ilgili bir operasyon yapılacaktı. Sertçelik'in vurulmasının ardından, gözaltına alınmasında tıbbi açıdan sakınca olup olmayacağına ilişkin doktorla görüştük. Doktorla görüşmeyi ben yaptım. Doktor, şahsın ayağının üzerine basması halinde kalıcı hasar oluşabileceğini rapor etti. Bunun üzerine savcı, raporda 'sakınca oluşabilir ya da oluşamaz' ibaresinin olması gerektiğini belirtti. Biz de tekrar giderek bu ibareyi eklettik. Herhangi bir baskı yapılmadı. Rapor kısa sürede hazırlandı."
Şevket Demircan'ın avukatının hukuk bürosunda çalışan tanık U.D ise kapıda asılı duran telefon poşetine ilişkin, "Bir sabah işe geldiğimde kapının tokmağına asılı vaziyette bir poşet gördüm. Aldım avukat Recep Öksüz'ün masasına bıraktım bu kadar. O gün başka bir kargo yoktu. İçeriğini bilmiyordum." beyanında bulundu.
Jandarma Kriminal İnceleme raporunda telefon poşeti üzerinde parmak izi tespit edildiği değerlendirilen tanık M.Ö, Avukatlar Cengiz Varol, Recep Öksüz ile önceden tanıştıklarını, Murat Çelik ile tanışıklığının eskiye dayandığını, Bora Kaplan ve Şevket Demircan ile de birkaç kez karşılaştığını anlattı.
Söz konusu telefonun bulunmasına ilişkin M.Ö, Murat Çelik'in kendisini arayarak ofiste olup olmadığını sorduğunu, yazıcıdan çıktı alınacağını söylediğini belirterek, "Murat abi ve Şevket geldi, telefonla ilgili bir yanlışlık olduğunu, bu yüzden çıktı almaları gerektiğini söylediler." dedi.
M.Ö, çıktılar alındıktan sonra telefonun savcılığa teslim edileceğinin ve içeriğinin inceleneceğinin söylendiğini, detaylı bir konuşma yapılmadığını, poşete dokunup dokunmadığını ise hatırlamadığını ayrıca o dönemde yurt dışına seyahatlerinin bulunduğunu, Dubai, Almanya ve Paris'e gittiğini kaydetti.
Cumhuriyet savcısı, yapılan incelemede telefon içindeki belgenin orijinalliğinin korunduğunu, ancak dosyanın üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmadan yeniden açıldığı ya da "farklı kaydet" işlemi uygulanmış olabileceğine dair tespitler bulunduğunu bildirerek, bu konu hakkında tanığın ne düşündüğüne yönelik soru yöneltti.
Tanık M.Ö, soruyu anlamadığını, bilgisi olmadığını savundu, bunun üzerine savcı, tanık U.D'ye M.Ö'nün ofise gelip gelmediğine yönelik soru sordu.
Tanık U.D, diğer tanık M.Ö'yü tanımadığını, daha önce ofise gelmediğini belirtti.
Duruşmaya yarın devam edilecek.












