Spk Başkanı Akgiray: Piyasalara Şekil Verenlerden Biri Olmak İstiyoruz

Spk Başkanı Akgiray: Piyasalara Şekil Verenlerden Biri Olmak İstiyoruz
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

SPK Başkanı Vedat Akgiray, "Sadece Görüp Yapan Değil, Piyasalara da Şekil Verenlerden Biri Olmak İstiyoruz" Dedi.

SERMAYE Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vedat Akgiray, "Sadece görüp yapan değil, piyasalara da şekil verenlerden biri olmak istiyoruz" dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) ve Türk Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği (TSPAKB) arasında imzalanan işbirliği protokolü kapsamında, halka arz yoluyla fon temini ve finansman sağlamaları konusunda şirketleri bilgilendirmek ve bilinçlendirmek üzere çeşitli illerde düzenlenen "Halka Arz Seferberliği" toplantısı Eskişehir'de de yapıldı. Eskişehir Ticaret Odası (ETO) salonundaki toplantıya, SPK Başkanı Vedat Akgiray, İMKB Başkanı Hüseyin Erkan, Takasbank Genel Müdürü Emin Çatana, Merkezi Kayıt kuruluşu Genel Müdürü Yakup Ergincan, TSPAKB Başkanı Nevzat Öztangut, ETO Başkanı Harun Karacan ile çok sayıda kişi katıldı.

Toplantıda konuşan SPK Başkanı Vedat Akgiray, "Bugün benim SPK Başkanı oluşumun ikinci yılı. Herkes 'Senden ne zaman kurtulacağız?' diye sormaya başladı. Biraz daha var Allah nasip ederse" diyerek sözlerine başladı. SPK'nın sermaye piyasalarını düzenleyen ve denetleyen, Başbakanlığa bağlı bir otorite olduğunu söyleyen Akgiray şunları kaydetti:

"SPK'nın aslında soğuk bir yüzü olması lazım. Böyle pazarlamacı gibi dolaşıp, halka açılın diyen değil, gizli gizli bakıp, kim ne yanlış yaptı diyen denetleyen bir yapısı olması lazım. Böyleymiş eskiden. Amerika'daki SPK Başkanı bu amaçlı toplantıya katılmaz. Fakat biz Türkiye'de şunu gördük. İMKB'nin öncülüğünde sermaye piyasalarını büyütmenin hepimizin görevi olduğunu gördük. Kendimize düzenleme ve denetlemenin yanı sıra bir de piyasaları iyileştirme, geliştirme ve büyütme görevini atlettik. O yüzden böyle dolaşıp duruyoruz. Global işbirliği yapmaksızın, ülke, şehir çapında büyümek de mümkün değil. Bir yere kadar gider tıkanır kalır. Dünya ile ne oldu ne bitiyor izlemek ve katılımcı olmak istiyoruz. Yani sadece görüp yapan değil, piyasalara da şekil verenlerden biri olmak istiyoruz."

PATLAYAN KREDİ PAZARIYDI

Vedat Akgiray, finansal varlıkların toplam değerinin o ülkedeki fiziksel varlıkların toplam değerinden çok fazla olamayacağını söyledi. Akgiray konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Aşağı yukarı yüzde 5 oynar ama ben size 10 lira borç veriyorum, aynı 10 lira yan tarafa, yan tarafa derken 10 kere el değiştiriyor. Sektördeki borçlanma 100 lira olarak rapor ediliyor bize. O aradaki bir kişi borcunu ödemeyince 100 lira batıyor, 10 lira batmıyor. En küçük hesapla bile akla zarar verecek bir muhasebe mantığı dünyaya egemen oldu. Bu ekonomi 100 liralık borç ve kredi hacmi üretti. Bırakın 100 lirayı o 300-400 lira oldu. Şişti ve patladı. Kriz falan değildi bu, patlayan bir şeydi, yanılgıydı, hayaldi. Patlayan kredi pazarıydı. Sermaye piyasaları patlamadı. İner çıkar o ayrı dava. Bir firma, teşebbüs, yatırımcı için yatırım yapılırken iki tane kaynak lazım. Ya sermayeniz vardır, yatırırsınız ya da kredi kullanırsınız. Üçüncüsü yok. İşte bu kredi pazarındaki çok kompleks şeylerle kredi pazarı azaltıldı. Trilyon dolarlar, olmayan paralar var gibi işlem yapıldı. Amerika'ya bakıyoruz tüm bu dertlerin çıktığı şirketlerin geceden sabaha battığı, finansın kitabının yazıldığı Amerika'da sanayi ve hizmet şirketlerine bir şey olmadı. O çok dandik araba firmaları bile ayakta kalırdı. Çünkü Amerika'da bu tür sanayi firmalarının borç-sermaye oranı bilançolarında yüzde 50'dir. Avrupa'da bu oran bire bir, biraz arttı şimdi. Avrupa'daki firmalar 1.5 lira borçlanıyor, bir lira sermayesi var. Biz ne yapıyoruz biliyor musunuz? 3 lira borçlanıyoruz, bir lira sermayemiz var. Yani Amerika'da yüzde 50 olan borç-sermaye oranı biz de yüzde 300. Türkiye'miz yıllardır o sanal krediye dayalı büyüme modelini kendine benimsemiş. O yüzden bizim borsamızın büyüklüğü ekonomimizin büyüklüğünün 3'te birinden biraz fazla. Dünya ortalaması bire birdir."

TÜRKİYE KREDİ YÜZÜNDEN BATAN FİRMALAR MEZARLIĞI

Türkiye'nin çok hızlı büyüdüğünü söyleyen Akgiray, buna karşın sermaye piyasasının çok küçük kaldığını belirtti. Akgiray şöyle konuştu:

"Sermaye piyasalarımız çok küçük kalmış bizim büyüklüğümüze göre. Çok riskli ve sürdürülemez bir yapı. Türkiye çok hızlı büyüyor. Bir de bu yapı düzgün olsa inanın ki o büyüme hızımızın üzerine yıllık yüzde 2-3 rahat koyarız. Burada bahsettiğimiz şey, halka arz seferberliği sloganından çok daha önemli bir konu. Banka kredisiyle büyüme modeli, yatırım modeli ancak kısa vadeli umutları yeşertir. Vadesi var, faizi var. Ödeyemezsen günün sonu senin için. Bundan sonra bu tür krizler, krizciklerin daha büyükleri olacak. Ülke olarak yakaladığımız rüzgarı, itibarı artırarak korumak istiyorsak, ülkedeki borç-sermaye yapısını düzeltmeye mecburuz. Bu ülkemizin büyük bir eksiği, bunun düzeltilmesi lazım. Biz diyoruz ki, Türkiye ekonomisi 1 trilyon dolarlık ekonomi olduysa biz 1 trilyon dolarlık sermaye piyasasını büyütebilecek kaynağa sahibiz. O para var bizde. Aynı parayı akıllıca kullanmak meselesi bu. Biz firmalara diyoruz ki, çok borca dayanmayın. Borç sevmeyen firmalarda var. O zaman da büyümekten ödün veriyorsunuz. Türkiye kredi yüzünden batan firmalar mezarlığıdır aslında. Onların ismi okunmuyor, kalanlar okunuyor. Biz sermaye tabanını kuvvetlendirin diyoruz. Sizleri ve bizleri ayakta tutacak tek finansal yapı bu. Kimseye bir şey vermiyorsunuz. Halka açılmak demek karşılığında para alıyorsunuz. Sermaye büyüyor, hesap verebilmek zorunluluğunda oluyorsunuz hem ortaklarınıza hem de otoritelere. O sizi daha dikkatli, daha düzgün, daha karlı işler yapmaya zorluyor. Hiçbir zararı, hiçbir sakıncası yok, sıfır. Halka açılmanın, sermaye tabanlı bir şirketi büyütmesinin sakıncası sıfır. Maliyetten bahsediliyor. Bence o maliyette maliyet değil. 100 lira gelecek bir işten 50 kuruş, 1 lira, 1.5 lira harcamaz mı insan? Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez derler ya. Bu meseleyi lütfen ciddiye alın. Eğer biz Türkiye'de bunu becerebilirsek, halka açık firma sayımızı 500'lere bin 500'lere çıkarabilirsek, özellikle büyük firmaları önce yapsak, çünkü borçların derinliği için önemlidir. KOBİ?lerimiz de bu trene binerse inanın ki ülkemizin kalkınması çok daha hızlı olacaktır. "

İMKB Başkanı Hüseyin Erkan'da konuşmasında, halka açılmanın getireceği avantajları anlattı. Erkan, "Sermaye Piyasasının büyümesi ekonomik büyümeyi hızlandırıyor. Çünkü siz tasarrufları halkın elinde duran atıl durumdaki tasarrufları ekonomik büyümeye yönlendirebiliyorsunuz, şirketlerin ihtiyacı olan sermayeyi rahatlıkla erişebilir hale getiriyorsunuz. Ve ucuz maliyetle hatta maliyetsiz diyebiliriz. Dolayısıyla tasarrufları da arttırıyorsunuz. Alternatif sermaye birikimleri oluşturuyorsunuz. Sadece bankacılıktan elde edilen sermaye ki geçicidir bu, geri ödenmesi gereken bir yabancı kaynaktır. Alternatif kaynaklara da ulaşıyorsunuz. Yani sermaye piyasası ne kadar büyür cazip olursa yatırımcı tarafından söylüyorum, o kadar atıl duran kaynaklarda sermaye piyasasına gelir. Yastık altındaki ziynetler, altınlar, dövizler, çok ihtiyacınız olmayan mesela arabanız, üçüncü, beşinci arabanız yada sadece yatırım amaçlı almış olduğunuz bazı emtialar olabilir bunların hepsi rahatlıkla ekonomiyi büyütmeye yönlendirildiği için bu alternatif kaynakları da motif haline getirmiş oluyoruz. Böylelikle sermayeyi tabana yayıyoruz" dedi.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Ekonomi