Selçuk Yaşar'dan Protein Açığı Uyarısı

Yaşar Topluluğu Onursal Başkanı Selçuk Yaşar, Türkiye'nin dünyada en çok ekmek tüketilen ülkelerinden biri olduğunu hatırlatarak, "Hayvansal protein fakiri bir ülkeyiz.
Yaşar Topluluğu Onursal Başkanı Selçuk Yaşar, Türkiye'nin dünyada en çok ekmek tüketilen ülkelerinden biri olduğunu hatırlatarak, "Hayvansal protein fakiri bir ülkeyiz. Günümüzde çocuklarımız ve gençlerimiz ne yazık ki yeterli protein alamıyor. Elimizdeki hayvansal protein kaynakları ise her geçen gün azalıyor" uyarısında bulundu.
Yaşar Topluluğu Şirketleri'nden Çamlı Deniz Ürünleri A. Ş, 'nin araştırma grubu tarafından yayınlanan 'Sağlıklı Nesiller İçin Balık' adlı kitabın önsözünü yazan Yaşar Topluluğu Onursal Başkanı Selçuk Yaşar, kitabın konseptini de kendisi belirledi. 2 bin adet basılan kitap Cumhurbaşkanı, Başbakan, yeni seçilen milletvekilleri, TÜSİAD Yönetim Kurulu, Koç Holding, Sabancı Holding, TOBB, Greenpeace, medya yöneticileri ve üniversiteler olmak üzere pek çok kişiye ve kuruma gönderildi.
'YUNANİSTAN BİZDEN ÖĞRENDİ, 3 KAT FAZLA ÜRETİYOR'
Tarım ve hayvancılıkta büyük problemlerin eşiğinde olduğumuzun altını çizen Yaşar şu görüşleri paylaştı:
"Bu cennet vatanın kendi gelecek kuşaklarını besleyebilmesi için ciddi sıkıntıları var. Bugün belirmeye başlayan sorunları uzun yıllar önce sezmiş ve hayvansal protein konusunda ciddi bunalımların yaşanabileceğini tahmin etmiş bir yatırımcıyım. Sadece Pınar Süt ve Pınar Et şirketlerini değil, Çeşme'de Çamlı Deniz Ürünleri'ni de kurarak bir ilkin öncülüğünü yaptım. İftiharla ifade etmek isterim ki, Yunanlılar bu tesisimizden yavru balık ithal ederek kültür balıkçılığını bizden öğrendiler. Fakat kısıtlamalar yüzünden 11 milyonluk Yunanistan bugün Türkiye'den 3 kat daha fazla çipura ve levrek balığı üretmektedir. "
'DENİZLERE ZEHİR BOŞALIYOR, KİMSE FARKINDA DEĞİL'
Genç nüfusun giderek arttığını, güçlü nesiller için kaliteli beslenmeye ihtiyaç bulunduğunu dile getiren Selçuk Yaşar, kültür balıkçılığının her geçen gün artan sağlıklı beslenme sorununa en ekonomik çözüm olduğunun altını çizdi. Sulçuk Yaşar şu uyarılarda bulundu:
"Tatlı su kaynakları azalıyor, akarsulara ve denizlerimize boşaltılan kirleticiler canlı yaşamını tehdit ediyor. Örneğin, her yıl denizlere atılan plastik atıklar en azından 500 yıl suyun içinde zehir saçmaya devam edecek. Ülkemizden çok üzüldüğüm bir örnek vermem gerekirse, çevresel kirlilik nedeniyle Türkiye'de 1950'den bu yana ticari değere sahip balık çeşidi yüzde 40 azaldı. Ne yazık ki günümüzde çoğumuz bir yılda Karadeniz'e boşalan 10 milyon ton organik atığın farkında bile değiliz. Akdeniz kritik bir eşiğin tam önünde, Karadeniz ise son 30 yılda 18 Avrupa ülkesinin atıklarını boşalttığı dev bir çukura dönüşmüş. Karadeniz'e zehir boşaltan nehirler onunla özdeş hale gelmiş hamsi neslinin kökünü kurutuyor da kimse aldırmıyor. İstanbul'da 4 milyon metreküp evsel atığın doğrudan Marmara'ya boca edilmesi çoğumuzu rahatsız etmiyor. Bir günde suya karışıp Ege Denizi'ni kirleten atık miktarının 50 ton civarında olduğunu ise içimizden çok az kişi biliyor. "
'TEK YOL KÜLTÜR BALIKÇILIĞI'
Dünyanın en çok ekmek tüketen protein fakiri toplumlarından biri olmak yerine, artık bu tablonun değişmesi gerektiğini vurgulayan Selçuk Yaşar çipura, levrek ve alabalık üreticiliğini artırarak Türk halkının protein eksikliğini gidermenin mümkün olduğunu belirtti. Kültür balıkçılığının protein açığını gidermenin tek yolu olduğunu savunan Yaşar yazısını şöyle tamamladı:
"Türkiye'de ilk entegre et tesisini kurmuş bir sanayici olarak, kırmızı et konusundaki haykırışlarımı gündemi takip edenler iyi bilir. Her zaman söylediğim bir cümleyi yine tekrar etmemde yarar var 'Geçmişte yanlış politikalarla yerli hayvan üreticisi yok edildi!' Şimdi fiyatların başını alıp gitmesine, ithal ete muhtaç hale gelmemize şaşmamak lazım. Küçük ya da büyükbaş hayvan varlığımız her geçen gün dramatik biçimde azalıyor. Kanatlı eti ise, tekrarlayan küresel salgınların tehdidi altında. 2050'lerde dünya nüfusu 10 milyara ulaştığında, Türkiye'nin nüfusu 100 milyonu geçecek. Yapılan projeksiyonlar bugün yuvarlak hesap 500 bin tonlarda olan balık avcılığının 2050'ye gelindiğinde 150 bin ton gibi acınacak bir noktaya geleceğini gösteriyor. Yeterince hayvansal protein alamayan genç kuşakların akibetini varın siz düşünün. Tek çare, dengeli ve sürdürülebilir besin kaynaklarını aklımızı kullanarak var etmektir. Uzun sözün kısası piliç, hindi üretimi ve besicilik örneğinde olduğu gibi, balıkçılıkta da 'yetiştiricilik yapmak' tek kurtuluş çaremizdir. " - İzmir













