İzmir: Merkez Bankası Başkanı Yılmaz'dan "kriz Yok" Açıklaması
Merkez Bankası (MB) Başkanı Durmuş Yılmaz, ekonominin bir kriz içerisinde olmadığını ve durumun 2001 kriziyle karşılaştırılmaması gerektiğini belirterek, rotası gevşemiş otomobili rotasına soktuklarını söyledi.
Merkez Bankası (MB) Başkanı Durmuş Yılmaz, ekonominin bir kriz içerisinde olmadığını ve durumun 2001 kriziyle karşılaştırılmaması gerektiğini belirterek, rotası gevşemiş otomobili rotasına soktuklarını söyledi.
Ege Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (ESİAD) Hilton Oteli'nde düzenlediği "Para Politikaları" konulu toplantıya katılan Durmuş Yılmaz, Türkiye ekonomisinin yapısal bir dönüşüm süreci geçirdiğini belirterek, 2001 yılından bu yana geçen 5 yıllık sürecin reformların hayata geçirilmesi, sonuçlarının alınması ve bu sonuçların sürdürülebilir kılınabilmesi açılarından kısa bir dönem olduğunu söyledi. Türkiye ekonomisinin dışa açılmaya devam ettiğini ve dış ticaret hacminin 2001'den bugüne yaklaşık yüzde 170 oranında artarak 2006 Nisan ayı itibariyle yıllık bazda 196 milyar ABD Doları seviyesine ulaştığını kaydeden Yılmaz, makroekonomik büyüklüklerde de net bir şekilde görülen bu hızlı değişimin arkasında yatan temel unsurların güven, istikrar ve öngörülebilirlik artısı olduğunu ifade etti. 2001 yılından itibaren ülkede bir "düşen enflasyon" dönemi yaşandığını söyleyen Yılmaz, "Bahsettiğim çerçeve içinde çok açık bir şekilde görülmektedir ki fiyat istikrarı bir para politikası klişesi değildir. Fiyat istikrarını sağlama çabası, insanların iş ve aş bulabilecekleri, yatırım yapabilecekleri, geleceğe güvenle bakabilecekleri bir ortam yaratma çabasıdır. Bu anlamıyla fiyat istikrarı, ekonomi politikaları için sadece bir tercih değil, bir zorunluluktur" diye konuştu.
Fiyat istikrarının hiçbir öncelik ve hedef için feda edilmeyeceğini, vazgeçilmeyecek bir amaç olduğunu söyleyen Yılmaz, Merkez Bankası'nın politikalarını tamamen bu hedefin gerçekleştirilmesine yönelik olarak gündelik politikalardan ve siyasetten bağımsız ve orta vadeli bir bakış açısıyla oluşturduğunu belirtti.
Enflasyon hedeflerinin nokta hedefler olduğunu, bu hedeflerin tüketici fiyat endeksi enflasyonu olarak belirlendiğini ifade eden Yılmaz, amaçlarının bu hedeflere ulaşmak olduğunu söyledi. Yılmaz, "Para politikası uygulamalarımızda orta vadeye yapılan vurguyu artırmak amacıyla enflasyon hedeflerimizi 3 yıllık bir dönem için açıklamış bulunmaktayız. Bu çerçevede, 2006 yılı için enflasyon hedefi yüzde 5, 2007 ve 2008 için yüzde 4'tür. Merkez Bankası'nın enflasyonun hedeften sapması veya sapma olasılığının ortaya çıkması halinde hesap vermesinin kurala bağlanabilmesi amacıyla nokta hedef etrafında 2 puanlık bir belirsizlik aralığı oluşturulmuştur. Bu hususun altını bir kez daha önemle çizmek istiyorum. Enflasyon hedefinin etrafında oluşturulan bu aralık, hesap verme kıstaslarının belirlenmesine yöneliktir" şeklinde konuştu.
Nisan ve mayıs aylarında mevsimsel fiyatlama davranışlarındaki beklenmedik gelişmelerin de etkisiyle enflasyonun beklentilerin üzerinde bir artış gösterdiğini, nisan ayında tüketici fiyatlarının bir önceki aya göre yüzde 1.34, mayıs ayında ise yüzde 1.88 oranında arttığını ve yıllık enflasyonun mayıs ayı itibarıyla yüzde 9.86 olarak gerçekleştiğini hatırlatan Yılmaz, hedefle uyumlu patikanın belirgin olarak üzerine çıktığını kaydetti.
"ENFLASYON RAKAMLARI GEÇİCİ OLARAK YÜKSELECEK"
Döviz kuru hareketlerinin fiyatlar üzerindeki doğrudan etkilerinin bir kısmının mayıs ayında görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu etkilerin haziran ayında da yüksek olmasının beklendiğini söyledi. Yılmaz, "Bu doğrultuda yaptığımız değerlendirmeler sonucu, yakın zamanda mali piyasalardaki dalgalanmaların ardından oluşan döviz kuru hareketleri nedeniyle önümüzdeki aylarda yıllık enflasyon rakamlarının geçici olarak bir miktar daha yükselmesi söz konusu olabilecektir. Bu gelişmelerin daha çok kısa vadeyi etkileyeceğini ve orta vadede parasal ve mali disiplinin sürmesiyle enflasyondaki düşüş sürecinin devam edeceğini öngörmekteyiz. Buna rağmen ülkemizde, geçmişten gelen alışkanlıklar ve kısa vadeli düşünce biçimi nedeniyle kısa vadeli gelişmelerin bekleyişler kanalıyla daha uzun vadeli değişkenlere etki edebildiğini de defalarca gördük ve yaşadık. Nitekim son dönemde de kısa vadeli gelişmelerin orta vadeli enflasyon bekleyişlerini ve fiyatlama davranışlarını etkileme potansiyeli taşıdığını görmekteyiz. Söz konusu kısa vadeli gelişmelerin fiyatlama davranışları üzerinde kalıcı etkiler oluşturmasını önlemek ve orta vadeli enflasyon eğiliminin hedeflerle uyumlu kalmasını sağlamak amacıyla, ek bir toplantı yaparak kısa vadeli borçlanma faizlerimizi yüzde 13.25'ten yüzde 15'e çıkarmış bulunmaktayız. Bu doğrultuda, izleyen aylarda iç talepte göreli bir yavaşlamanın olduğu, birim maliyetlerdeki artısın durduğu ve enflasyonun tekrar düşüş eğilimine girdiği bir görünüm esas alınmıştır" dedi.
2006 yılı sonunda nokta hedefin üzerinde kalınacağını ifade etmenin mümkün olduğunu belirten Yılmaz, bu doğrultuda enflasyonun 2007 yılının sonlarına doğru hedefe yakınsayacağı bir politika perspektifini gözettiklerini kaydetti.
Yılmaz, ekonominin normalleşme sürecine girdiğini önceki dönemlere göre kıyaslandığında bankacılık sektörünün çok daha sağlıklı bir yapıya sahip olduğunu mali baskının da oldukça azaldığını söyledi. Yılmaz, "Para politikasının temkinli duruşunun devam etmesi koşuluyla, bugün itibarıyla orta vadeli görünüme ilişkin olarak 2007 ve 2008 hedeflerimizin ulaşılabilir olduğunu görmekteyiz. Elbette enflasyonun bizim öngördüğümüz seyirde gitmesi bazı koşulların sağlanmasına bağlıdır. Diğer bir ifadeyle, orta vadede enflasyonun düşüş eğiliminin sürmesinin önünde bazı riskler mevcuttur. Bu risklerden ilki, petrol ve emtia fiyatlarındaki artışın devam etmesidir. İkinci olarak, sıkı maliye ve para politikalarıyla sağlanan toplam talep artışındaki kontrollü seyrin devamı, talep kaynaklı bir enflasyonist baskının olmaması için şarttır. Kamu tarafından üretilen mal ve hizmetlerin fiyatlarının, dolaylı vergilerin ve gelirler politikasının enflasyon hedefleriyle uyumlu olması gerekmektedir" diye konuştu.
Ekonominin giderek daha fazla dışa açıldığını, son 4 yıldaki yüksek ihracatın büyümeye katkısının son derece önemli olduğunu vurgulayan Yılmaz, bu dönemde yıllık ortalama ihracat artış hızının yüzde 24 olarak gerçekleştiğini, 2002 yılından 2005 yılına ihracatın yüzde 104 oranında artış gösterdiğini söyledi. İşsizlik oranlarının uzunca bir süredir yüksek seyrettiğini ifade eden Yılmaz, makroekonomik büyüklüklerdeki güçlü performansın bir bütün olarak işgücü piyasasına aynı oranda yansımadığını kaydetti.
"KRİZ YAŞAMIYORUZ"
Yapılan konuşmaların ardından soru cevap bölümüne geçildi. Durmuş Yılmaz, yaşanan durumun asla bir kriz olmadığını 2001 kriziyle kıyaslandığında arada çok büyük farklar olduğunu söyleyerek, "2001 krizinde bankaların açık pozisyonları vardı, mali disiplin yoktu, kamu bankaları açıklarını kapatamıyordu, görev zararları vardı, fiyatlar sürekli artıyordu, dışarıda itibarımız neredeyse sıfırlanmıştı. Bugün itibariyle bunların hiçbirisi ortada değil. Bankalarımızın açık pozisyonları son derece düşük, sıkı maliye politikası var. Bu kadar yapılan yapısal değişiklik var. Dolayısıyla bunun adına kriz demek haksızlık olur. Olan şu; uluslararası likitide koşullarında başlayarak yolunda hareket eden otomobilin rotasının biraz gevşemesi gibi bir şey. Bizim yaptığımız aldığımız faiz kararıyla rotadan çıkma ihtimali olan arabayı tekrar rotaya sokmak. Buna kriz demek mümkün değil" şeklinde konuştu.
Yılmaz, ellerindeki veri setinden hareketle yapılması gerekeni yaptıklarını ifade ederek, faiz oranlarının önümüzdeki dönemde aşağı doğru olması gerektiğini düşündüklerini dile getirdi. "Kurdaki yukarı gidişin devamı durumunda yeni bir faiz artışı söz konusu olur mu?" sorusu üzerine Yılmaz, "Ancak yine de beklenmedik durum olur, önümüze çıkan veri seti bizi başka tür davranmaya gerekli kılarsa bunu da yapacağımızı duyurumuzda söyledik. Piyasalara yeteri kadar yön göstermiş olduğumuza inanıyorum" dedi.
Merkez Bankası olarak ekonominin normalleşmesini istediklerini, gelişmiş ülkelerdeki reaksiyonları vermesini istediklerini söyleyen Yılmaz, "Merkez Bankası faizi arttırdıktan sonra döviz piyasasında oluşumları gözleyecektir. Gerekirse Merkez Bankası döviz piyasasına müdahale edebilir. Müdahale etmeyecek diye bir şey söz konusu değil" diye konuştu.
Durmuş Yılmaz, 2006 yılı içinde hedeflerden beklenen sapmayla ilgili verdiği cevapta, enflasyon hedefini hükümetle birlikte tespit ettiklerini, uygulamasının tamamen Merkez Bankası yetki ve kontrolünde olduğunu ifade etti. Yılmaz, "Bugün itibariyle belirlenen enflasyon hedefinin değiştirilmesi, revize edilmesi söz konusu değil. Ancak 2006 yılı hedefinin de öngörülen patikanın üstünde gerçekleşeceği de bir gerçek. Sık sık hedef değiştirmek doğru bir şey değil. Biz mümkün olduğu kadar tespit edilen hedeflere yakınsamayaı sağlayacağız. Değiştirilmesi gerektiği noktasına gelindiğinde Merkez Bankası ile hükümet birlikte değiştirecek. Hedefimiz son aldığımız faiz politikasıyla mümkün olduğu kadar enflasyon hedefini bu patikaya yaklaştırmaya çalışıyoruz" dedi.
Yılmaz, fiyat istikrarı sağlandığı sürece hedeflerin tutturulacağını kaydetti.
















