İran'daki okul saldırısı: 'ABD'nin sessizliği son derece sıradışı'

İran'daki okul saldırısı: 'ABD'nin sessizliği son derece sıradışı'
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Aralarında eski üst düzey bir askeri hukukçunun da bulunduğu beş eski ABD'li yetkili Pentagon'u, İran'daki bir okula düzenlenen ve çoğu çocuk 168 kişinin ölümüne yol açan saldırıda olası Amerikan rolünü kabul etmemekle eleştirdi.

Aralarında eski üst düzey bir askeri hukukçunun da bulunduğu beş eski ABD'li yetkili Pentagon'u, İran'daki bir okula düzenlenen ölümcül bir saldırıda olası Amerikan rolünü kabul etmemekle eleştirdi.

Bu yetkililerden bazıları, bu kadar zaman geçtikten sonra bile saldırıya ilişkin temel bilgilerin açıklanmamasının son derece sıradışı olduğunu söyledi.

İranlı yetkililere göre, 28 Şubat'ta ABD-İsrail'in ilk saldırı dalgasında Minab kentindeki bir ilkokula bir füze isabet etti ve 110'u çocuk olmak üzere toplam 168 kişi hayatını kaybetti.

O tarihten bu yana geçen iki ay içinde Pentagon, olayın yalnızca "soruşturma altında" olduğunu söylemekle yetindi.

ABD basını mart ayı başlarında, ABD'li askeri soruşturmacıların okulun istemeden Amerikan güçleri tarafından vurulmuş olmasının muhtemel olduğuna inandıklarını ancak nihai bir sonuca varılmadığını bildirdi.

BBC'nin saldırı ve şeffaflık eksikliği suçlamalarına ilişkin yönelttiği bir dizi soruya yanıt veren bir Pentagon yetkilisi, "bu olay şu anda soruşturma altında" dedi ve daha fazla ayrıntının mevcut olduğunda paylaşılacağını ekledi.

BBC ABD askeri operasyonları sırasında sivillerin öldürüldüğü üç tarihi vakayı inceledi ve her birinde Pentagon'un bir aydan kısa sürede çok daha fazla bilgi açıkladığını tespit etti.

ABD Hava Kuvvetleri'nde emekli bir askeri hukukçu olan, Irak ve Afganistan savaşları sırasında ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nda (CENTCOM ) üst düzey hukuk danışmanı olarak görev yapan Yarbay Rachel E VanLandingham, mevcut ABD tutumunun "standart yanıttan çarpıcı biçimde saptığını" söyledi.

VanLandingham, geçmiş yönetimlerin en azından savaş hukukuna bağlılık gösterdiğini belirterek, mevcut açıklamalarda hesap verebilirliğe ve "en önemlisi bunun tekrar yaşanmamasını sağlamaya" yönelik bir taahhüt eksikliği olduğunu savundu.

ABD Başkanı Trump 7 Mart'ta kanıt sunmadan, "kendi görüşüne göre" Minab saldırısından "İran'ın sorumlu olduğunu" söyledi.

Günler sonra, okulun yanındaki askeri üsse bir ABD Tomahawk füzesinin isabet ettiğini gösteren bir video sorulduğunda, "görmedim" dedi ve kanıt sunmadan İran'ın Tomahawk füzelerine sahip olduğunu iddia etti.

11 Mart'ta, ilk askeri incelemenin okulun ABD tarafından vurulduğunu ortaya koyduğuna dair haberler sorulduğunda Trump "Bilmiyorum" dedi.

ABD Savunma Bakanlığı, saldırıyla ilgili yöneltilen çok sayıda soruyu yanıtlamayı reddetti.

Pentagon okulun yanındaki İran askeri üssünün 28 Şubat'taki saldırılar öncesinde planlanmış hedeflerinden biri olup olmadığı sorusuna da defalarca yanıt vermedi; oysa savaş boyunca onlarca farklı olayda önceden planlanmış hedefler veya operasyonlar hakkında kamuoyuna açıklamalarda bulundu.

BBC bir ABD Tomahawk füzesinin okulun yanındaki İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) üssünü vurduğunu gösteren videoyu bağımsız olarak doğruladı.

ABD medyası adı açıklanmayan askeri yetkililere dayanarak, ön soruşturmanın bir ABD füzesinin okula isabet ettiğini belirlediğini aktardı.

Haberlere göre bunun nedeni, bir ABD istihbarat kurumu tarafından sağlanan güncelliğini yitirmiş hedef koordinatlarıydı.

Pentagon, bu haberler hakkında yorum yapmadı.

Pentagon'daki Sivil Koruma Mükemmeliyet Merkezi'nde hassas harp ve sivil zararların azaltılması konusunda eski üst düzey danışman olan Wes Bryant, BBC'ye yaptığı açıklamada, askeriyenin ön incelemesinin genellikle iki şeyi belirlemek için yapıldığını söyledi: Sivil zararın gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği ve ABD'nin o sırada bölgede faaliyet gösterip göstermediği.

"Bu iki kriter de karşılandığında, ancak o zaman resmi bir soruşturma başlatılır" dedi:

"Bu, süreç açısından bakıldığında… aslında onların zaten ABD'nin bunu yaptığını bildiklerine işaret ediyor; yoksa bu soruşturmayı yapmazlardı. Sadece bunu kabul etmek ya da hakkında konuşmak istemiyorlar."

Bryant, Pentagon'dan geçen yıl ayrıldı. Hegseth döneminde sivil zarar birimindeki personel sayısı önemli ölçüde azaltılmıştı.

Konuya ilişkin olarak isminin açıklanmasını istemeyen bir başka eski savunma yetkilisi, bazı sivil zarar soruşturmalarının durumun karmaşıklığına bağlı olarak uzun sürebilmesinin olağan olduğunu söyledi.

"Ancak bu, alışılmadık derecede şeffaflıktan uzak bir vaka; durumdan anlaşılıyor ki aslında o kadar da karmaşık değil" dedi:

"Normalde Pentagon hemen ya da nispeten hızlı bir şekilde sorumluluğu üstlenir ve ardından tüm ayrıntıları sunmak için daha uzun bir süreye ihtiyaç duyar. Bu nedenle bana sorunlu görünüyor."

Demokratlardan sorular

Kongre'deki Demokratlar Minab saldırısıyla ilgili, ABD'nin saldırıyı gerçekleştirip gerçekleştirmediği de dahil olmak üzere Hegseth'e defalarca yazılı sorular sordu.

BBC Hegseth imzasıyla gönderilen ve soruların hiçbirine yanıt vermeyen iki Pentagon mektubunu gördü.

2 Nisan'da Demokratlara gönderilen bir mektupta, CENTCOM komuta zinciri dışından bir soruşturma görevlisinin atandığı ve soruşturma tamamlandığında sonuçların paylaşılacağı belirtildi.

BBC yönetimin saldırıyı ele alış biçimi hakkında 15 Cumhuriyetçi Kongre üyesine soru sordu ancak hepsi yorum yapmayı reddetti.

Bunlar arasında Senato ve Temsilciler Meclisi'nde ulusal güvenliği kapsayan komitelerdeki üst düzey Cumhuriyetçiler de vardı.

Louisiana Senatörü Cumhuriyetçi John Kennedy 10 Mart'ta, saldırıyı kınayarak New York Times'a, "Bence bir hata yaptık. Korkunç, korkunç bir hataydı" dedi.

İran'a karşı savaşın başlamasından bu yana Pentagon yetkilileri, Kongre üyelerine askeri operasyonlar hakkında kapalı kapılar ardından birkaç brifing verdi ve bu görüşmelerde Minab saldırısı hakkında da sorular yöneltildi.

Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi'nin en üst düzey Demokrat üyesi Adam Smith, yetkililerin devam eden soruşturma nedeniyle yorum yapamayacaklarını söylediklerini, bunun da kendisine göre "acınası ve tamamen yetersiz" bir yanıt olduğunu belirtti.

Smith, brifinglerde ABD sorumluluğunun kabul edilmediğini söyledi.

BBC, Minab saldırısına Trump yönetiminin verdiği yanıtla karşılaştırmak için sivillerin hayatını kaybettiği üç tarihi vakayı inceledi.

Demokrat ve Cumhuriyetçi yönetimler dönemindeki bu tarihi vakaların her birinde, üst düzey ABD askeri yetkilileri, Minab saldırısında şimdiye kadar görülenlerden çok daha ayrıntılı kamuoyu açıklamaları yaptı.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nda sivil zararların azaltılması üzerinde çalışan eski bir yetkili olan Annie Shiel, önceki vakalarda ABD'nin önce "biz değildik" dediğini fakat medya ve sivil toplum kuruluşu raporlarının bunun aslında bir ABD saldırısı olduğunu gösterdiğini ve ardından ABD'nin geri adım atmak zorunda kaldığını söyledi.

Shiel, Minab vakasında CENTCOM dışından bir soruşturma görevlisinin atanmasının "en azından kâğıt üzerinde bağımsızlık açısından iyi bir başlangıç" olduğunu belirtti.

Ancak şu anda Siviller İçin Çatışmada Merkez (CIVIC) adlı kuruluşun ABD Savunuculuk Direktörü olan Shiel, soruşturma devam ederken ABD'nin olası rolüne dair daha fazla kabul bekleyeceğini söyledi.

Olayla ilgili ayrıntıların doğrulanması, İranlı yetkililerin bölgeye bağımsız erişime izin vermemesi nedeniyle de zorlaştı.

BM'nin İran Keşif Heyeti, 17 Mart'ta bölgeye erişim talebinde bulunduğunu ancak ziyaret etmesine izin verilmediğini açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Güvenlik ve İnsan Hakları Ofisi'nin eski direktörü Charles O Blaha, Washington'daki şeffaflık eksikliğinin, Trump'ın saldırıdan İran'ı sorumlu tutmasının ardından başkanı açıkça yalanlama konusunda yönetim içindeki bir "isteksizlikten" kaynaklanabileceğini söyledi.

ABD dış hizmetinde 32 yıl görev yapan ve şu anda Democracy for the Arab World Now (DAWN) adlı kuruluşta kıdemli danışman olan Blaha bu iddiayı "gerçekten çok uçuk ve açıkça doğru değil" şeklinde nitelendirdi.

Blaha, Minab olayındaki göreli sessizliği yönetimin "vatanseverlik dışı" olarak damgaladığı, savaşla ilgili "her türlü olumsuz haberi" reddetmesine bağladı.

Bu habere Catherine Alaimo da katkıda bulundu.

BBC
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.