Dr. Zuhal Sönmezer Yazıları

Dr. Zuhal Sönmezer

Sahi, insan ne ile yaşar?

11.05.2026 05:55
Haber Detay Image

Etik, insani duruş ve egonun sessiz savaşında...

Lev Tolstoy, dünya edebiyatının devleşmiş isimlerinden biri olmasının yanı sıra, insan ruhunun derinliklerine inen bir ahlak felsefecisidir. Onun kült eseri "İnsan Ne ile Yaşar", üzerinden yüzyıllar geçse de güncelliğini yitirmeyen, tam aksine dijitalleşen ve bireyselleşen modern dünyada yankısı daha da artan bir soruyu merkezine alır. Bugün bu soruyu; etik değerler, insani duruş ve egonun kuşatması altında yeniden okumak zorundayız.

Ego sanrısında insan

Modern çağın insanı, kendi varlığını "sahip oldukları" ve "başarıları" üzerinden tanımlama hatasına düşüyor. Ego, bize sürekli olarak daha fazlasına ihtiyacımız olduğunu, ancak kendimizi kurtararak mutlu olabileceğimizi fısıldıyor. Oysa Tolstoy, ayakkabı tamircisi Simon ve melek Mihail üzerinden bize bambaşka bir gerçeği gösterir. Ve böylece insanın, kendi için kurduğu planlarla değil, kalbindeki sevgiyle ayakta kalacağını anlarız.

İnsani duruş dediğimiz kavram, egonun bencilliğinden sıyrılıp "öteki" ile kurulan bağda gizlidir. Kendini merkeze koyan bir ego, etik bir duruş sergileyemez; çünkü etik, en temelde başkasının varlığını ve hakkını kendi arzularının önüne koyabilme becerisidir.

Etik ve sevgi

Tolstoy’un öyküsünde meleğin öğrendiği üç temel gerçekten biri şudur: "İnsana kendi ihtiyacı olan şeyin bilgisi verilmemiştir." Bu, aslında egonun en büyük yenilgisidir. Yarın neye ihtiyacımız olacağını bildiğimizi sanırız; oysa hayatın akışı, planlarımızı bir anda boşa çıkarabilir. Bu belirsizlik içinde bizi sabit tutan tek pusula, etik değerlerdir.

Etik, sadece kurallar bütünü değildir; aksine etik bir insanın, zor zamanlarda bile vicdanının sesini duyabilmesidir. Tolstoy’un penceresinden bakınca, dürüstlük ve merhamet birer tercih olmaktan çıkar, bizatihi insanı "insan" yapan zorunluluklara dönüşür. Ego bizi ayırırken, etik ve sevgi bizi birleştirir.

Ne için yaşıyoruz?

Yazının başlığına döndüğümüzde, Tolstoy’un cevabı nettir: İnsan sevgiyle yaşar.

Bugün her bireysel ego, akademik ya da profesyonel unvanların arkasına gizlenen kimlikler kişileri bir yere kadar taşır. Ancak gerçek anlamda "yaşamak", bir başkasının derdiyle dertlenebilmekte, toplumsal bir fayda üretebilmekte ve egonun o gürültülü sesini kısıp vicdanın dinginliğine sığınabilmekte yatar. Böylesi yararlı duruşun bir etiket ile taçlanması arzu edilen bir yetkinlik olsa gerek, öyle değil mi?

Tolstoy’un hatırlattığı gibi; kendimiz için biriktirdiklerimizle değil, başkalarına verebildiklerimizle hatıralarda ve hakikatte yer buluruz. İnsani duruşumuz, egomuza karşı kazandığımız her zaferle biraz daha güçlenir.

Lev Tolstoy’un yaşamı ve eserleri, bireysel hırsların ötesinde evrensel bir ahlak arayışının öyküsüdür. Belki de bugün kendimize sormamız gereken asıl soru şudur: Biz bugün kimin için, ne için yaşıyoruz?

Yazarın Tüm Yazıları