Zuhal Sönmezer Yazıları

Zuhal Sönmezer

Reels izleyenler dikkat!

16.02.2026 04:10
Haber Detay Image

Dikey bir labirentte gibiyiz ve her kaydırmada biraz daha kayboluyoruz sanki!

O sonsuz döngüde yukarı kaydırdığımız her 15 saniye, sadece vaktimizden çalmıyor, aynı zamanda kim olduğumuzu da yavaş yavaş hafızamızdan siliyor olabilir.

Eskiden canımız sıkıldığında camdan dışarı bakar, hayal kurar ya da sadece dururduk. Şimdi ise o boşluğu doldurmak için hemen telefona sarılıyoruz. Başparmağımız ekranın üzerinde otomatik bir harekete başladığında, aslında sadece video izlemiyoruz; kendi gerçekliğimizden vazgeçip başkalarının kurgulanmış hayatlarına misafir oluyoruz.

Zihin karmaşası: Bir saniye üzül, bir saniye gül

Bu videoların en tehlikeli yanı bizi duygusal bir lunaparka sokması. Bir saniye önce çok acıklı bir haber görüp üzülürken, bir saniye sonra komik bir kedi videosuna kahkaha atmamız bekleniyor. Beynimiz bu kadar hızlı duygu değiştirmeye programlı değil. Akademik dilde "Bilişsel Aşırı Yükleme" denilen bu durum, bizi bir süre sonra duygusuzlaştırmaya başlıyor. Ne tam üzülebiliyoruz ne de tam eğlenebiliyoruz; geriye sadece koca bir boşluk ve "Ben ne yapıyorum?" sorusu kalıyor.

Asıl tehlikeye bakalım mı?

Bir süre sonra neyi sevdiğimizi, neye güldüğümüzü biz seçmiyoruz; önümüze ne düşerse ona alışıyoruz. Kendi zevklerimiz gidiyor, yerine "herkesin sevdiği şeyler" geliyor.

Kendi hayatımıza yabancılaşmak

Reels izlerken aslında dev bir "vitrin" seyrediyoruz. Herkes en güzel kıyafetini giymiş, en mutlu anını seçmiş, en iyi ışığı bulmuş. Biz ise evde, üzerimizde pijamalarla bu sahte mükemmelliği izliyoruz. Sürekli başkalarının parlatılmış 15 saniyesine bakmak, kendi 24 saatimizi sıkıcı ve değersiz hissettiriyor. "Ben neden böyle değilim?" soruları, sessizce kimliğimizi kemiriyor.

Peki, bu labirentten nasıl çıkılır?

Kimliğimizi algoritmanın elinden geri almak sanıldığı kadar imkansız değil. Başparmağımızı o dikey esaretten kurtarmanın yolu, gerçek dünyanın dokusuna dokunmaktan geçiyor:

Tüketmeyi Bırak, Üretmeye Başla: Sadece izlemek bizi pasifleştirir. Bir yemek pişirmek, bir şeyler çizmek veya bir tamirat yapmak... Ortaya fiziksel bir ürün koyduğunuzda, yetersizlik hissinin yerini başarma duygusu alır.

Sayfaların Sessizliğine Sığın: Kitap okumak, videoların aksine sabır ve derinleşme gerektirir. Bir kitabın dünyasına girmek, parçalanmış dikkatinizi onarır ve size kendi hayal gücünüzün kapılarını açar.

Ekranın Ötesini Keşfet: Yeni bir yer görmek için uzaklara gitmenize gerek yok. Hiç yürümediğiniz bir sokaktan geçmek veya doğada vakit geçirmek, zihninizi dijital kurgulardan temizleyip gerçekliğe bağlar.

Yeni Bir Hobi, Yeni Bir Kimlik: İzlediğiniz videoların konusu olmak yerine, o konunun öznesi olun. Bir müzik aleti çalmak veya bir spor dalıyla ilgilenmek, size algoritmanın veremeyeceği gerçek bir disiplin kazandırır.

Özetle...

Telefonun ekranı kapandığında o siyah camda yansıyan yüzünüze bir bakın. O yüz, izlediği binlerce videonun bir kopyası mı, yoksa hala kendi hikayesini yazmak isteyen o gerçek kişi mi?

Gerçek macera, yukarı kaydırdığınız ekranda değil, telefonun arkasındaki dünyada sizi bekliyor.

Yazarın Tüm Yazıları