Soru:
"Yasemin Hanım, eşimle 15 yıllık evliyiz. Dışarıdan bakanlar bizi çok uyumlu bir çift sanıyor. Kavga gürültü yok, herkesin yanında saygılıyız. Ama evin içinde büyük bir sessizlik var. Günlerce birbirimize gerçekten 'Nasılsın?' diye sormuyoruz. Konuştuğumuz şeyler sadece çocuklar, faturalar, yapılacak işler. Eskiden onun yanında kendim olabildiğimi hissederdim, şimdi ise sanki yanlış bir cümle kurarsam kırılacak bir cam var aramızda. Bu sessizlik evliliği yavaş yavaş bitirir mi? Böyle bir durumda ne yapmalıyız?"
Cevap:
Canım benim…
Bu anlattığın şey, "kötü bir evlilik" değil.
Ama şunu da net söyleyeyim: Bu, "canlı bir evlilik" de değil.
Çünkü bazı evlilikler bağırarak yıpranır belki ama bazıları ise susarak ölür.
Ve senin tarifin, ikinci tür.
Dışarıdan uyumlu görünmek, içeride yakın olmak anlamına gelmiyor.
Hatta bazen "kimseye belli etmeme" becerisi, evin içinde duygunun üstünü örten bir kontrol sistemine dönüşüyor.
Şimdi gel, bu sessizliğin ne anlattığını birlikte çözelim.
1) Bu sessizlik "huzur" değil, çoğu zaman "kaçınma"dır.
Sen "Yanlış bir cümle kurarsam kırılacak bir cam var." diyorsun ya…
Orada sevgi değil, gerilim var.
Kavga yok ama iki taraf da kavga etmek istemediği için değil…
Kavga etmenin bedelinin ağır olabileceğini düşündüğü için susuyor.
Bu susma hali, ilişkide şu mesajı taşır:
"Ben seni kaybetmekten değil, çatışmaktan korkuyorum."
Ve sadece çatışmadan korkulan ilişkide yakınlık kurulmaz.
2) Evliliği bitiren şey çoğu zaman büyük krizler değildir
Aldatma, büyük ihanet, büyük kavga… Bunlar elbette yıkar.
Ama evlilikleri yavaş yavaş bitiren şey çoğu zaman şudur:
İki insanın aynı evde "ortak" yaşayıp, "birbiriyle" yaşamaması.
Bir süre sonra ilişki durumu eş olmaktan çıkar, takım arkadaşlığına döner:
Çocuk, fatura, iş, düzen…
İşler yürür belki ama kalp soğuyor..
Ve kalp üşüyünce evlilik "resmi olarak devam eden bir yalnızlık" olur.
Evet canım… Bu sessizlik, eğer böyle kalırsa evliliği yavaş yavaş bitirir.
Ama bu, "bitti" demek değil.
Bu, "alarm çalıyor" demek.
3) Buradaki asıl sorun konuşmamak değil: "Risk almamak."
Yakınlık, risk ister.
Ben içimi açacağım.
Sen belki anlamayacaksın.
Ben yine de anlatacağım.
Ama siz artık "kırılma" ihtimaline karşı, konuşmayı tamamen güvenli alanda tutuyorsunuz:
Çocuklar, faturalar, yapılacaklar…
Bunlar kırmaz. Ama bunlar birleştirmez de.
4) Ne yapmalısınız? "İlişkiyi yeniden başlatan" 4 adım
Bu noktada romantik cümleler değil, doğru hamleler işe yarar.
1. Adım: Sessizliğe isim koyun
Bir akşam, sakin bir anda şu cümleyi kur:
"Biz iyi insanlarız, iyi bir düzenimiz var. Ama aramızdaki yakınlık azaldı. Ben bunu düzeltmek istiyorum."
Dikkat:
"Sen böylesin." yok.
"Senin yüzünden." yok.
Sadece gerçekle temas var.
2. Adım: Haftada bir "evlilik check-in" saati koyun.
Bu bir bakım saati. Birbinizi anlamak için bir adım.
30 dakika.
Soru üç tane:
Bu hafta sende ağır gelen bir şey yaşadın mı?
Benden bir şey bekledin ve bunu bana söyleyemedin mi?
Bu hafta benim yaptığım hoşuna giden bir şey var mı?
Bu sorular evliliği canlandıran bir adım olur.
Çünkü evliliğin en büyük düşmanı iletişimsizlik değil; görünmezliktir.
3. Adım: "Cam var aramızda." hissini kıran küçük temaslar
Her gün büyük konuşmalar bekleme.
Bazen evlilik küçük bir cümleyle geri gelir:
"Bugün seni merak ettim."
"Bir şeyin varsa, yanında dururum."
"Seninle konuşmayı özlemişim."
Bu cümlelerin gücü romantik olmalarında değil; güvenli alan açmalarında.
4. Adım: Çözülmeyen bir birikim varsa, profesyonel destek düşünün.
Bazı sessizlikler "alışkanlık" değildir.
Bazıları "kırgınlık deposu"dur.
Eğer aynı konu açılınca hemen gerilim yükseliyorsa, orada geçmişten taşınan bir şey vardır.
Bu durumda bir çift terapisti ya da ilişki danışmanından kısa süreli destek almak, yılların düğümünü hızla çözer.
5) En kritik soru: "Sen kendin olabiliyor musun?"
Sen eskiden "Kendim olabiliyordum." diyorsun. Şimdi olamıyorsun.
Demek ki ilişkide bir noktada şu olmuş:
Ya eleştirildin…
Ya anlaşılmadın…
Ya küçümsendin…
Ya da "Susmak daha güvenli" diye öğrendin.
Bu öğrenilmiş güvenlik, evliliği koruyor gibi görünür ama aslında yakınlığı öldürür.
Canım benim…
Bu evlilik bitmek zorunda değil.
Ama şu hâliyle "canlı" da değil.
Senin görevin şu:
Sessizliği normalleştirmek değil, sessizliğe "yeni bir dil" getirmek.
Ve bunu kavga ederek değil; net, sakin, kararlı bir yakınlık talebiyle yapmak.
Sevgilerimle,
Yasemin Gazanker
Sen de bize sorularını info@yasemingazanker.com.tr 'den mail yoluyla iletebilirsin.









