Şerivan Demir

Aşk Acısı Değil, Beynin Yas Tepkisi

21.01.2026 16:45
Haber Detay Image

Aşk Acısı Değil, Beynin Yas Tepkisi

Birini kaybettiğinde yaşadığın şey sadece "üzülmek" değil.

Göğsünde sıkışma, sebepsiz huzursuzluk, nefes alamıyormuş gibi hissetmek, aklına geldiğinde gelen ağlama krizleri…

Bunların hiçbiri abartı değil.

Bunlar beynin yas tepkisi.

Özellikle beynimizde anterior singulat korteks dediğimiz bir bölge var.

Burası sosyal acının merkezi.

Yani reddedilme, istenmeme, dışlanma gibi durumlarda aktifleşiyor.

Sevdiğin kişi gittiğinde beyin bunu sadece bir ayrılık olarak değil,

"İstenmedim, terk edildim" sinyali olarak algılıyor.

Bu yüzden canın yanıyor.

Gerçek anlamda.

Bir de işin ödül sistemi boyutu var.

Bağlandığın kişi, bir süre sonra beynin için bir dopamin ve serotonin kaynağı haline geliyor.

Onu gördüğünde, sesini duyduğunda, mesaj aldığında beynin ödül veriyor.

O kişi hayatından çıktığında ise bu sistem aniden boşluğa düşüyor.

Beyin bunu tehlike olarak algılıyor.

Alarm çalıyor.

Vücut tetikte.

Sürekli gerginlik, huzursuzluk, kalp çarpıntısı tam olarak buradan geliyor.

Yani mesele şu değil:

"Ben neden bu kadar güçsüzüm?"

Mesele şu:

Beynin alıştığı bir düzeni kaybetti.

Ama burada çok önemli bir nokta var.

Beynimiz nöroplastik.

Yani değişebilen, yeniden öğrenebilen bir yapısı var.

Onsuz olma haline maruz kaldıkça, onun yerine başka şeyler koydukça,

beyin yavaş yavaş yeni bir denge kurmaya başlıyor.

Bu hemen olmuyor.

Çünkü yas bir duygu ve duygular mevsimler gibidir.

Gelir, kalır, ağırlaşır, sonra yavaş yavaş çekilir.

Bu süreçte şunu özellikle söylemek isterim:

Bu yaşadıkların, senin değersiz olduğunla ilgili değil.

Sevilmeye layık olmadığınla hiç ilgili değil.

Giden kişi kendi zihninde bir hesap yapmıştır ve gitmiştir.

Bu onun sorumluluğu.

Senin sorumluluğun ise şu:

Bu süreci bastırmadan, kendini suçlamadan, bedeninin ve beyninin buna alışmasına izin vererek geçirmek.

Eğer aylar geçmesine rağmen hâlâ aynı yoğunlukta acı yaşıyorsan,

hayatına dönemiyor, işlevselliğin ciddi şekilde düşüyorsa,

bir uzmandan destek almak güçsüzlük değil, iyileşme cesaretidir.

Zamanla ne oluyor biliyor musun?

O kişi silinmiyor.

Unutmuyorsun.

Ama beynin hafıza merkezi olan hipokampüste artık eskisi kadar ön planda durmuyor.

Anı, anı olarak kalıyor.

Kiminde bu altı ay sürüyor,

kiminde bir yıl,

kiminde daha uzun.

Bu süre, biraz da senin sürece nasıl yaklaştığınla şekilleniyor.

Ama şunu net söyleyebilirim:

Bu atlatılıyor.

Ve geçtiğinde, geriye sadece bir kayıp değil,

kendinle ilgili öğrendiğin çok şey kalıyor.

Ve belki de bu sürecin en sade ama en doğru cümlesi şu:

Nereden duyduğumu hatırlamıyorum ama aklımda kalmıştır:

"Kimse aslında kaybetmez. Giden başkasını bulur, kalan kendini."

Belki de yasın asıl işi budur.

Birini hayatından çıkarırken, kendini yeniden yerine koymak.

Uzman Psikolog Şerivan Demir

Yazarın Tüm Yazıları