Kahramanmaraş'ta kimseye gücü yetmeyen henüz beş günlük bir bebeğe, hemşiresinin uyguladığı şiddetin, bebeği ömrü boyunca fiziksel ve zihinsel engelli yaşamaya mahkum etmek mi dersiniz yoksa İstanbul'da Büyükşehir Belediyesine bağlı bir kreşte 3 yaşındaki bir çocuğun uğradığı şiddet ve istismar mı?
İstanbul'da özel bir bakım merkezinde, aç bırakılan, şiddete uğrayan ve çıplak gezdirilen otizmli çocuklar mı?
Yine İstanbul'da bir şehir hastanesinde 9 yaşındaki engeli bir çocuğun uğradığı cinsel istismar mı? Yoksa uğradıkları sistematik şiddet ve tacizlerle şiddet mağduru engelli kadınların bir müddet sonra şiddetin nesnesi olmaktansa öznesi olmayı tercih etmeye başlaması mı?
Engelli haklarıyla ilgili çalışma yürüten kimi Sivil Toplum Kuruluşu ve aktivistlerin, baro ve adliyelerden edindikleri verilerle ortaya koyduğu raporlar durumun hiç de iç açıcı olmadığını gözler önüne seriyor.
Bu verilere göre: Engellilere dönük istismar olaylarının yüzde 34'dü ev ortamında, faili aile bireyleri olan vakalardan oluşurken, geriye kalan vakalar, yüzde 66'lık oranla engelli bakım merkezleri ve kamusal alanlarda yaşanıyor.
Bir toplumda, kutsal addettiğimiz aile, bu denli çürümüş ve engellilerine sahip çıkmaması bir yana engellilerine şiddet uyguluyor ve istismar ediyorsa varın siz düşünün bakım merkezlerinde yedi ceddine kadar yabancı bireyler ne yapmasın.
Kamuoyuna yansıyan, habere konu olan, mahkemeye yansıyan olaylar her ne kadar hazmedilemeyecek denli çok ise de sanılanın aksine çok daha fazlasıdır. Özellikle şiddet ve istismarı anlama, algılama ve anlatma becerisinden yoksun zihinsel engelli bireylerin yaşadıkları sıklıkla saklı ve örtük kalıyor.
Hasbelkader vicdan sahibi kimi insanların ihbar ve şikayeti, bazen de kameraya yansıyan görüntülerle kimi vakalar habere konu olup tepki çekince; mağduru korumak yerine toplumun, faili ve ekmeğini korumaya dönük o iğrenç yaklaşımla sapığa acımak şeklinde kendini gösteriyor.
Bilinmeli ve unutulmamalıdır ki "Yazıktır yaptı bir eşeklik ekmeğiyle oynamayalım" diye acıdığınız ve görmezden geldiğiniz her fail, sonraki sapkın fiillere gebedir ve yeni kurbanlar doğuracaktır.
Bir daha düşünmek icap eder ki mağduru değil suçluyu koruyan bu sapkın zihnin engelini aşamadıkça hiçbir şey değişmez.






