Sahra Arslan Yazıları

Sahra Arslan
Sahra Arslan
Yazarın Profili
21.07.2026 22:49

Neden bir demans köyümüz yok?

Haber Detay Image

4 dakikalık The Wait isimli şu meşhur kısa filmi izlemişsinizdir mutlaka. Film, bir durakta hamile bir kadın ve yaşlı bir adamın otobüs beklerken ki görüntüleriyle başlar.

Kadın telefonla konuşmakta ve yaşlı adamla arasındaki boş oturakta kadının çantası vardır. Kadın telefon konuşmasını bitirdikten sonra derin bir nefes alır. Belli ki sıkıntılıdır.

Yaşlı adam kadına döner, belki sıkıntısını gidermek belki de merakından:

“İyi misin” diye sorar.

Kadın: “Evet” diye cevap verir.

Yaşlı adam: Kaç haftalık hamilesin? Diye ikinci soruyu sorunca kadın şaşkın bir şekilde adama bakar ve başta ne diyeceğini bilemez, susar.

Kadın: Ne?

Yaşlı adam: Sadece kaç haftalık olduğunu merak etmiştim. (Kadının şaşkınlığından endişe edince) Üzgünüm.

Kadın ne diyeceğini bilemez ve bir an önüne dönüp düşünür. Sonra teslim olmuş bir edayla: 21 hafta olacak salı günü.

Yaşlı adam: Pek bir şey kalmamış.

Kadın: Senin için söylemesi kolay.

Yaşlı adam: Zor mu geçiyor?

Kadın evet anlamında başını sallar.

Yaşlı adam: Yine de heyecanlı olmalısın.

Kadın adama döner gülümser. Birkaç saniye sonra: Korkuyorum.

Yaşlı adam: Neyden

Kadın: Her şeyden, her şeyinden.

Yaşlı adam: Eminim iyi olacaksın.

Geriye filmden iki dakikalık bir bölüm kalıyor ki eminim sizi de beni yaraladığı gibi yaralayacaktır.

Bunaltıcı onca haberin arasından sıyrılıp önüme iyi haberler başlığı ile düşen demans köyü haberi görünce aklıma o dört dakikalık film geldi.

Malumunuz Demans hastalığı argo tabirle bizim bunama dediğimiz bir rahatsızlık. Sanıldığı gibi rahatsızlığın yaşlılıkla doğrudan ilgisi yok. Farklı nörolojik rahatsızlıklar sonucu zarar gören beyin hücrelerinin, düşünme ve hafıza kaybının yanı sıra, günlük basit aktiviteleri bile yerine getirme kabiliyetini yitirmekle ilgili.

Her birimiz için bu olasılık vardır. Bir gün bu hale geldiğinizi ve bir hastanede ya da bakım evinde devamlı ilaçlarla yaşamak zorunda bırakıldığınızı düşünün.

Ya da bir Demans köyünde, hemşireniz, bakıcınız ve doktorunuzun size bunadığınızı hissettirmeden, komşu, esnaf ve mahalle ahalisi gibi sizinle beraber yaşayıp, hasta olduğunuzu fark ettirmeden sizi gözetmesi ve normal bir yaşamda sizi ilaçlar ve tedavilerle bunaltmadan iyi hissettirdiğini düşünün.

İlk örneği Hollanda’da olan De Hogeweyk demans köyü, benzerlerine ilham olmuş ve peşinden Fransa’da Landais Alzheimer gibi örneklerle, Kanada, Norveç, Çin ve Amerika’da projeler tekrarlanarak demans hastalarına umut olmuş.

Evet ben de sizin merak ettiğinizi sordum ve araştırdım: Türkiye’de benzeri bir demans köyü var mı?

Maalesef biz de olanı nedir? Özel Demans-Alzheimer Engelli Bakım Merkezi (ÖDAEBM)

ÖDAEBM, nasıl hissettiriyor dersiniz?

Yazarın Yazıları