Mutluluğu merkezine alan, daha doğrusu çoğunluğun mutluluğunu hedefleyen, faydacı bir ahlak mı desem yoksa ahlak felsefesi mi bilemiyorum, azınlığın acısından beslenen bir mutluluğu çoğunluğun bir ferdi olarak ne kadar sindirebilirsiniz?
Yıllarca insanları mutluluk ve ahlak ikileminde bırakan alegorik bir bilim kurgu hikayesinden bahsediyorum: Ursula K. Le Guin’in "Omelas'ı Bırakıp Gidenler" adlı kısa öyküsünden.
Öykü, temelde ünlü Rus düşünür ve romancı Dostoyevski’nin bir sorusundan esinlenmiş. Dostoyevski Karamazov Kardeşler adlı romanının beşinci kitabının dördüncü bölümünde, ateist İvan Karamazov’un dindar kardeşine sorduğu soru Omelas adlı kısa öyküye kaynaklık eder.
İvan kardeşi Alyoşa’ya “"Bana dürüstçe cevap ver: İnsanların nihayetinde mutlu olacağı, onlara huzur ve güven verecek bir insanlık kaderi inşa ediyor olsaydın; ancak bu binayı kurmak için tek bir minik yaratığa, yumruğuyla göğsünü döven o küçük bebeğe işkence etmek ve binayı onun gözyaşları üzerine oturtmak kaçınılmaz olsaydı, bu şartlar altında o binanın mimarı olmayı kabul eder miydin? Yalan söylemeden cevap ver!"
Böyle bir soru ya da benzeriyle farklı zamanlarda farklı yerlerde muhattap olmuş ya da kendi kendinize benzer bir soruyu sormuşsunuzdur. Sanmıyorum ki hiç birinizde bunun net bir cevabı olsun. Alyoşa abisi İvan’ın sorusuna ne cevap vermiş, size kopya verecek değilim. Merak eden kitabı bir daha okusun.
Ursula’nın "Omelas'ı Bırakıp Gidenler" adlı kısa öyküsüne dönersem: Hikayede yüksek refah düzeyiyle dillere destan Omelas adlı kentin refahı, şehrin bir bodrumunda işkence ve acıyla tutulan bir çocuğun varlığından beslenir. Tabiri caizse hepimizin bildiği günah keçisidir çocuk.
Kentte mutlu mesut yaşayan ahali bu durumdan ve çocuktan haberdardır ve konfor ve mutluluklarını kaybetmemek için duruma itiraz etmez. Çünkü sistemin ve mutluluklarının devamını isterler.
Hikayede yazar sizi iki seçenek arasında bırakıyor. Ya kalacak duruma itiraz etmeyecek ve o mutluluğu yaşayacaksınız ya da Omelas’ı mutsuzluk pahasına terk edeceksiniz.
Şehri terk etmek sizi masum yapar mı? Çünkü o çocuk yine orada birilerinin mutluluğu için acı çekmeye devam edecek.
53 yıl önce yazılmış bir öykü. Bugünü ve bizi anlatmıyor mu sizce de? Peki siz Omelas’ta kalanlardan mı yoksa bırakıp gidenlerden misiniz?










