Türk Hekimlerinin 1000 Yıllık Şerbet ve Beslenme Bilgeliği
Ramazan, Türk mutfak kültüründe yalnızca bir ibadet zamanı değil, aynı zamanda bedenin yeniden inşa edildiği bir iyileşme mevsimidir.
Gün boyunca süren açlık, modern tıbbın bugün "metabolik dinlenme" olarak tanımladığı doğal bir onarım sürecini başlatır. Sindirim sistemi sakinleşir, insülin dengesi yeniden kurulur ve beden, kendi biyolojik ritmine geri döner. İşte bu nedenle iftar, sadece açlığı bastırmak değil, aynı zamanda vücudu doğru şekilde yeniden hayata döndürmek anlamına gelir.
Bu gerçek, modern bilimin yeni keşfi değildir.
Yaklaşık bin yıl önce Türk hekimleri, beslenmenin doğrudan bir tedavi yöntemi olduğunu açıkça ortaya koymuşlardı.
Büyük Türk hekimi İbn Sînâ, yemeği insan bedeninin en güçlü tedavi araçlarından biri olarak tanımlar ve özellikle uzun süreli açlık sonrası tüketilen yiyecek ve içeceklerin, bedenin mizacını dengeleyici özellikte olması gerektiğini vurgular.
Bu anlayış, Selçuklu ve Osmanlı döneminde sistemli bir mutfak ve sağlık modeline dönüşmüş ve bugün modern bilimde karşılığı bulunan "humoral gastronomi" anlayışının temelini oluşturmuştur.
15. yüzyılın önemli Türk tıp ve mutfak bilgini Muhammed bin Mahmud Şirvânî ise eserlerinde, özellikle çorbaların, tahıl yemeklerinin ve doğal şerbetlerin, açlık sonrası bedenin en güvenli ve sağlıklı şekilde yeniden dengelenmesini sağlayan temel besinler olduğunu belirtir.
Osmanlı saray mutfağında ve halk sofralarında iftar, bu bilimsel ve tıbbi prensiplere göre kurulurdu.
İftar sofraları;
• Sindirimi kolay,
• Metabolizmayı yormayan,
• Kan şekerini ani yükseltmeyen,
• Mineral dengesini koruyan
yiyecek ve içeceklerden oluşurdu.
Bu sistemin en önemli unsuru ise Osmanlı Türk şerbetleriydi.
Osmanlı şerbetleri, sadece serinletici içecekler değil, aynı zamanda doğal birer tedavi kaynağıydı. Gül, demirhindi, koruk, nar, reyhan, menekşe ve bal gibi doğal bileşenlerle hazırlanan bu içecekler, gün boyu aç kalan bedenin elektrolit dengesini yeniden kurar, sindirimi destekler ve metabolizmanın dengeli şekilde çalışmasını sağlardı.
Türk hekimliği geleneğinde özellikle Ramazan iftarında doğal şerbetlerin tüketilmesi tavsiye edilmiştir. Çünkü bu içecekler, vücudu ani şeker yüküne maruz bırakmadan, dengeli ve sürdürülebilir enerji sağlar.
Bugün ise modern şehir hayatında iftar sofralarında giderek artan şekilde tüketilen glikoz şurubu içeren, yapay aromalı ve kimyasal katkılı içecekler, bu kadim denge sistemini bozmakta ve metabolik stres oluşturmaktadır.
Oysa Türk mutfak felsefesinde içecek, sadece susuzluğu gidermek için değil, bedeni korumak için hazırlanırdı.
Çünkü Türk hekimliği geleneğinde mutfak, aynı zamanda bir şifa merkezidir.
Ramazan Boyunca Haberler.com'da Özel Yazı Dizisi Başlıyor
Ramazan ayı boyunca Haberler.com gastronomi köşesinde, Selçuklu'dan Osmanlı'ya uzanan Türk mutfak ve hekimlik geleneğinin ışığında hazırlanmış özel bir yazı dizisiyle sizlerle olacağız.
Bu yazı dizisinde her gün;
• Düşük maliyetli ve sağlıklı iftar menüleri
• Türk hekimlerinin önerdiği dengeleyici yemekler
• Osmanlı'nın tedavi edici şerbetleri
• Kan şekerini dengeleyen doğal içecekler
• Ekonomik, sağlıklı ve bilimsel temelli Ramazan sofraları
• Selçuklu ve Osmanlı'dan günümüze ulaşan şifa niteliğindeki tarifler
tarihsel, bilimsel ve gastronomik yönleriyle ele alınacaktır.
Her gün yayınlanacak bu yazılarda, sadece tarifler değil, aynı zamanda Türk mutfağının bin yıllık sağlık felsefesi de yeniden gün yüzüne çıkarılacaktır.
Çünkü kadim Türk hekimliğine göre doğru yemek, sadece doyurmaz.
Bedeni onarır.
Zihni güçlendirir.
Ve insanı dengede tutar.
Bu Ramazan, Selçuklu'dan Osmanlı'ya uzanan Türk mutfak bilgeliğinin ışığında, sağlıklı, dengeli ve bilinçli sofraları birlikte yeniden keşfedeceğiz.
Ramazan boyunca her gün Haberler.com'da buluşmak üzere.
Şef Reşat Aydın
Gastronomi Yazarı
Haberler.com









