Osman Okan

Galatasaray ilk 24 için bekliyor

22.01.2026 17:35
Haber Detay Image

Galatasaray dün akşam Şampiyonlar Ligi'nde evinde Atletico Madrid ile karşılaştı, maça bakınca oldukça çekişmeli ve sıfır hakem hatası ile güzel bir maç oldu. Bizim ülkemizdeki hakem hatalarını bildiğimiz için sıfır hata ile maç yöneten bir hakem görünce doğal olarak futbol adına mutlu oldum. Oldukça çekişmeli ve tempolu geçen maçın sonucu hem iki takıma da yaradı hem de yaramadı diyebiliriz. Şöyle ki ilk 8 iddiasını devam ettirmek isteyen Atletico yenilmeyerek şansını son maça bırakırken, kazanamayarak bir bakıma garantileme şansını tepmiş oldu. Galatasaray açısından bakacak olursak önceki iki maçını kaybetmesi ilk 8 şansını mucizelere bırakmış olsa da en azından bir ihtimal ilk 16, büyük olasılıkla da ilk 24 şansını iddialı bir şekilde devam ettirmiş oldu.

Galatasaray hızlı ve tempolu oynayan Atletico karşısında daha ilk dakikalarda yenik duruma düşünce bir çok kişide acaba fark mı olacak endişesine sebep oldu. Son günlerde etkisiz olan sarı kırmızılar erken ve hatalı yenilen gole rağmen oyundan kopmadı ve eşitliği sağladı. Genelde karşılıklı ataklarla geçen maçta Galatasaray adına akılda kalanlar, yenilen golde yaptırılan orta, ceza alanı içinde hem Abdülkerim'in hem de Eren'in topa müdahale edemeyişi sayılabilir.

Bu kadar mı diyebilirsiniz? Tabii ki değil, İspanyol futbolunun güçlü isimlerinden Atletico, Galatasaray savunmasını çok yıprattı, zaman zaman hatalarda yapıldı ama bu anlarda sahneye Uğurcan çıktı ve takımını bir bakıma ipten aldı. Lemina ve Torreira inanılmaz etkili oynarken, Osimhen rakip savunmayı sürekli meşgul eden adamdı. Davinson her ne kadar iyi oynamış olsa da, bu sezon başından beri bana güven vermiyor. Abdülkerim bazı pozisyonlarda ağır kalsa bile savunmada sağlam duruyor. Eren ise hem savunmada hem de hücumda çok etkili değilken, Barış Alper de bir kaç pozisyon dışında etkili görünmedi. Hele ki Yunus'un getirdiği bir topu dağlara taşlara vurması olacak şey değildi.

Savunmanın sağında Sallai yine her şeyi vererek oynarken, attığımız goldeki katkısı Sane ile birlikte büyüktü. Yunus maçın genelinde kötü oynadı diyebilirim, Sara oyuna girdikten sonra takım daha iyi oynamaya başladı ama bunda rakibin hücumcularını oyundan almasının da etkisi olabilir. Karşılaşmanın ikinci yarısının ilk 7 dakikasında sarı kırmızılı futbolcular rakipten çalınan 5 topta biraz dikkatli olunsa golü bulmamak işten değildi ama ya hatalı paslar, ya hatalı koşular yada pas şiddeti nedeniyle gol gelmedi. İkinci yarı Sane ve Osimhen rakibe karşı sahaya ağırlıklarını koyan isimlerdi. Onlara bir de sonradan oyuna giren Sara'nın eşlik etmesi galibiyet golü için taraftarı umutlandırdı ama o gol gelmedi. Sara'nın sağ ayakla attığı bir şut az farkla dışarı giderken, son dakika da Osimhen sağ taraftan kazandığı topu ceza alanına giren Sara'nın önüne bıraktı, Sara sağ ayağına gelen topu çok sert şekilde kaleye gönderdi ama Atletico kalecisi Oblak topu çelmeyi başardı, dönen top Eren'in önüne geliyordu, tek dokunuşla boş kaleye gol olacaktı ki rakip savunma daha hızlı davranıp topu tehlikeli bölgeden çıkardı. Eren pas bekledi, Sara şut attı, Eren beklediği için kaleciden dönen topa geç kaldı, rakip savunma araya girdi ve tehlikeyi önledi, yoksa şimdi maçın berabere bittiğini değil, Galatasaray'ın zaferini yazıyor olacaktım.

Son olarak transfere gelecek olursam, bu maçta gösterdi ki Galatasaray'ın acilen bir sağ beke, stopere, orta sahaya, 10 numaraya ve Osimhen'i yedekleyecek bir santrfora ihtiyacı var. İcardi'nin son maçlardaki görüntüsü maalesef pek iç açıcı değil. Tek Osimhen ile hem ligin devamı, hem de Şampiyonlar Ligi'nin gelecek maçları riske edilmemeli. Yönetim transfer yapacaksa acil yapmalı, yoksa en azından lig için geç kalınmış olabilir.

Yazarın Tüm Yazıları