Türkiye’de siyaset maalesef uzun süredir sertleşiyor. Üslup sertleşiyor, dil çirkinleşiyor, tahammül azalıyor. Fikirler yarışmıyor artık; hakaretler yarışıyor. İnsanlar birbirini dinlemek yerine birbirini aşağılamayı marifet sanıyor. Oysa siyaset dediğiniz şey önce seviye işidir, önce ahlak işidir, önce devlet ciddiyeti gerektirir. Hele hele bir ana muhalefet partisinin genel başkanı konuşuyorsa, kullandığı her kelime sıradan bir vatandaşın cümlesi gibi değerlendirilemez. Çünkü ağzından çıkan her söz milyonlara örnek olur.
Şimdi düşünün… Ülkenin ana muhalefet partisinin genel başkanı çıkıyor, kameraların önünde, mikrofonların başında bir gazeteciye “mikrop” diyor. Neden? Çünkü o gazeteciyi sevmiyor. Çünkü onun fikirlerinden hoşlanmıyor. Çünkü yapılan yayınlar kendi hoşuna gitmiyor. İşte tam da burada durup düşünmek gerekiyor. Bu mudur demokrasi anlayışı? Bu mudur ifade özgürlüğüne saygı? Bu mudur çoğulculuk?
Gazeteciyi eleştirebilirsiniz. Katılmayabilirsiniz. Sert cevap verebilirsiniz. Hatta hukuki yolları kullanabilirsiniz. Ama bir gazeteciye “mikrop” demek başka bir şeydir. Bu artık siyasi eleştiri değil, doğrudan hedef göstermektir. Bu dil, toplumu ayrıştıran bir dildir. Bu dil, öfkeyi büyüten bir dildir. Bu dil, insanların birbirine düşman gibi bakmasına neden olan kirli bir dildir.
Bugün hedefte gazeteci Sinan Burhan var. Yarın başka biri olur. Önemli olan isimler değil, zihniyettir. Çünkü mesele sadece bir kişiye söylenen söz değildir. Mesele, siyasetin geldiği tehlikeli noktadır. Eğer bir siyasi lider, hoşuna gitmeyen gazetecilere hakaret etmeyi normal görüyorsa, orada demokrasi adına ciddi bir sorun var demektir.
Daha da vahimi şu: Aynı siyaset anlayışı, kendisini eleştiren kadın gazetecilere karşı da son derece çirkin ifadeler kullanabiliyor. Eleştiriye tahammül edemeyen bir siyaset dili oluşuyor. Oysa siyasetçinin görevi öfkesine yenilmek değil, öfkesini yönetmektir. Devleti yönetmeye talip olan insanların önce dilini yönetebilmesi gerekir. Çünkü ağzından çıkan her söz toplumun sinir uçlarına dokunur.
Bir siyasetçi düşünün… Sürekli gerilim üretiyor. Sürekli kavga dili kullanıyor. Sürekli öfke yayıyor. Sürekli aşağılıyor. Sürekli itham ediyor. Sonra da topluma demokrasi vaat ediyor. Kusura bakılmasın ama bu büyük bir çelişkidir. İnsanlar artık siyaset kurumunda nezaket görmek istiyor. İnsanlar bağıran değil konuşan siyasetçi görmek istiyor. İnsanlar hakaret eden değil çözüm üreten siyasetçi görmek istiyor.
Özgür Özel son dönemde öyle bir dil kullanıyor ki adeta freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağı gidiyor. Sürekli sertleşen, sürekli kontrolünü kaybeden, sürekli tansiyonu yükselten bir üslup… Peki bunun sonu nereye varacak? Topluma ne kazandıracak? Gerilimden beslenen siyaset hiçbir ülkeye fayda getirmez. Çünkü nefret dili büyüdükçe toplum kutuplaşır, insanlar birbirine tahammül edemez hale gelir.
Siyasetçinin görevi toplumu sakinleştirmektir. Yangına benzin dökmek değildir. Hele ki ana muhalefet liderinin kullandığı dil çok daha dikkatli olmalıdır. Çünkü o makam sadece parti koltuğu değildir; devlet yönetimine talip olma makamıdır. Bugün kullandığınız kelimeler yarın sizin siyasi karakteriniz olarak karşınıza çıkar.
Bir gazeteciye “mikrop” demek aslında sadece o gazeteciye söylenmiş bir söz değildir. O söz aynı zamanda basın özgürlüğüne karşı kurulmuş problemli bir zihniyetin dışa vurumudur. Çünkü gazetecilik dediğiniz meslek bazen rahatsız eder. Bazen sert sorular sorar. Bazen can sıkar. Ama demokrasi zaten tam da bunun için vardır. Sadece hoşumuza giden insanların konuştuğu bir düzenin adı demokrasi değildir.
Türkiye’nin bugün daha fazla kavgaya değil, daha fazla sağduyuya ihtiyacı var. Daha fazla hakarete değil, daha fazla nezakete ihtiyacı var. Daha fazla öfkeye değil, daha fazla aklıselime ihtiyacı var. İnsanları etiketleyen, aşağılayan, küçümseyen bir siyaset dili bu ülkeye zarar verir. Kimden gelirse gelsin zarar verir.
Siyasi liderler unutmamalıdır ki makamlar geçicidir ama kullanılan sözler kalıcıdır. Bugün mikrofonların önünde sarf edilen bir hakaret yarın toplumun hafızasında yer eder. Ve bir ülkenin siyaset dili bozulursa, o toplumun huzuru da bozulur.
Kalın Sağlıcakla…









